Yabancıların gözü süt pazarında

*Yılmaz, “Dünyanın en iyi teknolojisine sahibiz. Global oyuncu ayranın, beyaz peynirin, kaymaklı yoğurdun teknolojisini bizden iyi bilebilirler mi?” dedi.
Karacabey Uluabat Köyü’nde kurulan ve 34 yılda Türkiye’nin bir numaralı sütçüsü olan Sütaş’ın Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, yabancıların giderek ilgisine çeken süt ve sütlü ürünler pazarını değerlendirdi.
Yılmaz, yılda 11 milyon ton süt üretilen ancak tüketimi hâlâ yüzde 70 oranında ambalajsız ürünlerden karşılanan bir ülkede tüm tüketimin kayıt altına alınması koşulunda bile daha uzun yıllar sıkıntı yaşanabileceğine dikkat çekti.
Yılmaz, “Belki de bu yüzden mevcut Türk ve yabancı oyunculara ek olarak yeni global oyuncular da bu pazarla yoğun olarak ilgileniyor. Dünyanın en iyi global oyuncusu kadar teknolojiye sahibiz. Bize yeni bir teknoloji getireceklerse başımızın üzerinde yerleri var. Türkiye’deki geleneksel ürünlerin teknolojisini global oyuncular bilemezler bunu biz biliriz. Ayranın teknolojisini benden iyi mi bilecekler? Kaymaklı yoğurdun teknolojisini benden iyi mi bilecekler, beyaz peynirin teknolojisini benden iyi mi bilecekler? Türkiye’ye gelenler yeni bir şey getiriyorlarsa tamam ama biz de pay alalım diye geliyorlarsa bu haklı değildir. Haklı olamaz. Daha fazla süt ürünü tüketilmesine yönelik ürünler geliştirebilirlerse bu topluma faydaları olur. Ama tabii ki ticari kaygıdan öte tüketicimize saygı gösterilmesi gerekir” dedi.
Sektörde rekabet çok kızıştı
Yılmaz, “Uzmanlaşma, verimlilik, yani bize emanet edilmiş kaynakları en verimli şekilde kullanmak hatta bunları geliştirebilmek uzmanlıkla ve işinize fokus olmakla mümkün. İşinizi dağıttıkça verimi kaybedersiniz, verimi kaybetmek demek size emanet edilmiş kaynakları israf etmek demek. Bu tarımsal düzen israf edene prim vermez, en verimli kullanana prim verir. Ve bugün de gelecekte de kim uzmanlaşırsa, kim en yüksek verim seviyesine çıkarsa, kim insanların mutluluğuna erişebilirse onun yolu açık olur. Biz de Sütaş’ın yolunun açık olmasını istiyoruz. Ve bu dünyada, aldığımızdan çoğunu vermenin gönül huzuruyla yaşamak istiyoruz.
Türkiye’nin 81 ilinden 7 bini aşkın süt sığırı yetiştiricisi ve çiğ süt üreticisi bu eğitimleri aldı. Çiftçi kendi yaşlıysa, kızını oğlunu gönderiyor. Şimdi aynı eğitim okulunu Aksaray’da da kuruyoruz.
Biz sermaye şirketi değiliz. Biz evinizin kapısını her gün çalan sütçünüzüz. Biz bu sütçülüğe etten, kemikten, can katıyoruz, ruhumuzu veriyoruz. Bunu tabii ki toplumun denetimine açık tutmak için her şeyi adım adım yapmaya çalışıyoruz. Çünkü ideallerimizin geleceği toplumun karşısına, şeffaf, denetlenebilir bir şekilde çıkmak. Ve geleceğimizi de burada görüyoruz, bu şirketi her geçen gün daha şeffaf hale getirip topluma emanet etmek istiyoruz, ancak borsa bize henüz bu güvenceyi vermiyor. Sütaş’ın borsadaki değerinde hakedilmeyen dalgalanmalar kafa karışıklığına yol açar” diye konuştu.
Uruguay’daki bir süt ineğinin Türkiye’deki damızlıkla farkı nedir?
Muharrem Yılmaz, “Uruguay’dan damızlık ithal etmek Türkiye için çaresizliğin ve panik halinin göstergesidir. Türkiye 300 bin tane damızlık ithal etti mi? Bu kadar damızlık alırsanız dünya sütçülüğünde önemli bir rekabet yolu açılır. Nerde bu inekler? Neyi becerdik de aynı yoldan gitmeye çalışıyoruz? Dolayısıyla Türkiye hayvancılığının geliştirilmesinin yolu ithalat değil, kendi damızlığımızı yetiştirmektir. Kendi damızlığımızı seçip belgeleyebilmektir. Bu sektöre olan gönül borcumuzun bir sonucu olarak biz bu işi yapmaya karar verdik. Ve şu anda bir toplama, karantinada gözlemleme, belgelendirme, tohumlama ve böylece üreticilerimizin ihtiyacı olan güvenlik, belgeli damızlıkları onlara temin etme sisteminin altyapısı kuruldu. Türkiye’nin damızlıktan önce mevcut hayvan varlığını daha iyi bakıp besleyip onlardan daha iyi verim almaya ihtiyacı var. Türkiye sadece mevcut hayvanlara daha iyi bakarak üretimini yüzde 20 arttırabilir. Bunları yapmadan başka işlere dikkatimizi dağıtmayalım. Bu işin çilesini çeken ve bu işi yapmak isteyenlere ithalat imkânı verilmesi lazım. Başlangıçtaki o sürüyü ancak ithal ederek oluşturabilirler. İthalata damızlık üretmek kaydıyla izin verilmelidir” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir