HZ. ALİ (K.V.) – (2)

Derin ve ince Fatıma, Peygamber evinin müşterek çatısı altında, bir gün bu evin nur soyuna yol açmak üzere bilmeden Hz. Ali’yi beklemektedir.
Fatıma ismi “Fatm”’dan geliyor. Fatıma (kendisi ve zürriyyeti ateşten, cehennem ateşinden kesilmiş demek) Zehra ve Betül’de lakapları ve sıfatları. Zehra (beyaz ve nurlu yüz), Betül (kendisini Allah’a veren ve ruhunda O’ndan başka hiçbir alakaya yer bırakmayan).
23 yaşını doldurmakta bulunan ulvi delikanlı, Allah Resulü’nün huzurunda…
Gözleri yerde ve dili düğüm, düğüm bağlı…
Allah Resulü gülümseyerek Hz.Ali’nin haline bakıyorlar. Diyorlar ki:
-Dünyalık olarak neye maliksin ya Ali?
-Bir zırhla, bir at…Bütün malik olduklarım bu kadar ey Allah’ın Resulü!…
-Atın sana lazım, git zırhını sat, parasını getir!
Hz.Ali zırhını 480 dirheme sattı, para avuçlarında, gözleri yerde, Allah’ın Resulü’nün huzuruna geldi.
-Zırhımı sattım ve parasını getirdim ey Allah’ın Resulü!
Kainatın Efendisi elini uzatıp bu paradan birazını(80 dirhemini) aldı ve Bilal Habeşi’ye verip emir buyurdu:
-Bu para ile ev için gerekli olan çeyiz eşyasını alınız…
Tahtadan bir sedir, bir şilte ve yastık yaptırıldı. Şilte ile yastığın için hurma lifleri dolduruldu. İşte bu çiftin olanca çeyiz eşyası!…
Düğün ziyafeti o zamanın ölçülerine göre pek ihtişamlı oldu. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma diyor ki: O güne kadar Fatıma’nın düğün ziyafetinden daha büyüğü görülmedi!.
Bu düğün ziyafetindeki yemekleri sayacak olursak: Arpa yemeği, hurma, ayrıca yağ, yoğurt ve taze hurmadan yapılan basit bir yemek!…
Hz.Hasan hicretin üçüncü yılında Ramazan ayının onbeşinde, Hz.Hüseyin ise hicretin 4. yılında Şaban ayının beşinde dünyaya geldi.(Hasan ve Hüseyin: Güzellik)
Hasan ve Hüseyin, Fatıma-Ali ağacının kainatı kuşatıcı iki ana dalı. Buhara’dan Endülüs’e kadar milyonlarca Seyyid, milyonlarca Şerif… ve aynı kandan nice Veli…
Hz.Ali, Allah’ın Resulü tarafından Tebük gazasında vekil sıfatı ile Medine’de bırakıldı. Bu nedenle Murtaza (Peygamber rızasına ermiş) lakabını almıştır.
Bir gün Allah’ın Resulü, Hz.Fatıma’nın evinde. Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin ile oynamaktadır. Hz.Hasan, Peygamberler Peygamberi dedesine susadığını söyledi. Allah’ın Resulü raftan bir tas aldılar, avluya çıktılar ve mübarek elleri ile avludaki koyundan süt sağarak getirdiler. Hz.Hasan minicik elleri ile tası kavradı ve ağzından çenesine süt damlaları yuvarlanarak içti. Manzarayı büyük bir zevkle seyreden Allah’ın Resulü’nün yanında ikinci torun Hz. Hüseyin:
-Bende isterim!
Allah’ın Resulü, Hüseyin’e biraz sabrederse aynı sütten içeceğini söylediler.
Fakat masum çocuk süt, süt diyor, tepiniyor.
O anda odaya Hz.Fatıma girdi. Hz.Hasan’ın zevk dolu,Hz.Hüseyin’in de kırgın tavrına baktı ve:
-Ey Allah’ın Resulü, galiba Hasan’ı, Hüseyin’den fazla seviyorsunuz! Dedi.
Kainatın Efendisi buyurdular:
-Ben, seni ve Ali’yi nasıl eşit sevgi ile seviyorsam, Hasan ve Hüseyin’i de aynı eşitlikte seviyorum. Zira ben, sen, Ali, Hasan ve Hüseyin bugün bir arada olduğumuz gibi, yarın kıyamet gününde de beraber olacağız…
“Bu baş kadronun ismi Al-i Aba”dır.

Kainatın Efendisi bir gün Hz.Fatıma’nın evinde. Hz.Ali biraz evvel bir parça et getirmiş. Et pişirilmiş, Hz.Fatıma sofrayı hazırlayıp Allah’ın Resulü’ne yemeğe katılmalarını istirham etti.
Allah’ın Resulü, Hz.Fatıma’yı sağlarına, Hz.Ali’yi sollarına oturttular; Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’i de kucaklarına aldıktan sonra, bu mübarek topluluğu, mübarek aba’larının içinde kuşattılar…
-Ya Rab! Bunlar benim Ehl-i Beyt’im(Evimin kadrosu). Sen bunları, nefislerini lekeleyici fenalıklardan temizle, uzak tut ve koru.
Peygamber kucağındaki masumlardan birinin bir gün kesik başını ve susuzluktan çatlamış dudaklarını, elindeki değnekle dürtecek ve Allah’ın Resulü’nün halifeliği makamında oturduğunu iddia edecek bir insan, evet böyle bir insan da gelecektir.
Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve yine hiçbir şey insan kadar alçalamaz.

Uhud savaşından sonra:
Hz.Ali’nin topuğunda küfür okundan bir parça…Cerrahlar Hz.Ali’ye ısrar ettiler.
-Parçayı çıkarmamız lazım! Acısına dayanmalısın!
-Olur dedi, Hz.Ali; ama ben namazda iken almanız lazım…Ancak o zaman dayanabilirim.
Hz.Ali namazda iken ok parçası topuğundan çıkarıldı ve yara dağlandı…
Hz.Ali selam verdikten sonra, yanındaki cerraha sordu:
-Ne oldu, çıkardınız mı parçayı?
Cerrahların hayretle açılan gözleri karşısında, şu cevabı verdi:
-Kafesteki kuşu salıverdikten sonra, kafesi parçalayacak olsanız kuşun bundan haberi olur mu!…

Alemlerin Sultanı, Peygamberler Peygamberi Hz.Muhammed(S.A.V.)’in rahatsızlandıkları, 5 Rebiülevvel Pazartesi gününden, güneş ufka erdiği ve sırlandığı 12-13 Rebilülevvel Pazartesi-Salı gününe kadar olan kısmı, Hz.Ebu Bekir Sıddık(r.a.)’ın halife seçilmesi, Hz.Ali(k.v.) ile Hz.Fatıma’nın durumlarını Alevilik konusunda anlatmak üzere geçiyoruz…

Peygamberler Peygamberi’nin 63 yaşında vefat ettikleri o an, Hz.Ali 33 yaşında bir gençtir. Bu yaş Hz.Ali için kemale erişme, pişme ve olgunlaşma çağıdır. Şimdi Hz.Ali’nin gözünde, kendisi 10 yaşındayken idrak ettiği, nübüvvet devresinin bütün hatıraları, çizgi çizgi ve kelime kelime canlanıyor ve onu alakadar eden ayet ve hadisler kulaklarında uğulduyor.

Hicret gecesi 23 yaşında delikanlı olan Hz.Ali, Allah Resulü’nün yatağında. Bu münasebetle inen ayet meali;
“-İnsanların öyleleri vardır ki, nefislerini Allah’ın rızası yolunda feda ederler…”
Hz.Ali’nin oruçlu iken biricik iftarlığını kapısını çalan fakire vermesi üzerine inen ayet meali;
“-Onlar ki, yemeklerini seve seve fakirlere, öksüzlere ve kölelere verirler…”
Bir gün de Hz.Ali’nin 4 dirhem parası var. Birini gizli, öbürünü açık, daha öbürünü gündüz, sonuncusunu da gece sadaka ediyor. Hadiseyi haber alan Hz.Peygamber bu dört veriş tarzının sebebini soruyor. Hz.Ali: Birinden biri kabul edilir ümidi ile… ve şu mealdeki ayet iniyor;
“-Onlar ki, mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık, Allah için harcarlar…Onlara Rab’lerinin katında ecir vardır ve korku ile hüzün yoktur…”
Peygamber Efendimizin, Hz.Ali için söylediği Hadisler’den bazıları :
-“Ya Ali! Sen benim dünya ve ahirette kardeşimsin.”
-“Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısı.”
-“Ben ilim beldesiyim, Ali de onun kapısı.”
-“Ben kimin büyüğü isem, Ali de onun büyüğüdür.”
-“Ya Ali, sen bana ve ben sana sımsıkı bağlıyız.”
-“Ali; sabah yıldızı dünyadakileri nasıl ışıldatırsa, cennettekilere öyle ışık saçacaktır.”
-“Ali bana bağlılıkta, başımın vücuduma nispeti gibidir.”
-“Ali’ye nazar etmek (O vasıta ile Allah’a yönelmek) ibadettir.”
-“Ali’ye eza eden, bana eza etmiş olur.”
-“Ali’yi seven, beni de sever, beni seven Allah’ı da sever. Ali’ye buğuz besleyen, bana da buğuz beslemiş olur, bana buğuz eden ise Allah’a buğuz etmiştir.”
-“Ali’ye söğen bana söğmüştür.”
-“Ali Kur’an ile, Kur’an da Ali iledir, ve onlar kıyamete dek birbirlerinden ayrılmaz.”
-“Kardeşlerimin en hayırlısı Ali, amcalarımın en hayırlısı da Hamza’dır.”
-“Ali iyilerin İmamı, facirlerin de katilidir, ona yardım eden kazanmış, hiyanet eden de mahvolmuştur.”
-“Ali benim dinimi kaza eder(yerine getirir)”
-“Ali bendendir ve ben Ali’denim ve benim borcumu ancak o eda eder, onunkini de ben…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir