Kızlı-erkekleri tarikat yurtları

Başbakan "kızlı-erkekli evde kalanlar" tartışması başlattı ve gündem oldu.

Başbakan’ın en çok "hava attığı konuların" başında bu geliyor galiba…

"Bir başbakan gündemi belirleyebilmelidir" cümlelerini boşuna kurmamış olduğunu böylece göstermiş oluyor Başbakan.

Kimimiz bu gündem değiştirmedir takılmayalım bu tartışmanın peşine havasındayız, kimimiz kendi iç dünyalarının "geriliğinin" topluma dayatılması girişimi nedeniyle ürperti halindeyiz, kimimiz ise, bu ülkeyi bundan daha geriye götürme olanakları kalmadı-sınıra dayandılar bu nedenle "seçim atraksiyonları" arttı düşüncesindeyiz.

Ben başlangıçta basit bir yaklaşım içinde idim. "Bu ülkede kızlı-erkekli kalınan ev sayısı kaçtır acaba? Sanırım çok yoktur. Anlamadınız mı mesele kızlı-erkekli ev meselesi değil kardeşim…" diye formüle etmiştim durumu ve kafamı rahatlatmıştım.

Sonradan Bülent Arınç ve benzer AKP sözcüleri "durumu kurtaracak" açıklamalar yaparak "bir çam devrildi, bari biz kaldıralım" rolünü oynadılar ancak Başbakan onları da "off-side"a düşürünce biraz durdum.

Düşünmeye başladım. Başbakan’ın bu ısrarı kaba bir muhafazakarlık gösterisi olamaz. Evet bunlar muhafazakar mı? Muhafazakar. Liberal mi? Liberal. Doğal olarak iç dünyalarının "para ve kadınlar" ile ilgili özel bir dertleri hep var. Ama bu ısrar neden? Nereye ve ne için bir mesaj peşindeler.

Bunları düşünürken Başbakan’ın açıklamayı yaptığı Denizli’den bir doktor arkadaşımın değerlendirmesi düştü yazışma ortamımıza. Mesele Denizli’yi aşmıştı, tartışma memlekete yayılmıştı ama anladım ki dert başka. Bir ucu da neo-liberal rolleri gereği yine paraya çıkıyor.

Şöyle yazmış arkadaşım;

"Malum kişilerin Denizli'de evlerde kız-erkek öğrenciler birlikte kaliyor diye çırpınmaları ve huzursuzlarını valiye iletmeleri ahlak bekçiliği yaptıkları için değil.

Zaten ahlak bekçiliğine soyunduklari kişiler 18 yaş üstü yetişkinler. Hatırlayalım kendi sözleri ile erişkin oldukları için oy hakkı verilen öğrenciler. Hepsi son derece aklı başında gençler. Sorun zaten burada başlıyor.

Denizli'de 3-4 yıl öncesine kadar geniş aile tipi evler dışında ev bulunmazdı ve kiralar cok yüksekti. Ayrıca ev sahipleri çesitli nedenlerle ama yalnız muhafazakarlık nedeni ile degil, öğrencilere ev vermek istemezdi. Bana bile bekar olduğum için ev kiralamak istemeyen ev sahipleri oldu. Bu nedenle öğrencilerin evde kalması, tek başına veya grup olarak çok zordu. Yurtlar kurumunun öğrenci yurtları kampus içinde. Ancak artan öğrenci sayısını karşılamıyor. 

Son 4-5 yıl içinde Pamukkale Üniversitesi Kınıklı Yerleşkesi oldukça genişledi. Hemen tüm fakülteler bu yerleşkeye taşındı. Yerleşke çevresinde daha fazla olmak üzere şehirde apart daireler, 1+1 stüdyo daireler hızla arttı. Öğrencilerin bu evlere talebi arttı. Sonuçta, tarikat destekli yurtlara talep eski yıllara göre azaldı.

Öğrencilerin beynini yıkayamadıkları için bu yurt sahipleri tabii ki yakınacak ve ağlayacaklar. Tabii ki Mevlana Haftası kutlamaları kapsamında yaptığı konuşmasında, 'üzerinize ölü toprağı serilmiş kadar sakin olmalısınız' diyen Validen acil yardım isteyecekler. Şu andaki çırpınmalarının asıl nedeni yaklaşan yerel seçimlerde satın alamadıkları gençlerin oyunu kaybetme telaşı ve korkusudur. Her zaman olduğu gibi mücadeleyi siyasi değil ahlaki görünen ahlak dışı yöntemlerle yapıyorlar.

Denizli halkı mazbut bir Anadolu halkıdır ve girişimcidir. Üniversiteye her an destek vermektedir. Apart daireler, küçük evler yaparak öğrencilere de desteğini vermiştir.

Ancak, Denizli AKP'nin kalesi olarak görülmektedir. Çünkü, birçok tarikatı barındırmaktadır. Ne yazik ki Sayın Erdoğan'ın Denizli'yi ziyaretlerinde çiftçiler tarafından yuhalandığı, geçtiği yol kenarında korumaları etrafına etten duvar örülüp, yoldan geçenlerin kalabalık oluşturmak için zorla yol kenarına toplandığı, son açılan yerlerin zorunlu tekrar açıldığı bilgileri medyada yer almamaktadır.

Geçen seçimde kalesi zayıflamış ve bu nedenle her hafta Çamlık'taki gazinoda üst düzey, Vali-Rektörün de dahil olduğu, oyları nasıl geri kazanırız toplantıları yapılmıştır. Çamlık bölgesinde oturduğum için biliyorum dedikodu değil. Bu çıkışları Denizli kalelerinin çökmesi korkusundan kaynaklanan çırpınıştır.”

Denizli’deki doktor arkadaşımın anlattıklarına göre durum bu.

Çok ahlaklı hükümetimiz, TOKİ gibi bir kurumu lüks konut yapan, stadyum yapan bir işlevde kullanarak rant yaratacak. Anadolu’nun yoksul çocukları için devlet yurdu yapmak gibi bir derdi olmayacak. Yoksul çocukları "tarikat yurtlarına" kalacak, hem de kızlı-erkekli. Sonra kendileri açısından "oy deposu" olacak. Genç öğrenciler bu tarikat yurtlarını tercih etmeyince bunu da bize "ahlaklı pozuyla" tartıştıracak öyle mi?

Sevsinler sizin ahlakınızı. Rant ahlakı, kadını küçümseme ahlakı.

Yoksul çocuklarının barınma hakkını bile çözmeyi düşünmeyen neo-liberal ahlakınızı da ayrıca sevsinler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir