Kasap Et Derdinde

İşte modern Türkiye bu. Biz bunu yaptık. Malatya’da bunu yaptık, Elazığ’da bunu yaptık. Her yerde yaptık. Tabi bu arada yeni bir haber daha geldi. Çığ altında kalanların sayısı 33 oldu. Allah rahmet eylesin. Maalesef çığ, heyelan, bütün bunlar hep tehditler. Ve TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar 4794 konut inşa ettik. 927 konutun yapımı ise sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız kapsamında il genelinde toplam 2123 bağımsız riskli birimin yıkımını gerçekleştirdik.

İşte modern Türkiye bu. Biz bunu yaptık. Malatya’da bunu yaptık, Elazığ’da bunu yaptık. Her yerde yaptık. Tabi bu arada yeni bir haber daha geldi. Çığ altında kalanların sayısı 33 oldu. Allah rahmet eylesin. Maalesef çığ, heyelan, bütün bunlar hep tehditler. Ve TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar 4794 konut inşa ettik. 927 konutun yapımı ise sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız kapsamında il genelinde toplam 2123 bağımsız riskli birimin yıkımını gerçekleştirdik.

İşte modern Türkiye bu. Biz bunu yaptık. Malatya’da bunu yaptık, Elazığ’da bunu yaptık. Her yerde yaptık. Tabi bu arada yeni bir haber daha geldi. Çığ altında kalanların sayısı 33 oldu. Allah rahmet eylesin. Maalesef çığ, heyelan, bütün bunlar hep tehditler. Ve TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar 4794 konut inşa ettik. 927 konutun yapımı ise sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız kapsamında il genelinde toplam 2123 bağımsız riskli birimin yıkımını gerçekleştirdik.

Acaba aynı paragrafı neden üç kez yazdı, yoksa yanlışlık mı yaptı diye düşünmeyin. Yapmadım. Bile isteye 3 kez tekrarladım.

“Yeni bir haber daha geldi. Çığ altında kalanların sayısı 33 oldu. Allah rahmet eylesin. Maalesef çığ, heyelan, bütün bunlar hep tehditler.” ile Ve TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar 4794 konut inşa ettik. 927 konutun yapımı ise sürüyor.” arasında bir bağ yakalayabilmek için harcadığım çabayı siz de harcayın istedim.
Mevzuyu, “TOKİ evlerini o kadar sağlam yapıyoruz ki zinhar yıkılmıyorlar, ne depremde yıkılıyorlar ne de çığ altında kalıyorlar!” diyerek bağlasaydı bari. 
Gerçi, ‘prompter’da yazmayınca bağlamak da zor tabi.

Benim gibi siz de bu bağlantısızlığa şaşırıp kalmışsınızdır.
Bir de sesli dinleyin o zaman. Cumhurbaşkanının 16:44’üncü saniyede başlayıp 17:05’inci saniyeye kadar süren 21 saniyelik “çığ” muhabbetindeki beden diline, ses tonuna, umursamazlığına ve 21 saniyenin ardından “Nerde kalmıştık!” havasında sanki hiçbir şey olmamış gibi ‘prompter’daki okumasına kaldığı yerden, TOKİ ile devam etmesine siz de şaşıracaksınız.
Hani bankalardan ordan burdan telefonla arayarak size bilgi aktarmak isteyen, neredeyse yapay zekâ olduğunu düşündüğünüz kişilere arada bir siz soru sorarsınız da bir sessizlik olur, cevap vermez, bekler ve sonrasında kaldığı yerden bir robotmuş gibi aynı ses tonuyla devam eder ya, aynı öyle hissettim ben 21 saniyelik bu bölümü izlediğimde.
Zamanında “Ya Tutarsa!” diyerek savurduğum varsayımlar tutmuş muydu yoksa?

T.C. Cumhurbaşkanı’nın, yani Ak Parti Genel Başkanı’nın konuşması esnasında yanındakilerin, özellikle de cumhurbaşkanının konuşmasının sonunda milletin üzerine çay paketlerini attığı sıralardaki hallerine ve 1 paket çayı havada kapmak için birbiriyle yarışan milletin hallerine bakınca bir kez daha şaşıracaksınız.

İçiniz cız etti değil mi?
Nerde Atamın “Türk milleti zek’idir, Türk milleti çalışkandır!” sözleriyle onurlandırdığı millet, nerde tavuklara yem atar gibi üzerlerine çay atılan, atılan çayları “simide pike yapan martı” misali havada kapmak için birbiri ile yarışan millet…

İnsanların 1 paket çaya muhtaç hale geldiklerine mi üzülürsünüz, o insanların çoğunu anlamadıkları konuşmaları dinlemek için buz gibi havada bekleştiklerine mi üzülürsünüz, konuşan şahsın paltolu, yanındakilerin incecik takım elbiseler içinde olduklarına mı üzülürsünüz, baĞzı haber kanallarının ekranlarını ikiye bölerek hem çığ felaketini hem de cumhurbaşkanının mitingini aynı anda vermesine mi üzülürsünüz, çığın altında kalanları kurtarmaya gidenlerin de çığ altında kalışlarına mı üzülürsünüz, öte yandan Ulaştırma Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın İstanbul Havaalanı açıldıktan sonra daha da yoğunlaşan Sabiha Gökçen Havaalanı’ndaki pistin yorgun olduğunu açıklamasından 24 saat sonra piste iniş yapan uçağın duramayarak sürüklenmesine, pistin sonundaki hendeğe düşmesine, üç parçaya ayrılmasına ve üç canın ölümüne ile 180 kişinin yaralanmasına yol açmasına mı üzülürsünüz bilemem.
Açıkçası artık neye üzüleceğimize şaşırdık.

“Allah bunu unutturacak acı vermesin!”
24 Ocak’ta Elazığ depremi olmuştu hatırlayın, henüz 15 gün bile geçmedi üzerinden ama onu bir çabuk unuttuk değil mi?
Allah bunu unutturacak acı vermesin der büyükler hep, videoda izlediğiniz üzere, koyunun canını düşünmeyen kasap, daha çok, daha çok, et derdinde olunca biz daha çoook acıyı unuturuz çok…

Bir soru ile yazıyı kapatalım:
Akılsız başın cezasını onu kendine baş seçenler çeker derler.
Peki ya seçmeyenler neyin ceremesini çekerler?

7 Şubat 2020 / C.E.Y.

cananekncylmz@gmail.com'

Canan Ekinci Yılmaz

1 Nisan 1963 Karacabey doğumlu. Karacabey Lisesi mezunu. 5 Ekim 2010 itibariyle yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir