Fetih ve kurtuluş günleri

Pek çok kentimizin hem fetih günü, hem de kurtuluş günü vardır. 90 yıl ya da daha önce işgali yaşamamış kentlerimizin kurtuluş günü olmaması aslında ayrı bir mutluluktur.

Kurtuluş günü olmayan kentlerimiz için ise mutlaka bir fetih günü vardır ya da  icat edilmiştir.

AKP iktidarı döneminde fetih günleri hep şatafatlı törenlerle kutlanmaya çalışılmış, kurtuluş günleri ise neredeyse unutturulmaya çalışılmıştır. Son bir yıldır iktidarın ulusal bayramların kutlanmasını neredeyse yasaklaması sonrası, hem ulusal bayramlar, hem de kurtuluş günleri giderek daha görkemli ve halkın katılımıyla kutlanır olmuştur.

Özellikle Batı Anadolu'da 30 Ağustos zaferi sonrası, Eylül ayı başına rast gelen kurtuluş günlerinin sönük geçmesi için okulların açılması eskiye göre daha geç olmaktadır. Böylelikle törenlerin sönük geçmesi yanında çocuklarımızın ulusal bilinçleri köreltilmektedir.

Fetih günlerine önem verip kurtuluş günlerini es geçmek sadece geçmişe özlem ve Cumhuriyete düşmanlık ile açıklanabilir mi? 

Bu çelişik tutumun geri planında yatan nedir?

Sosyal bilimcilere, tarihçilere sorarsanız fetihçilik dönemi artık sona ermiş birkaç yüz yıl geride kalmıştır. Fetihçilik kaba yağma, talan haraca bağlama ve yayılma yöntemidir.

Emperyalizm çağının vahşi sömürüsünü reddedemeyenlerin pek çoğu çağımızın sömürücülerinin “modern” bir sınıf olan burjuvazi aracılığıyla, mal, sermaye ihracı yolu ile yapıldığını söylerler.

Evet. Günümüzde mal, sermaye ihracı, banka ve sigortacılık gibi yöntemlerle de sömürü yapılmaktadır. Ama en vahşi sömürü yine talan, yağma, işgal ve fetih ile yürütülmektedir.

Emperyalist ülkelerin topraklarından binlerce kilometre uzaktaki gemiler, üsler, füzeler, askerler, görünmeyen uçaklar, uydu sistemleri, istihbarat ağları bu vahşi sömürüyü destekleyen, gizleyen ve kullanılan ileri teknoloji ile hayran olunan araçlardır.

İşgal edilen ülkelerdeki insanları okla, kılıçla, mızrakla öldürmekle, radyasyonla, ya da radyasyona bulaşmış mermilerle öldürmek arasında fark yoktur. Üstelik ikinci durumdaki ölümler çok daha kitleseldir.

Sadece 2. Paylaşım Savaşında ölen insan sayısı tüm çağlar boyunca çıkan savaşlarda ölenlerden fazladır. 2. Paylaşım Savaşından sonra emperyalist saldırılar sonucu çıkan savaşlarda ölenlerin sayısı 1. Paylaşım savaşında ölenleri geçmiştir.

Fetihçilik sona ermiştir.  Sadece küçük devletler için.

Fetihçilik emperyalistler için devam etmektedir. Kore'de, Vietnam'da, Kamboçya'da, Afganistan'da, Irak'ta, Somali'de, Libya'da, şimdi de Suriye'de.

Son ikisi dışında hepsinde yenilgiye uğramışlardır. Libya ve Suriye'de de yenilgiye uğramaları kaçınılmazdır.

Binlerce yıllık uygarlık merkezi Bağdat'ı nasıl yağmaladıklarını TV ekranlarından canlı olarak gördük. Yeraltı zenginliklerinin yağmalanmasını da izliyoruz. Petrol,  ormanlar, enerji kaynakları, su hep talan ve yağmanın konusudur. Büyük bir sömürü aracı olan ABD dolarının değişim aracı olmaktan çıkması olasılığı bile işgalin ve fetihçiliğin nedeni olabilmektedir.

Emperyalizmin vahşi fetihçiliğine karşı ezilen ulusların kurtuluş savaşları sürmektedir. Türk halkının 91 yıl önce zafere ulaştırdığı tarihin ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı tüm ezilen uluslara örnek olmuş, Asya, Afrika ve Latin Amerikanın esir milletlerini ayağa kaldırmıştır.

Bugünkü iktidarın kurtuluş günlerine düşman olup fetihçiliğe hayran olması günümüzün fetihçileri emperyalizme olan bağlılık ve hayranlığı nedeniyledir. Onların fetihçiliği Osmanlı ya da Selçuklu hayranlığı ile ilgili değildir. Kurtuluş günlerimizi aşağılama AKP iktidar olmadan, hatta var olmadan önce başlatılmış, batı hayranı bazı sözde aydınlar kurtuluş günleri ile alay etmeye başlamışlardır.

Küçük bütçeli Kurtuluş Savaşı filmciklerine karşı dev bütçeli “Fetih 1453 “ filmini anımsayınız. Tarihimizi anımsamak adına günümüz fetihçiliği kutsanmaktadır.

AKP iktidarının ilk zamanlarında turizm sezonunu uzatmak adına okulları geç açarak öğrencilerin kurtuluş törenlerinde yer almasını engelleme tavrı artık açıkça kurtuluş günlerine tavır almaya, ulusal bayramları yasaklamaya dönüşmüştür.

Okulların açılması nedense kurtuluş günlerinin sana erdiği 15 Eylülden sonrasına ertelenmektedir.

Bütün bunlara rağmen halkımız okullar kapalı olsa da Uşak'ın, Eskişehir'in, Bilecik'in, Aydın'ın Manisa'nın, Bursa'nın, Balıkesir'in kurtuluş törenlerini coşkuyla kutlamaktadır.

İktidarın “gâvur” dediği İzmir'in kurtuluş törenlerindeki coşkuyu göreceğiz.

Ama inanın en coşkulu töreni AKP iktidarından kurtulduğumuz gün yapacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir