Soruşturma mı dediniz?

  Son günlerde herkes yine gençlerimizle uğraşıyor. Başbakan başta olmak üzere, milletvekilinden, “gazetecisine”, İçişleri Bakanından valisine, Milli Eğitim Müdüründen köy imamına kadar herkes ülkenin tek sorunu öğrenciler ve gençlermiş gibi onlara saldırıyor. 

Ülkenin neredeyse her ilinde siyasi yatırım olarak açılan ve bir binanın kapısına  tabela yazmakla oluşturulan “üniversiteler”…

Oysa üniversite önce özgürlük ve kültür ortamıyla, geçmişiyle, öğretim kadrosuyla, laboratuarlarıyla, kütüphanesiyle, öğrenci yurtlarıyla, kantinleriyle ve her şeyden önce bulunduğu kentin kendini bağrına basmasıyla üniversite olur.

Hangi üniversiteyi bitirdiği konusunda çelişkili bilgiler veren, devam zorunluluğu olmayan bir yüksek okulu ailesinin yanında okuyan bir başbakanın öğrencilerin hangi zorluklarla barındığını anlayabileceğini, çocukluktan gelen bağnaz yapısıyla sıcak okul arkadaşlığını kavrayabileceğini düşünemiyoruz.

Türkiye’nin en köklü üniversite kenti İstanbul’da 200 yıllık geçmişe sahip eğitim kurumunda bile yurt, kantin, kütüphane sorunlarının çözülmediği yıllarda yüksek öğrenim yaptık. Buna bir de karanlık güçlerce yaratılmış terör belası ekleniyordu. Bütün öğrenim yaşamımız boyunca yurt için mücadele ettik. 1968 yılında Vedat Demircioğlu’nun polis tarafından  öldürülmesinden bir süre sonra üniversite binamıza bitişik öğrenci yurdumuz kapatılmıştı. Onun  yerine yine üniversite sahasında yapılan yeni yurdumuzu inatla açmıyorlardı. Bu uğurda yürüyüşler, mitingler, boykotlar yaptık. Dayak yedik. Yargılandık…

O yıllarda bir arkadaşımız Nişantaşı semtinde bir apartmanın 3. bodrum katını lağım sularının basması sonucu ne yazık ki b.k   içinde boğularak ölmüştü. İşte o yıllarda Başbakan da öğrenci idi. Bu olayı duymuş olabileceği sanmıyoruz. Olay yeri, mahallesi Kasımpaşa’ya yürüyüş mesafesindeydi.

  O yılların en büyük şehir efsanesi yoksul öğrenci evlerine “Sovyetler Birliğinden gönderilen paralar” idi. Şimdinin şehir efsanesini RTE yarattı. “Kızlı erkekli kalınan evler”…

Sadece üniversite öğrencileri ile oynamakla yetinmiyorlar. Liselilerle de oynuyorlar. Merdivenleri, sınıfları, servisleri, yemekhaneleri ayırıyorlar. Gezi eylemlerine katılan öğrencileri soruşturuyorlar. Soruşturma yapmayan öğretmenleri ve okul yöneticilerini soruşturuyorlar.

Son haber daha müthiş. Yatağan Demeç gazetesinde Mehmet Küçük arkadaşımızın haberine göre son Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında “Andımız” okuyan Yatağan Gazi Anadolu Lisesi öğrencileri hakkında soruşturma başlatılmış. Dileriz haber doğru değildir.

Yatağan Kaya Köstepen stadındaki  Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında, Gazi Anadolu Lisesi öğrencileri, İstiklal Marşının okunmasından hemen sonra hep birlikte yasaklanan “Andımız”ı okumaya başladılar. Öğretmenlerinin bütün susturma çabalarına rağmen izleyicilerin de katılımı ile “Andımız” okundu ve büyük alkış aldı. Cavit Yıldırım arkadaşımızın “Andımız Böyle Okunur” yazısı internet sayfasından okunabilir.

Soruşturma deyince aklımıza geldi. Yatağan Kaymakamı değiştiği için bilmeyebilir. Ancak devlette devamlılık esastır. Aradan tam 3 yıl geçti. 2010 yılının 10 Kasım günüydü. Her zaman olduğu gibi Atatürk’ün ölüm yıldönümünde saat 9’u 5 geçe Anıt önünde saygı duruşu başlayacaktı. Protokol ve yurttaşlar sirenlerin çalmasını bekliyorlardı. Törene birkaç saniye kalmıştı ki birden bire Yatağan Müftülüğünün merkezi ezan sistemi devreye girerek Selâ okunmaya başladı. Bütün Yatağan ve köyleri Selâ sesleriyle yankılanmaya başlamışken bu kez saygı duruşu için sirenler çalmaya başladı.

Atatürk anıtı önünde bir dalgalanma oldu. Koşuşturmalar, kaş göz işaretleri birbirini kovaladı. Selâ tamamlanmadan kesildi. Aradan 28 dakika geçtikten sonra yeniden okundu. Oysa Selâ vermek için birkaç dakika daha beklenebilirdi. Ama özellikle o dakika seçildi. Yatağan Müftülüğünün ülkesi için yaşamını feda eden insana ayıracak 1 dakikası bile yoktu.

Bu olay nedeniyle o zaman soruşturma açıldığı söylendi. Ne yazık ki aradan geçen 3 koca yıla rağmen bu soruşturma konusunda kamuoyuna bir açıklama yapılmadı.

Atatürk’ü ölümünün 75. yılında 2 gün sonra yeniden anacağız. Soruşturma meraklıları yıllarca söyledikleri “Andımız”ı okudukları için öğrencileri soruşturacaklarına  sözünü ettiğimiz 3 yıl önceki olay hakkında bir açıklama yapsalar fena mı olur? 

Göreve yeni başlayan Kaymakam Vekilimiz de böylece Yatağan’daki ilk ve en önemli icraatını yapmış olur.

İyi soruşturmalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir