Şehirlerin yükü azalmadan soğuması zor!

Kar neden daha çok yükseklere yağar?

Yağmur nasıl oluşur?

Rüzgâr, toprağa yapışmış ağaçları kökünden nasıl söküp atar?

Heyelan neden olur?

Nasıl önlenir?

Toprak neden çatlar?

Barajlar neden kurur?

30 katlı binaların en üst katlarına su nasıl ulaştırılır?

Defter, kalem, kağıt dönemi sona erip de geçim derdine düşenlerin kaçta kaçı bu soruların yanıtı bugün de merak ediyordur acaba?

Toprağın çatladığı, barajların kuruduğu bir dönemde bu olaylara kafa patlatıp eski bilgilerini tazelemek için kitap karıştıran, internete girip sorgulayanların karşısına neler çıkıyordur?

Hele ki…

Yeşil bir şehre göçenler bugün nasıl bir Bursa ile karşı karşıyalar?

Büyükşehir kanadından yapılan açıklamalarda sırtını Uludağ’ın bereketli yüzüne yaslamış Bursa’nın 75 günlük suyunun kaldığı belirtiliyor.

Kim inanır değil mi?

Bursa, onca akarsuyun, Uludağ, Katırlı gibi dağların, İznik, Uluabat, Gölbaşı gibi büyük su kaynaklarının adresi olan bir kent ve sadece 75 günlük suyu var.

Bir sonraki yıla kadar susuz kalmamamız için yağmurdan çok kar yağışına ihtiyacı duyuyoruz.

20 yılda 30 yılda bir böyle kurak kışları olurdu Bursa’nın ama günümüzde yaşanan sorunun temelinde daha çok doğaya karşı işlenen suçlar var.

Taş ve mermer ocakları için kesilen ağaçlar.

Otobanlar için heba edilen ormanlar.

Maden çıkarılması için içinde yaşayanların bile umursanmadığı dağlar, tepeler böyle yok edilmeye devam edildiği sürece küresel ısınmanın ağır sonuçlarıyla her kış yüzleşmek zorunda kalacak gibiyiz.

Özellikle daha ılıman mevsime sahip batı kentlerine yaşanan göç dalgasının önüne geçilmez, artan nüfus kontrol edilemez ise bu sıkıntıların çok daha fazla büyüyeceğini bugünden görmek kehanet sayılmamalı.

1995’lerde Ovaakça Doğalgaz Çevrim Santralı’nın yapılmasına karar verildiğinde Bursa’nın geleceğini düşünenler o günlerde şunu söylüyordu:

“Bu santralin yapımına izin vermek Bursa’da hava sıcaklığının en az 1, 1,5 derece ısınmasına müsaade etmek olur.

Bu da kar yağışından yağmura kadar birçok hava akımına etki eder” diyorlardı.

Ovaakça Çevrim Santralı’nın ardından irili ufaklı onlarca doğalgazla çalışan santral yapıldı Bursa’ya…

Sonuçları ortada işte…

Bursa’ya eskiden kar yağdığında bir iki hafta kalırdı.

Günümüzde kar yağmadığı gibi yolunu şaşırıp da düşen kar da bir günü geçmeden ortadan kalkar oldu.

Geleceğimizi tehdit eden böylesi doğa olayları varken Bursa’ya hala termik ve doğalgaz santrallerinin kurulmak istenmesi küresel ısınmanın yönetenler katında görmezden gelindiğinin açık bir kanıtı değil mi?

Bursa gibi suyun beşiği bir kentte 75 günlük su rezervi kalmışsa şehrimizi yönetenlerin gelecek planlarında küresel ısınma başlığını her şeyin önüne koymaları gerekir.

Şehirlerin yükünü azaltmadan soğumasını sağlamak imkânsız çünkü…

Konut…

Sanayi…

Trafiğe çıkan günlük araç sayısıyla Bursa yanmaya devam edecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir