Bu nasıl sevda?

Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç’un “Olağanüstü Meclis Toplantısı”ndaki “Rant Projesi”nin fiyaskoyla sonuçlanmasından sonra, 23 Ağustos 2011 günü Bursa Kent Gazetesi’ne verdiği zehir zemberek demeci çok tartışılacak gibi.    Koç, söz konusu projenin meclise yeniden getirileceğinin işaretlerini verirken, diğer taraftan da karşı çıkanlara, “Ben bazı adi ve şerefsizler gibi değilim” göndermesi yaparak fitili ateşliyor.
            Koç’un, öncelikle Kayhan Kaymaz’a verdiği ayarsız demecinin özetini birlikte okuyalım: “Ben, bazı adi ve şerefsizler gibi değilim. Ben 30 yıl bu devlete Teşviklerden Sorumlu Genel Müdürlük yaptım. (Ufak at da civcivler de yesin. Bilmeyen, memurluğa genel müdür olarak başladığını düşünecek. Burada iki yıl kaldı, yüzüne gözüne bulaştırınca geri hizmete çekildi.) Katrilyonlara imza attım, Karacabey’e kesemi doldurmaya gelmedim. Öyle olsaydı, helikopterim, Antalya’da villalarım olurdu. Bütçe nasıl genişletilir bu benim işim. Bu toplumun önüne iş ve aş koymamız lazım. Aş ve iş yaratılması için ömrüm geçti.
            Mevcut konu önümüzdeki günlerde yeniden görüşülecek ve bu karar mutlaka çıkacaktır. Benim sevdam halktır.”
            Başbakan bile halkı bu kadar çok düşünemez. Adamcağız sıradan bir devlet memuru olarak ömrünü tamamladı ancak halka iş, aş düşünürken saçlarını ağarttı(!)
            Masal anlatmayı çok seven Ergün Koç hiç doğru konuşmuyor.
            Akçeli işlerle uğraşmadığını söylüyor, Bursa’nın emlakçılar kralı F.A. ile iki yıldır sarmaş dolaş, kuzu sarması görüntüler sergiliyor.
            Sanayi Bölgesi içine alınmak istenen Paşa Çayırı’nda yer kalmadı. Son iki yılda çatır çatır arazi toplayanların birinci adresi neden Ergün Koç oldu? Bu nasıl açıklanabilir?
            Buraları tarıma elverişli olmayabilir. Buraları kirletici olmayan sanayicilere de açılabilir. Ancak buralarda 3 dönüm yer 750 bin TL.’ye alıcı buluyorsa biraz düşünmek gerekir.
            3 yıl öncesine değin 3 bin TL.’den satılan arazilerin bedeli bu kadar kısa sürede ne oldu da 250 kat artış gösterdi? Nasıl oldu da dudak uçuklatan rakamlar çıktı ortaya? Aklınıza ne geliyor?
            Etik olmayan, dürüstlükle bağdaşmayan senaryolar artık açıkça sahneleniyor.
            Ergün Koç, ranta karşı çıkanlara öfkeleniyor, bağırıyor, hatta hakaret ediyor; “Adiler, şerefsizler” diyebilecek kadar ileri götürüyor. Yanında yer alanlar ise baş tacı yapılıyor.
            Bu nasıl belediyeciliktir? Saçı bitmedik yetim hakkı bu anlayışla korunabilir mi?
            AK Parti Meclis Üyeleri bile isyan ediyor: “Belediye, kendi arkadaşlarımızı zenginleştirme yeri değildir. Biz, buraya Belediye Başkanımızı korumak ve kollamak için seçilmedik. Rant peşinde koşanlara karşıyız ve sonuna kadar da karşı olacağız.”
            Doğru söze, onurlu duruşa saygı duyulur, şapka çıkarılır.
            “Rantı gerektirecek bir karış arazim yok. Göstersinler, hemen istifa ederim” demagojisi yapan Ergün Koç’un yalan söylediğini yüzüne vuran AK Partili Meclis Üyeleri plan değişikliği için söylenenle uygulanmak istenenin farklı olduğuna dikkat çekiyor.
            Nasıl oluyor bu?
            Ergün Koç, Paşa Çayırı’nı gösteriyor, bu arada kendisine ve yakınlarına ait arazilerin bulunduğu İzmir Yolu üzerindeki yerlerin de aynı kararla, son saniye golü atılarak sanayi imarına açılmasını istiyor. Bunun için İmar Komisyonu ve Meclis Üyelerine ayrı ayrı yemekler vererek, “İkna turları” düzenliyor.
            Kıyamet de bundan kopuyor. İzmir Yolu üzerindeki çiftlik arazisi kimin? Buralarda son birkaç ay içerisinde kimler, kaçar dönüm yer topladı?
            “Bir karış yerim olduğunu göstersinler hemen istifa ederim.”
            Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Karşı çıkanlar, “Adi, şerefsiz” oluyor, peşkeşe çanak tutanlar ise Karacabey sevdalısı (!)
            Oh ne ala memleket, yemede yanında yat.
            Ergün Koç istifa etmez. Partisinin iki yıldır istediği istifaları da hiçbir zaman gerçekleştirmez. Çünkü Belediye’yi Ergün Koç tek başına yönetmiyor. Çünkü Ergün Koç, ne yapıyorsa, nasıl iş çeviriyorsa, uzman ekibiyle birlikte yol alıyor.
            Kademede olmayan malzemeleri; Altına imza atıp alınmış gibi göstermeyenlerin yerlerini kimler, neden değiştirdi?
            Kevser Asnaşa ve Burhan Aksoy’la ilgili sürgün fermanlarını durduran mahkeme kararlarının uygulanmaması insanlığa ve hukuka sığıyor mu?
            “Yanlış hesaplanmış ve fazla ödeme yapılmış” denilerek, Belediye memurlarının aylıklarından 2 yıldır 200’er TL. kesinti yapılması rezillik değil de nedir?
            Ergün Koç’un Karacabey’deki iftar yemeklerinden kaçması ve sürekli Bursa’da görüntü vermesi doğru mudur?
            Sivil toplum örgütlerinin; “Bizim iftar yemeklerimize katılmıyor, Bursa’da gövde gösterisi yapıyor? Ayıptır, saygısızlıktır” eleştirilerini duymayan kalmadı.
            Dürüstçe bir çıkış da Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı’dan geldi. Matlı, “Belediye başkanımızın Karacabey’deki iftar yemeklerine katılmayıp, Bursa’dan gelen davetleri tercih etmesinin mazereti olamaz. Doğru bulmuyoruz. Ayrıca sanayi imarına açılması gereken yerlerle ilgili duyduğumuz rant söylentileri de hiç hoş değil. Bunların her tarafta konuşuluyor olmasını bile içimize sindiremeyiz. Çünkü Karacabey’in imajının sarsılmasını istemeyiz.”
           Kimler ne derse desin, gazeteci geçinen kimileri ise yalakalık yaparak, Belediye’yi güllük, gülistanlıkmış gibi göstermeye çalışan yazılar yazsın, gerçekler ortada!
            Belediye ile ilgili Karacabey Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2005 yılında başlayan yargı süreci, büyük bir olasılıkla 20 Eylül’deki final duruşmasıyla son bulacak.
            Üç Sayıştay Denetçisinden oluşan “Bilirkişi Raporları”na göre, Ergün Koç ve ekibi Belediye’yi trilyonlarca zarara uğratmaktan ve görevlerini kötüye kullanmaktan belki de son kez yargı önüne çıkacak.
            Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, Karacabey Belediye’sinde 579.362.58 TL.’yi bulan zimmet suçu oluştuğunu kanıtlayan 21.12.2010 tarihli yazı ile Ergün Koç ve 22 arkadaşı hakkında suç duyurusunda bulunduğuna ne demeli?
            Daha ne yazayım ki? Şu belgeye bakın:
            Belediye Başkanı hakkında, 28.04.2005 tarihinde İçişleri Bakanlığına suç duyurusu yapılan, “Belediye’nin 25.960.00 TL. zarar etmesine neden olan Ergün Koç’la ilgili yasal işlem yapılmasını istiyoruz” şeklindeki yazının altına o gün kimlerin imza attığını biliyor musunuz?
            Birlikte okuyalım: Özcan Arslan (AKP Meclis Üyesi), Şaban Önen (AKP Meclis Üyesi), Önder Matlı (AKP Meclis Üyesi), Osman Çatak (AKP Meclis Üyesi), Engin Bezek (AKP Meclis Üyesi), Murat Erol (AKP Meclis Üyesi), Hasan Bilir (AKP Meclis Üyesi), Kemal Çeltik (AKP Meclis Üyesi), Zafer Özer (ANAP Meclis Üyesi), M. Ali Köfteci (DYP Meclis Üyesi), Dündar Efe (DYP Meclis Üyesi).
            Kimler yalan yazıyor, kimler doğru söylüyor?
O gün öyleydi, bu gün böyle! Peki değişen ne?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir