Sinekli Bakkal

Sinekli Bakkal
Televizyon kanallarının birinde, Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal romanından uyarlanan ve çekimi yapılan bir dizi gösterime girdi.
Daha ilk bölümünü seyrediyordum ki, adı geçen romana bir çok karakterde ve konuya bağlı kalınmadığını gördüm. Romanı 2004 yılında okumuştum. Hafızam beni yanıltıyor mu diye şüpheye düştüm, dizi ilerledikçe. Ve aldım romanı bir daha okudum.
Hafızam beni yanıltmamış. Dizinin adı Sinekli Bakkal ama, senaryosu apayrı. Tespit edebildiğim uyumsuzlukları sırasıyla açıklayayım.
-Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın yerini, okul patronu Selim Bey almış.
-Selim Paşa’nın iki oğlu yok. Hilmi adında, yönetim muhalifi bir oğlu var. Onur adındaki oğul ise senarist tarafından monte edilmiş.
-Per eğrini Yunan asıllı değil, Katolik bir İspanyol asıllı rahip eskisi.
-Vehbi Dede, evin biyolojik dedesi değil, Galata Mevlevi hanesine bağlı bir Mevlevi dedesi.
-Sahit bey ağabey, mahallede kendisini namuslu zanneden tulumbacı başı bir genç. Rabia’da gözü yok, sadece koruyucusu.
-Kız Tevfik’in ilk sürgün yeri yurt dışı değil, Gelibolu’dur.
-Selim Paşa, Rabia’yı olmayan oğlu Onur ile değil, Bayram Ağa’nın yeğeni Bilal ile evlendirmek istemektedir.
Neyse, dizi üç veya dört bölümünün ardından yayından kaldırıldı. İzleyici de, “Sinekli Bakkal” diye lanse edilen bir uyduruk dizi seyretmekten kurtuldu.
Gel gelelim dizinin yayından kaldırılmasının nedeni, medyaya “Uyduruk” diye yansımadı. Güya Rabia’nın Dedesi “İmam İlhami” tavırlarıyla “Fetullah Efendi”yi çağrıştırıyormuş da, onun için yayından kaldırılmış.
Uzaktan, yakından alakası yok. Romanda birkaç konu birden işleniyor.
-Yobazlık ve dini taassup
-Belli bir kesimin sefahat içindeki yaşamı
-II. Abdülhamid’in jurnal sistemi neticesinde masum bir çok insanın işkence görmesi, Arabistan ve Afrika çöllerine sürgün edilmesi; babası sağ iken baba hasreti çeken çocukların ve oğlu sağ iken evlat acısı çeken babaların dramı.
Hoş, daha dizi başında sayılabilecek aşamada yayından kaldırıldı. İleriki bölümlerde yukarıda sıraladığım konular işlenecekmiydi bilmiyorum.
Yani durup dururken, nereden çıktı Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal’ı? Tam da Osmanlı’nın halk arasında sempati ile karşılanmasına gayret gösterildiği bir zamanda.
Doğru. Henüz iki yaşındaki meme çocuğu Şehzade Ahmet’i “Devletin Bekası” için boğduran Fatih namlı bahşettiği kapitilasyonlarla ülkeyi yüzyıllarca sömürten Kanuni, kendi milletinin evlatlarını Arabistan ve Fizan çöllerine süren cennetmekan Abdülhamid ve vatanını düşünmeden İngiliz zırhlısına bir hamle de atlayan Vahdettin’lerin hünerlerinin örtülüp kapatılmasına bunca gayret gösterilirken, nereden çıktı bu Sinekli Bakkal? Pişmiş aşa su katmak ta nereden çıktı canım?
Son yıllarda, bir Osmanlı sevdası çimlenmeye başladı bazı kesimlerde. Osmanlı ile yatıyorlar, Osmanlı ile kalkıyorlar. Bu çağda, bu sevda hayra alamet değil.
Size iki eseri tavsiye ediyorum. Mutlaka temin edin, okuyun ve çevrenize okutun. Biri Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal’ı, diğeri de Ali Kemal Meral’ın Padişah Anaları.
Öğrenmenin en sağlıklı yolu, dinlemek değil okumaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir