Cep telefonlu, bilgisayarlı ortaçağ…
Son zamanlarda bilim insanları “Yeni Ortaçağ” kavramından söz ediyor. Bu kavram tüm Dünyayı kapsıyor. Yani Türkiye için de bu kavram geçerli.
Bu kavramı çok sevmiş olacaklar ki, Yeni Ortaçağ tespitini “Yeni Türkiye”, “Yeni CHP”, ve son olarak “Yeni Cumhuriyet Gazetesi” yaratma çabaları da yükseliyor.
Ortaçağ, tarihi materyalizmin belirlediği gibi insanlığın zorunlu olarak geçtiği, bundan kaçışın olmadığı bir tarihsel dönemin ve buna damgasını vuran üretim ilişkilerinin adıdır.
Her ne kadar bazıları ortaçağın belirleyici unsuru olan feodalizmi görmezden gelse de tarihi gerçek budur.
Günümüzde emperyalizm demekten korkanlar, Ortaçağa damgasını vuran karakterin de feodalizm olduğunu görmezden gelirler. Ve ne yazık ki günümüzde feodalizmin devamını isteyen ve destekleyenler de emperyalizme emperyalizm diyemeyenlerdir.
Ortaçağ geniş insan kitlelerinin feodal beylerin zulmü altında topraksız yaşamasının simgesidir. Ancak aklımıza daha çok, din savaşları, engizisyon, haçlı seferleri, talan savaşları, bekaret kemerleri, senyörlerin şatafatlı yaşantıları ile gelir. Filmler bize Ortaçağı o şekilde anlatır. Doğru anlatanlar ise izlettirilmez.
Ortaçağ ne kadar kan, sömürü ve zulüm içerse de kaçınılmaz bir süreçtir. Biz beğenmesek de tarihi olarak haklıdır. Zira kendinden önceki köleci düzenden daha ileri üretim ilişkilerini ve toplumsal düzeni temsil eder. Çok az sayıda insan topluluğunun Ortaçağ dönemini daha az baskı, ya da kısa sürede geçirmiş olması Ortaçağın acı gerçeğini değiştirmez.
Tarih Baba’nın insanlığa Ortaçağı yaşatanları affetmesi ya da affetmemesi diye bir derdi yoktur. Ortaçağ, insanlığın büyük yolculuğunun kaçınılmaz bir aşamasıdır.
Ya Ortaçağı geride bırakalı yüzyıllar olduğu halde insanlığa yeniden Ortaçağ yaşatanları tarih affedebilecek mi?
Bilgisayarlarla olağanüstü alanlara açılan, cep telefonları ile bilgisayar dünyasını birleştiren, uzayın derinliklerini, evrenin oluşumunu keşif için sonsuz yolculuklara çıkan, onmaz hastalıkları inanılmaz yöntemlerle tedavi eden büyük insanlığın çok büyük bir bölümü günümüzde Ortaçağ düzeninden çok daha kötü koşullarda yaşıyor. Daha kitlesel ve daha vahşi yöntemlerle öldürülüyor. Daha kör inançlarla aldatılıyor. Haçlı seferleri sürüyor.
Bunun son örneklerini IŞİD olayında görüyoruz. Bütün dünyanın elbirliği ile besleyip büyüttüğü Türkiye’nin de yol açtığı terör unsurları Ortaçağdan daha “gelişmiş” vahşetlerini son model digital cep telefonları ile kaydedip, uydu aracılığı ile Dünyaya yayıyor. Bizler de oturduğumuz yerde insan kafası kesmenin “inceliklerini” öğreniyoruz.
Cumhuriyetimizin en yüce tepelerinde oturan şahıs ise zorunlu din dersine karşı çıkanlara fizik, kimya derlerinin zorunlu olmasını eleştirerek yanıt veriyor. Bu yanıtı verirken konuşmasını fizik, kimya, elektronik biliminin son harikası prompter cihazından okuyor. Konuşmanın esasını ise 9 yaşındaki bebelerimizin kafalarının Ortaçağda rahibelerin örttüğü gibi örtmesi oluşturuyor.
Yeni Ortaçağı bu seviyede yaşarken “ Yeni CHP” yöneticileri de Ortaçağın simgesi Türban esaretini (Özgürlük diyorlar) kendilerinin getirdiği propagandasının yükü altında ezildikleri için şimdi konuşamıyorlar. Aynı “Yeni CHP” yöneticilerinin Suriye üzerine açılacak haçlı seferleri konusunda önce ABD’nin koalisyonunda yer almamızı, daha sonra TBMM’ye gelen tezkereyi eleştiren çelişkili tutumunu anlayabilmek olası değil.
Uluslaşma sürecini tamamlamış bağımsız ülkeleri yeniden ırklara, tarikatlara ve cemaatlere göre parçalayıp bölmek, Ortaçağın boğazlaşma uçurumuna yuvarlanmaktan başka nedir? Türk ulusunu yok olmaktan kurtarıp ayağa kaldıran Atatürk’ün partisinin günümüzdeki yöneticilerinin “Yeni CHP” adlı partisinin bu oyunun figüranlığına soyunmasını nasıl açıklayabileceğiz?
Evrim teorisinin büyük üstadı Darwin’den 200 yıl sonra çocuklarımıza Darwin’i yasaklamak Yeni Ortaçağ olgusundan başka nasıl açıklanabilir?
Şimdi Cumhurbaşkanlığı makamında olan şahıs Başbakan iken, Profesör unvanlı İsmail Tuncay Uslu’nun rüyasında gördüğü Şeyh Mehmet Zahit Kotku’nun emirlerini gereği için YÖK’e gönderdiğini ne çabuk unuttuk.
Bu topraklarda Ortaçağ süresince yaşanan heykel düşmanlığının Başbakan düzeyinde yürütüldüğünü, şimdilerde PKK üzerinden Atatürk heykellerine yöneldiğini göremeyecek kadar kendimizi ve yakın geçmişimizi unuttuk mu?
Bilgisayarların, akıllı telefonların uzay araçlarının yaşamımıza bu kadar girdiği bir dönemde bizlere yeniden Ortaçağ yaşatanları asla affetmeyeceğiz.
İnsanoğlu bu karanlık çağı da aşarak büyük yolculuğuna devam edecektir.
