Uluabat Gölü nasıl kurtulur?

Uluabat Gölü nasıl kurtulur?
Uluslararası Karacabey Uluabat Gölü’nün Sorunları ve Çözüm Arayışları Çalıştayı’nın sonuç bildirisinde önemli uyarılar yer aldı.
1998 yılında Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan ilan edilen gölün, çok hassas olmasına karşın, birçok tehdit ve tehlike altında bulunduğu görüşüne yer verilen bildiride çözüm önerileri de sıralandı.
Bildiride, sığ olan Uluabat Gölü’nde su seviyesinin değişken olduğuna işaret edilerek, göldeki salınımların varlığı, yaşanabilir ortam sağladığı belirtildi.
Salınımın, suyun aşırı doldurma yada aşırı boşaltma nedeniyle ortadan kaldırılmasının, göle ve göldeki doğal yaşam ortamına büyük zarar verdiği ifade edildi. Ayrıca, 1998 yılında Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan (Ramsar Alanı) ilan edilen gölün, çok hassas olmasına karşın, birçok tehdit ve tehlike altında bulunduğu görüşüne yer verildi.
Merkezi ve yerel yönetimlerin, gölü korumakla yükümlü olduğuna dikkati çekilen bildiride, sorunların çözümüne yönelik önlemler açıklandı. Bildiri de: ”Kirliliğin ana kaynakları olan Mustafakemalpaşa ilçesi ile Akçalar beldesinin evsel ve sanayi atıkları için arıtma tesisi yapılması, Mustafakemalpaşa sulama sistemi drenaj suyunun doğrudan göle boşaltılmasının engellenmesi gerekmektedir. Gölde var olan aşırı azot ve fosfor birikiminin azaltılması için Mustafakemalpaşa çayından gelen erozyon önlenmelidir. Göl havzası içerisinde Bursa Büyükşehir Belediyesi 1/25.000 planı içerisinde öngörülen ve sulak alan yönetmeliğine ters düşen planlamaların iptal edilmesi, göl havzası içerisinde yer alan birçok sektörün yapılaşma, taş ve kum ocakları açılması isteklerinin reddedilmesi ve var olanların kapatılması gerekmektedir. Gölde ağaç ve çalı kesilmesine, sazlık ve çalılık yakılmasına ağır cezaların getirilmesi sağlanmalı, köylerde alternatif enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Göl havzası içerisindeki tarımsal faaliyetlerde kullanılan ilaç ve gübrelerle ilgili eğitime özel yer verilmeli, kontrollü ve bilinçli tarımsal mücadele yapılması sağlanmalıdır.
Ekonomik balık türlerinin avlanmasında yeni kurallar getirilmeli, kurallara uyulması ve kontrollü balık avlanması sağlanmalıdır. Göl kıyısı ve içinde kuşların avlanması ruhsatlandırılmalı, kurallara uygun avlanma sağlanmalı, gerekirse yasaklanmalıdır.” Gölde ve göl çevresinde üreyen ya da göç eden kuşların özellikle de leyleklerin Uluabat, Nilüfer ve Simav çayları, Karadere, Karacabey Boğazı, Manyas Gölü ve yakın sulak alanlarla sıkı bağlarının bulunduğuna değinilen bildiride, şu görüşlere yer verildi: ”Bu alanlarda meydana gelen bozulmalar, göldeki ve çevresindeki kuş varlığını da etkilemektedir. Bu sorun, on binlerce göçmen kuşun göç yolu üzerinde olan ve korunma, beslenme ve dinlenme alanı olarak hizmet veren Nilüfer Vadisi’nde belirgin biçimde yaşanmaktadır. Bu nedenle Nilüfer Vadisi’ndeki taşkın alanların ve gölcüklerin, bozulmalarının önlenmesi gerekmektedir” denildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir