Kim kimi işletiyor?

Kim kimi işletiyor?
Doğu ve Güneydoğu’da PKK terörü gün geçtikçe hızını artırıyor. TBMM’de PKK’yı terör örgütü olarak görmediğini söyleyen bir grup da oluştu. TBMM dışında da geniş bir propagandist grup görüşlerini fütursuzca beyan etmekte sakınca görmüyor.
Sınır ötesi operasyon izni isteyen Genel Kurmay Başkanına, Hükümet Başkanı “siz içerdeki 5000 PKK militanını etkisiz hale getirin, dışarıdaki 500 militanı sonraya bırakın” türünden karşılık verdi. Bu laf 22 Temmuz seçimlerinden kısa bir süre önce söylendi.
Şimdi ise Irak hükümeti ile “Terörle Mücadele” konusunda oturup anlaşma imzalanıyor. Anlaşma, Türkiye’nin iradesini ve talebini yansıtmıyor. Anlaşma metnine sınır ötesi sıcak takip maddesini koyduramıyor.
Hani iki bakan bir masaya oturmuşlar, bir yazılı metin imzalanmadan kalkılmasın türünden ve imzalanılması ile imzalanılmaması açısından kıymet-i harbiyesi olmayan bir belge imzalanıyor.
Sızan haberlere göre, sınır ötesi operasyon konusu, Türkiye’nin bastırmasına rağmen; Kuzey Irak’taki Kürt lider Barzani’nin vetosuna takılıyor. Barzani, Türk Askerinin sınır ötesi operasyonuna şiddetle karşı çıkıyor.
Bizim yetkililer, Barzani’nin adını kolayca ifade edebiliyorlar ama, Barzani’nin güç aldığı kaynakları ifade de aynı cesareti gösteremiyorlar gibi.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Irak’ta bağımsız bir devlet var mıdır? Siz kimi muhatap alıp da anlaşma yapıyorsunuz? Irak’ın kuzeyinde egemen olan güç kim? Barzani. Sıcak takip için Irak Hükümetinden önceden izin alınacak. İzin alınsa dahi, Irak hükümeti Kuzey Irak’taki Barzani’ye söz geçirebilecek mi?
Diyelim ki, Irak Hükümeti izin verdi ve Barzani de izne uydu, PKK Militanlarını gerekli yerlerde sakladıktan sonra Türkiye’ye “buyurun gelin bakın arayın” dedi. Ve Türk askeri sınır ötesinden eli boş dönerse ne olacak? Başarısızlığın bedelini kim ödeyecek.
Aslında Türkiye böyle bir anlaşmaya imza koymakla kendi elini kolunu bağlamaktadır. Terör olaylarında, BM kararı ile sıcak takip imkanı sağlanmaktadır. Fakat bu anlaşmayla bu koz elden çıkarılmış oluyor. BM’lere gidildiğinde “siz karşı ülke ile ikili anlaşma yapmışsınız, buraya neden geldiniz, gidin meseleyi Irak ile aranızda halledin” demeleri söz konusudur.
Dönelim başa. Başbakan Erdoğan 22 Temmuz’dan önce dememiş miydi, “önce sınırlarınız içinde 5000 militanı halledin, Kuzey Irak’taki 500 militanı sonraya bırakın.” Yani siyasal iktidar, başından bu yana sınır ötesi operasyona karşı. Bu anlaşma ile de, Türkiye’nin eli kolu birazcık da bilerek bağlanmış gibime geliyor.
Aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın Kuzeyine bir operasyon yapmasına ABD başından buyana karşı. Bunu, ABD yetkilileri açık seçik ifade ediyorlar. Bizim yetkililerimiz de ABD’yi stratejik ortak kabul ettiklerinden (!) ABD’yi üzecek bir hareketin içine girmiyorlar. Ülkenin ekonomisine zarar verilecekmiş, gencecik vatan evlatları ölecekmiş kimin umurunda? Yeter ki stratejik ortağımız (!) darılmasın. Orta Doğudaki çıkarlarına halel gelmesin.
Acırım o kıymetli dolmakalemlere ve o kalemlerin imzaladıkları kâğıtlara.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir