Karacabeyli teğmenin isyanı

Askeri mahkeme suçsuz
buldu, sivil mahkeme bırakmıyor!

Karacabey ve ülke gündemini yakından ilgilendiren
İsmetpaşalı Teğmen Faruk Akın (24)’ın “Poyrazköy” olarak da kamuoyuna yansıyan
“Amirallere suikast” davasında ilginç gelişmeler yaşandı.

Geçtiğimiz yıl askeri mahkeme tarafından suçsuz bulunmasına
karşın sivil mahkemece tutukluluğuna devam edilen Teğmen Akın, davanın 14.
duruşmasında tüm bunları hak etmediğini belirtti.

Suikast yapılacağı iddia edilen amirallerin bile
Cezaevi’nde ziyaret ettiği belirtilen Teğmen Faruk Akın, Türk Silahlı
Kuvvetleri’nde büyük bir tasfiyenin amaçlandığını ileri sürdü.

İsmetpaşa Öztusan İlköğretim Okulu’nu bitirdikten sonra
girdiği tüm sınavlarda başarılı olan Akın, Bursa Işıklar Lisesi, Heybeli Ada
Deniz Harp Okulu, İstanbul Yeşilyurt Hava Harp Okulu ve Antalya Öğretmen Lisesi
ile Bursa Erkek Lisesi’ni kazandı.

Tercihini Heybeli Ada Deniz Harp Okulu’ndan yana kullanan
Faruk Akın, başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdi. Deniz Harp Okulu’ndan
dördüncülükle mezun olan Faruk Akın, ödülünü ve diplomasını 235. dönem
mezuniyet töreninin yapıldığı 30 Ağustos 2008 tarihinde o zamanki Genelkurmay
Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un elinden aldı.

Teröre kurban veren bir aileden gelen Faruk Akın’ın
akrabası Cihat Akın 1999 yılında Hakkari Yüksekova’da şehit düştü. Bu acı
tazeliğini ilk günkü gibi korurken, Teğmen Akın’ın böyle bir suç
işleyebileceğine ailesi, yakınları ve onu tanıyan herkes ihtimal bile vermiyor.

Bir tek Hasdal’ı hak
etmedi!

Poyrazköy davasıyla birleştirilen “Amirallere Suikast”
davasında tutuklu yargılanan Teğmen Faruk Akın, henüz 1 aylık teğmenken evinde
bulunduğu iddia edilen uyuşturucu maddeden tutuklandı ve “Amirallere Suikast”
davası adı altında 2 yıldan bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

‘Benim için meslek
durdu’

            Poyrazköy
davasının 14. duruşmasında söz alan Akın, yıllarca mesleğine iyi bir başlangıç
yapabilmek için çaba gösterdiğini belirterek, “Okulumu iyi bir dereceyle
bitirdim. Hak ettim, bölümümü kendim seçtim. Hak ettim, ilk tayinimi kendim
belirledim. Ama bunların hepsi artık anlamsız birer mazi. Benimle beraber, okulu
aynı dönemde zar zor bitirenler, sicilde en son sırada olanlar, 2 aydan az bir
süre sonra üsteğmen oluyor. Benim için artık meslek durdu. Bunu biliyorum,
görüyorum ve hissediyorum. Yargılayacaksanız, yargılayın. Buna sözüm yok. Ama
önümde daha başlayamadığım bir hayat var. Müsaade edin de hayatımıza
başlayalım, yuvamızı kuralım” diyerek isyanını dile getirdi.

‘Hayatımızı kuralım’

Akın, mahkeme başkanına şöyle seslendi:“Zaman mefhumu
ilerleyen yaşlarda insansa neler çağrıştırır, ben bilemem. Ama benim yaşımdaki
birisi için ne anlama geldiğini siz çok iyi bilirsiniz sayın başkan. Çünkü siz,
arkanızda uzun yıllar bıraktığınızı bilirsiniz. Ama ben önümde uzun yılların
olduğunu bilemem. Sizin yaşınızda karşılaştığınız her yeni gün, Tanrı’nın size
bahşettiği bir nimet olabilir. Benim için ise ellerimden kayıp giden zamandır.
Sizden talebim, burada bulunmamamızın temel nedenini iyi anlamanız. Biliyorum
komplolar arasındaki nisbi farktan dolayı tutukluyum. Kimimizin kısmetine
uyuşturucu düşmüş, kimimizin patlayıcı madde. Bunu siz de bilin ve görün. Biz
bir basamaktık ve 2 yıldır içeride bulunmamız misyonunu fazlasıyla yerine
getirdi. Tutukluluğumuzun artık kimseye faydası yok. Bırakın da zaman
ellerimizin arasından kayıp gitmesin.”

‘Amaç TSK’da büyük
tasfiye’

Akın, içinde muvazzaf askerlerin bulunduğu davaların
tümünün amacının, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde büyük bir tasfiyenin
gerçekleştirilmesi olduğunu belirtti ve “Bundan 2 yıl önce TSK, siyasi irade ve
yargı; bugün olduğu gibi bölük bölük muvazzaf amirallerin, generallerin ve
albayların tutuklanmasına hazır değildi. Sonra, biz genç subayların evlerine
uyuşturucular, patlayıcı maddeler koydular. Amaçları doğrultusunda
kullandıkları merdivenin ilk basamağı olarak üzerimize bastılar. Toplumun her
kesimini, devletin tüm kurumlarını bugün geldiğimiz noktaya hazırladılar” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir