Uluabat gölünü bekleyen tehlike!…

Akan bir nehrin doğduğu yer ile denize veya göle karıştığı yer çok farklı coğrafyalar olabilir.

Ağrı Diyadin’den doğan Murat Nehri ile Erzurum Dumludağ’dan çıkan Karasu’nun birleşmesiyle adını alıp Türkiye, Suriye, Irak üzerinden Basra’ya dökülen Fırat mesela… Sizden uzak olduğunu düşündüğünüz şeyler size sandığınızdan daha yakın olabilir. Suriyeli, Iraklı; Fırat’a etki edecek bir şeye “bana ne” diyebilir mi? Bursalı, Bilecik’te, Yalova’da, Balıkesir’de, Kütahya’da olan bir şeye “bana ne” diyebilir mi?

Bugün, Ramsar Sözleşmesi’yle korumaya alınan Uluabat gölünü yakından ilgilendiren bir ÇED görüşmesi var. ÇED almak isteyen Zenit Madencilik adlı firma, Kütahya’nın Tavşanlı ile Simav ilçeleri arasında kalan Dağardı bölgesinde siyanürlü altın madeni işletmesi açmak istiyor. Bölgenin önemi sadece Bursa’ya komşu olması değil!

Uluabat gölünü besleyen iki çaydan birisi olan Emet’in bu topraklarda doğuyor oluşu!..

Kaldı ki…

Bölgenin bir hassas yanı da hâlâ aktif depremler üreten Kütahya, Simav ve Alaşehir fay hatlarıyla iç içe olması.

Cumhuriyet Halk Partisi Kütahya İl Başkanı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Tavşanlı İlçe Başkanı Füsun Aktakka Yıldız, Simav İlçe Başkanı Hasan Koç’la birlikte incelemeler yaptıktan sonra şu notu düşüyor, “Bölge, kamuoyu tarafından çok fazla bilinmese de güçlü turizm, tarım ve hayvancılık potansiyeli ve yoğun orman dokusu ile bir yeryüzü cennetidir.

Proje kapsamındaki ÇED alanı toplamda 668,85 hektardır, alanın 508,79 hektarı orman, 160 hektarı zirai arazi ve meradır. İşletmede gün aşırı beş yüzü aşkın noktadan, yılda yetmiş iki tonun üzerinde dinamit kullanılarak patlatma yapılacaktır. Elde edilen bir milyon 600 bin ton cevher öğütülüp, siyanür havuzlarında çözeltilerek hidroklorik asitle yıkanacaktır. Bu durumda işletme sahası içinde kalan Örencik, Avcılar, Kavaklı, Tepebaşı köylerinin burada yaşayabilmeleri mümkün değildir!

Bölgede bulunan kırk civarında köy ve Emet, Hisarcık ilçeleri de işletmeden olumsuz etkilenecektir. Bölgede yoğun olarak mera tipi hayvancılık yapılmaktadır ki, projenin gerçekleşmesi durumunda bu hayvancılık üretimi ve ziraat de ortadan kalkacaktır. Maden işletmesi ile sahada bulunan ormanlarımız ve içindeki canlı ekosistem yok edilecektir. İşletme sahasında bulunan, ciddi turizm potansiyeli yaratabilecek sarkıt ve dikitleriyle İnçal ve Kocain mağaraları da yok olacaktır!..

Maden projesi gerçekleştirilmek istenen bölgede zengin yer altı ve içme suyu olarak kullanılabilecek 1. derecede kaliteli yer üstü su kaynakları bulunmaktadır. Bu kaynaklar Susurluk havzasında yer almaktadır. Buradan doğan Emet Çayı Uluabat gölüne oradan da Marmara Denizi’ne ulaşmakta ve milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı Bursa ve Balıkesir illerimizi beslemektedir.

Kuraklığın en önemli sorunumuz olduğu günümüzde mevcut sular maden yıkama için kullanılacak ve patlatmalarla su derine kaçarak kaybolacaktır. Ayrıca açığa çıkan ağır metallerle kirlenen su kaynakları tüm bölgeyi ve havza içinde bulunan büyük şehirleri olumsuz etkileyecektir.”

Yani, mesele sadece Kütahya’nın değil, Bursa ve Balıkesir’in de meselesi!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir