Karacabey Meltem Gazetesi
 » 
Teker yolda patladı
a aa
02 Aralık 2017 11:42
Canan Ekinci Yılmaz
Canan Ekinci Yılmaz Teker yolda patladı

İtirafçı itiraflarını sıralar, iftiracı yeni iftiralar hazırlarken; analizcisi, bilirkişisi, gazetecisi, siyasetçisi, siyaset bilimcisi, uluslararası ilişkicisi, bakkalı, manavı, kasabı, camdan bakan teyzesi, otobüsteki öğrencisi, çalışanı emeklisi, sosyal medya emekçisi, hele hele de sosyal medyanın azılı twitçisi tümden bir çukurda debelenip duruyor.
O taşı oraya hangi deli attıysa, bin akıllı çıkartamıyor.

Akçeli işlere akıl erdirmek zor elbet.
Hesaptaki rakamların basamak sayısı aklın aldığından çoksa eğer, hesabın içinden çıkmak bir o kadar zor.
Gördüğümüz üzere bizim aklımızın yettiği basamaklar ile telaffuz edilen basamaklar arasında dağlar var.
Hele de ortadaki vak’ayı cansiparane savunanların gelir basamakları ile iddia edilen rüşvet rakamlarının arasındaki basamakların sayısı saymakla bitmez.
Bir dur da düşün be insan!
En azından sıfırları say…

Büyük akılların oyunları bunlar, bizim aklımız ermez.
Kim kimden ne aldı, kim kime ne verdi, az mı aldı çok mu verdi, daha kime ne verilecek, daha kimden ne alınacak, kolay mı bunları akılda tutmak.
Bak Reza da bazılarını tutmuş aklında, bazılarını tutamamış.
Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon euro rüşvet verdiğini iddia ederken aradaki 5 milyoncuk euroyu 5 lira gibi söyleyivermiş.
1 Euro’nun neredeyse 5 Türk lirasına tekabül ettiğini düşünürsek 5 milyon Euro da yaklaşık 25 milyon TL eder. (25.000.000,00 TL)
Asgari ücret ne kadardı?

Sen ben burada devlete bir lira borcumuz olmasın diye vergi ödeme günlerini nasıl takip edeceğimizi şaşırmışken, devletten gelen bir ihbarnameyi ellerimiz titreyerek teslim alırken, erken ödeme indiriminden yararlanmak için borçlarımızı son ödeme tarihinden önce öderken, elektriğe, suya, gaza, benzine, çarşıya pazara gelen tüm zamları sineye çekerken olacak iş mi şimdi bu?

Hep bu nahifliğimizden zaten.
Bir korkusuz olsak,
Bir gözü kara olsak,
Bir de utanmaz olsak,
Biraz da sesimiz çıksa…
Nerdeee,
Çalanın değil soranın suçlandığı günlerdeyiz şimdi.
Sıkıysa sor…

Bazen içinden, bazen dışından yine de soruyor insan:
Zamanında neden Sarraf’la masaya oturdunuz?
Neden onunla hukuk dışı işlere bulaştınız?
Neden onu bize hayırsever iş adamı olarak tanıttınız?
Neden ülkeye böyle bir yara açtınız?
Bu iddiaların hepsi yalan mı değil mi?
Neden kendinizi belgelerle aklayamıyorsunuz?
Neden böylesi önemli bir davanın başka bir ülkede görülmesine sebep oluyorsunuz?
Bizim savcımız mı yok, avukatımız mı yok, hakimimiz mi yok, mahkeme salonlarımız mı yok?
Varsa size atılan bir iftira, buyrun kanıtlayın.
Yolları köprüleri sahiplendiğiniz gibi, yalanı riyayı da sahiplenin. Sahiplenin ve üzerine gidip temizlenin.
Size soru sorulmasını engellemeyin.
Öyle ya da böyle bir alış-veriş olmuş nihayetinde, bunu örtmek için daha büyük yalanlar üretmeyin.

Siz böyle davrandıkça açık yara kapanmadığı gibi, gittikçe de büyüyor.
Ve birileri kasten o açıktan yükleniyorlar yaraya. Kaşıdıkça kaşıyor, kanattıkça kanatıyorlar.
Hiç kızmayın onlara, yaranız varsa kaşırlar…

Geldiğiniz makamın farkında olup ona göre davranacaktınız.
Makam size uymaz, siz makama uyacaktınız.
Bizim sizden istediğimiz asalet, zarafet ve adaletle yönetilmekti.
Eleştirilerimiz hep bu minvaldeydi.
Duymadınız, anlamadınız ve makamı kendinize uydurmaya çalıştınız.
Olmadı, teker yolda patladı.
Şimdi yalpa yalpa yalpa…

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR