TÜSİAD’dan Başbakan’a tepki

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, demokrasilerde bireyin özgürlük alanı ve özel hayatın dokunulmazlığının, hukuk devletinin güvencesi altında bulunduğuna dikkat çekti.

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, "Temel hak ve özgürlükler herhangi bir siyasal duruşa göre değişmez. Ve de düzenlenemez. Bu haklar evrenseldir, vazgeçilmezdir ve insanın insan olmasından ötürü sahip olduğu haklardır. Bu hak ve özgürlükleri korumak da elbette devletin birinci derecede görevidir. Tektipleştirici anlayışlar geride kalmıştır. Oraya da dönülemeyeceğine inanıyoruz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın öğrenci evlerine ilişkin düşüncelerini dile getirdiği konuşmalar Türkiye’de gündemin odağına oturdu. Erdoğan’ın, "Evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşanıyor. Çünkü buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık, her tür şeyler olabiliyor. Ondan sonra anneler, babalar feryat ediyor ‘devlet nerede’ diye. Devletin burada olduğunu anlatmak için bu adımlar atılmaktadır ve atılacaktır" sözleri kamuoyunda özel hayata müdahale tartışmalarını da gündeme getirdi.

Muharrem Yılmaz, kız ve erkek öğrencilerin aynı evde, yurtta kalmaları konusunda gelişen tartışmaları temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yorumladı. Yılmaz, "İster muhafazakâr demokratlık, ister sosyal demokratlık, ister liberal demokratlık olsun, bunların hepsi siyasal duruşlardır. Temel hak ve özgürlükler ise herhangi bir siyasal duruşa göre değişmez. Ve de düzenlenemez. Bu haklar evrenseldir, vazgeçilmezdir ve insanın insan olmasından ötürü sahip olduğu haklardır. Bu hak ve özgürlükleri korumak da elbette devletin birinci derecede görevidir" dedi.

Demokrasilerde bireyin özgürlük alanı ve özel hayatın dokunulmazlığının, hukuk devletinin güvencesi altında bulunduğuna dikkat çeken Yılmaz, bunun siyasi tercihlere göre de değişmeyeceğini söyledi.

“1982’in izlerini taşıyor”

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz şunları ekledi:

“Gündemi gereğinden fazla işgal ettiğini düşündüğümüz bu zamansız tartışma, tüm siyasi partilerin değiştirilmesi konusunda mutabık kaldıkları 1982 Anayasası’nın, otoriter, merkeziyetçi ve bireyi şekillendirici karakterinden izler taşımaktadır. Bireyi merkeze alan ve bireyin özgürlük alanını genişleten yeni bir anayasa yapılmasını beklerken, bu gibi tartışmalar, bize zaman kaybettirmekte, ihtiyacımız olan istikrar ortamına zarar vermekte ve kutuplaşmalara zemin oluşturmaktadır. Tektipleştirici anlayışlar geride kalmıştır. Oraya da dönülemeyeceğine inanıyoruz."

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir