Ah Bir Zengin Olsam!

“Sayısal Loto’nun 15 Ocak’taki çekilişinde 3 milyon 350 bin 415 lira tutarındaki büyük ikramiyenin tek başına sahibi olan 44 yaşındaki Mestan Kocatürk, oturduğu Manisa’nın Sarıgöl İlçesi’ne bağlı Çavuşlar Köyü’nü ihya etti.”
Bu haberi okuyunca aklınızdan ilk geçen neydi?
“Helâl olsun adama!” mı?
Yoksa:
“Ben olsaydım çoktan ortalardan toz olmuştum!” mu?
Ortalardan toz olmak işin kolayı belki.
Zor olansa kaçmamak, hayatını bozmamak, çıkan parayı doğru kullanmak.
****
Büyük ikramiyenin kendisine çıktığını hayal eder insan bazen. Para çıkınca şöyle yaparım böyle yaparım deyip planlar yapar.
Alınacak o kadar çok şey, görülecek o kadar çok yer vardır ki. Hâttâ an gelir çıkmamış parayı harcarken yorulur.
Hayat standardını birdenbire yükseltmek ister mesela. Özendiği ne varsa hepsine sahip olmak ister.
Ay sonunu nasıl getireceğini düşünmeden sorumsuzca yaşamak ister.
Yaşadığı hayatı biraz iyileştirmesi ve kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesi için o para yeterdir ve artardır aslında.
Ama insanoğlu zorlanarak sahip olabileceği şeylere daha çok kıymet verdiğinden olsa gerek, cebinde parası bol olunca kolayca edinebileceği hiçbir şeyin yüzüne bakmaz.
Ve çok zaman aynı senaryo tekrar başa sarar.
Bu sefer de yükselttiği standartlarının yüksek giderlerini karşılamakta zorlanmaya başlar.
Hesap bir türlü tutmamakta, para suyunu çekmekte ve hazıra dağ dayanmamaktadır.
Genelde de bu hikâye başlangıç noktasından daha daha gerilere düşmekle sonlanır.
****
“Az verip aratmasın, çok verip azdırmasın” denir ya hani, o kadar büyük meblağın karşısında mutedil davranabilmek de bir meziyet olmalı.
Bir yandan da şans perisinin sihirli dokunuşluyla hesabına doluşan onca paranın keyfini de çıkartmak da lâzım.
Bu arada herkesin keyif anlayışı da farklı farklı tabii ki.
Kimisi dünya turuna çıkmak isterken, kimisi de ücretini ödediği kadınlarla nerde akşam orda sabah yaşanan bir hayata dalıyor.
Kimisi kendisini alışveriş merkezlerine atarken, kimisi araba galerilerinden çıkmak bilmiyor.
Estetik merkezlerinin kapısını aşındıranlar, mücevher mağazalarını ikinci adresleri edinenler…
Mestan Kocatürk ise şahsına çıkan parayı çevresiyle (tadında-dozunda) paylaşarak kalkındırdığı, geliştirdiği, iyileştirdiği her şeyden mutlu olanlardan.
Böyle insanlar da kalmış mı derseniz;
Evet işte gördüğünüz gibi kalmış…
****
Ben’ce; para fazlalılığının insanda yaratacağı en büyük olumsuzluk çevresindeki insanların dostluğunu, arkadaşlığını ve güvenilirliğini sorgular olması.
Sağlam karakterli ve kendilerine güvenli kişiler paranın kendi kişiliklerinin önüne geçmesine zaten izin vermezler.
Paranın arkasına saklananlarsa arkada gösterecekleri bir şey olmadığını bilenler ve o yüzden de perdenin önünde oynayanlardır.
Zengin de olsalar fakir de olsalar hepsi eninde sonunda kefenin cebine 1 kuruş dahi koyamadan göçüp giderler.
Geride kalansa hoş ya da nahoş, tek bir ‘sadâ’dır…
cananekncylmz@gmail.com'

Canan Ekinci Yılmaz

1 Nisan 1963 Karacabey doğumlu. Karacabey Lisesi mezunu. 5 Ekim 2010 itibariyle yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir