Gözüm varsa, gözüm çıksın!

23 Ekim 2011 Pazar günü Van’da
meydana gelen 7.2 şiddetindeki deprem ülkemizde büyük üzüntü yarattı. Aynı
zamanda büyük bir toplumsal dayanışmayıda ortaya çıkarttı.

Depremin ertesi günü 20 kişilik bir
kurtarma ekibinin ekip lideri olarak Van’a hareket ettik. Hızla depremin en
yıkıcı olduğu ilçe Erciş’e geçtik. Bir hafta arama-kurtarma faaliyeti yürüttük.
İki enkazda gece-gündüz, yağmur-soğukta durmaksızın çalıştık. Sonra geri
döndük.

Van/Erciş gözlemlerimi yazmam
konusunda epeyce bir basınca uğramama rağmen, bu konuda “yazı yazmak” isteği
hiç oluşmadı bende. Bu tutum pasif-agresif bir tavır olarakta algılanabilir.

Kurtarma faaliyetlerini yarı
enkaz-yarı medya önünde yürüten ekiplere karşı bir tepkinin iç güdüsel
dalgalanması da olabilir bu “yazmama isteği”.

Bir yanda sessiz ama etkili ve
başarılı kurtarma çabası yürüten Zonguldak Maden İşçileri gibi etkin gruplar.
Diğer yanda enkazın yanı sıra canlı yayın aracı kurmuş medyanın uzattığı
mikrofonları asla boş bırakmayan “medyatik ekipler. Mesela AKUT.

Ben hep Zonguldak Maden işçilerini
hayranlıkla izledim ve gözledim. Mütevazilik ve etkin çalışma anlayışları bende
hep hayranlık uyandırdı. Medyatik grupların enkaz çalışmaları kadar ekranlara
“hevesli” olma halleri bir tuhaf kaçtı deprem ortamında.

Neyse anlatmak istediğim esasen bu
değil. Yazmaktan kaçınmamın nedeni olabilir diye bahsettim. Sonuçta son derece
insani bir faaliyeti gidersin-işini yaparsın-dönersin-deneyimler
çıkarırsın-hazırlanırsın biçiminde yürütmek gerekir diye düşünüyorum.

Yanılıyor olabilirim.

Sonuçta medyada görünür kılmaya
çalışmakta ekipleri “motive eden” bir dinamik olabilir. Anlamak lazım. Neyse
esasen konuda bu değil.

Peki neden yazdım, yazma gereği
hissettim.

Sonuçta deprem büyük bir yıkım ve
arkasında çok büyük acılar ve hüzünler bırakıyor. O acılara hüzünlere biraz da
olsa el uzatmaya çalıştığınızda sizide geride kalanların kötü yaşam koşulları
kuşatıyor. Aklınızdan çıkmıyor geride bırakıp sıcak evinize döndüğünüz
insanlar.

Soğuk,kar yagışı,barınma,ısınma,beslenme
koşulları asgari düzeyden bile olsa sağlanamamışsa. Hele birde devletin tüm
yetkili ağızları “sorun yok her olanak sağlandı” türünden gerçek dışı
açıklamalar yapıyorsa. Hele birde siz gidip tüm yaşananlara tanık olmuşsanız.
Yaşanan gerçekleri görmüşseniz. Geriye bu açıklamalar karşısında sadece “buruk
bir tebessüm” kalıyor dudaklarınızda.

17 Ağustos depreminin yarattığı
maddi-manevi yıkım henüz tamir edilmemişken, Van’da yaşanan deprem çürük
sistemimiz yüzünden yeniden canımı çok sıktı. Yine sesimiz karanlık boşluklarda
çaresizce yankılandı, orada kimse var mı diye! Aradan geçen 12 yıla, tek başına
iktidar olma imkânını 9 yıldır kullanan bir hükümete ve bu süre zarfında tüm
yurttaşlardan toplanan 44 milyon liralık deprem vergisine rağmen, yine değişen hiçbir
şeyin olmadığını gördük. Erciş’e ulaştığımız ilk gün sıcak bir tas yemeği bile
veremeyen bir devlet vardı orda. Sonrasında da çok göremedik ortalarda.

Hükümet yine organize olamadı.
Kızılay yine çuvalladı. Dış yardım önerileri, kaç cana mal olacağı düşünülmeden,
“önce kendi gücümüzü sınamak istiyoruz” denilerek hükümet tarafından geri
çevrildi. Yurttaşlar ortak acıyı dindirmek üzere bireysel yardımdan yardım
kampanyalarına, konserlerden gönüllü kurtarma ve çalışmaya kadar organize
olurken, hükümetin valisi belediye başkanı ile ortak çalışmayı reddetti. Bütün
bunların sonucunda depremzede Vanlılar/ Ercişliler iki haftaya yakın bir süreyi
çadırsız ya da yazlık çadırlarda geçirdi. Bütün bir kışı nasıl geçirecekleri de
ayrı bir muamma!

 

Bu kadar beceriksiz bir kaymakam,vali
ve kriz masasının nasıl yanyana getirildiği ise ayrı bir muamma! Tüm bu
gerçeklerin üzeri  Başbakan düzeyinde
yapılan açıklamalar ile kapatıldı. Başbakan “sadece ilk 24 saatte eksiklerimiz
oldu” türünden bir özeleştiri ile geçiştirdi durumu. Bu konuşmasını il
başkanları toplantısında yaptı ve “beceriksizlik defterini” kapattı. Oldu mu?
Oldu!

Salt muhalefet olsun diye sürekli
yakınıp eleştirmek gibi kötü bir huyum olabilirmi?.

Şimdi size bir devlet kuruluşunun
yaşadığımız şu özel günlerde verdiği başka bir hizmeti satırbaşları ile
özetleyeceğiz. (Münafıklar okusun da utansın).

* (Diyetisyenlerin kontrolünde) sabahları çorba, akşamları
üç çeşit olmak üzere 60 bin kişiye sıcak yemek, (bu arada, insanların
tarhanadan yaprak sarmasına kadar özel isteklerinin dahi not edilip
karşılanması),

* Bu yemekleri mahalline taşımak için 15 kamyon,

* Salt bu yemek hizmeti için tahsis edilmiş 780 personel,

* Kadınlara hizmet için 299 özel kadın görevli,

* Toplamda tam 4 580 personel,

* Yaşlı ve hastalar için tam 5 000 kişi kapasiteli klimalı
çadırlar,

* Toplam 420 personelli, biri 50, diğeri 150 yataklı iki
hastane,

* Her an hizmete hazır 25 ambulans,

* Yaşlı ve hastaların bir yerden bir yere gidebilmesi için
250 otobüs,

* İnsanların özel eşyalarını taşımak için her biri 23
tonluk 50 TIR,

* İnsanları aydınlatıp ferahlatmak için farklı programlar
içeren 400 eğitim toplantısı,

* Ve hatta yöreye gelen özel konuklara hizmet etmek için
papyonlu garsonlar…

Vs., vs., vs.

Hizmetin kapsayıcılığını ve
büyüklüğünü iyice kavramak için şu verilen rakamlara bir kez daha göz atar
mısınız, lütfen.

Tek başına bu büyüklüklerde bir
hizmeti organize ve seferber eden bir kuruluşumuz olduğu için iftihar etmez
misiniz ?

Böyle bir hizmet Van’daki,
Erciş’teki insanların yaralarının sarılmasına katkı sağlamaz mı ? Sağlar.

Tabiî eğer Van’a, Erciş’e (ya da
benzer felâketler yaşadığında ülkenin herhangi bir yerine) verilebilseydi…

Bunlar Diyanet’in Arabistan’a
gidenlere, hacılara sağladıkları.

Bu gerçeğimizi bilmezden gelelim,
dert etmeyelim.

Tüm samimiyetimle söylüyorum eğer
gözüm varsa gözüm çıksın. Elbette Hac görevini yerine getirmek isteyenlere bu
olanaklar sağlansın.

Ama depremzedelerden de
esirgenmesin be gözüm.

Toplamı 70 bin olan bir Erciş’ede
bir tas sıcak yemek çıkarılabilirdi.

NOT : Yukarıda verilen rakamlara inanmayanlar çıkacaksa.
Aşağıdaki kaynaklara göz gezdirdikleri takdirde doğruluğunu kendi gözleri ile
göreceklerdir.

*
http://www.iha.com.tr/NewsDetail.aspx?nid=145153&cid=4

* http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=82111

* http://www.habervaktim.com/haber/206650/haci_adaylari_kutsal_topraklara_alisiyor.html

*
http://aa.com.tr/tr/kategoriler/yasam/100514-son-kafile-bugun-kavusuyor

*
http://www.haber3.com/haci-adaylarini-duzensiz-klima-ve-asiri-sicak-carpiyor-1056824h.htm

* http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=124486

*
http://www.milliyet.com.tr/2007/12/21/siyaset/axsiy02.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir