Karacabey Meltem Gazetesi
 » 
Atatürk Bizim Bütünümüzdür
a aa
04 Mart 2018 14:28
Canan Ekinci Yılmaz
Canan Ekinci Yılmaz Atatürk Bizim Bütünümüzdür

3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu/Öğrenim Birliği Yasası’na ithafen her yılın 3 Mart gününde düzenlenen Çağdaş Eğitim Kooperatifi ödül töreninin on ikincisinde her şey sırasıyla gerçekleşiyordu.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı, ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar‘ın açılış konuşması, ödül tarihçesi ve ödül takdimi.
ÇEK 12. Eğitim Ödülü bu yıl hayatını eğitime adamış bir bilim insanı olan Prof.Dr. Selçuk R. Şirin‘e verildi. Ödülünü almak için yaşadığı New York’tan Bursa’ya gelemeyen Şirin, bu gece için hazırladığı konuşma videosu ile geceye katılarak ÇEK ailesine teşekkürlerini sundu. Şirin’in konuşması esnasında “20 yıldır eğitim üzerine çalışmalar yapıyorum, kimse bilmiyor” deyişi beni derinden etkiledi…

Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazılarını okuduğumuz Prof.Dr. Selçuk R. Şirin, New York Üniversitesi’nde (NYU) J. K. Javits kürsü profesörü olarak davranışbilim ve istatistik dersleri veriyor ve NYU-Şirin Araştırma Laboratuvarı‘nda eğitimden siyasete geniş bir alanda bilimsel çalışmalar yönetiyor. ODTÜ’den lisans, State University of New York’den (SUNY) yüksek lisans ve Boston College’den doktora derecesi alan Selçuk Şirin’in 70’i aşkın akademik yayını bulunuyor. (Fazlası için tıklayınız)

ÇEK 12. Eğitim Ödülü töreni davetiyesinde ödül töreninin ardından “Orada Duruverseydi Zaman – Kemâl” müzikal belgeselinin sahneleneceğini yazıyordu.

Geçtiğimiz aylarda bu projenin ilki olan ve yine Bursa’da sahne alan “Orada Duruverseydi Zaman” müzikal belgeselini izleyememiştim. İlk projenin devamı diyebileceğimiz ODZ Kemâl’i muhakkak izlemeliydim.

ODZ Kemâl
Sosyal medyaya göz attığımda, “‘Türk Milletine gülmesini ve hayattan zevk almasını öğrettiği’ için Mark Twain Nişanı alan o büyük insanın hikâyesini yaşamaya hazır mısın? Bu akşam ikinci projemiz ODZ-Kemâl ile Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ndeyiz” yazdığını gördüm sayfalarında.
Belli ki “Tarih çok şey anlatır ama saklar da!…” diyerek yola çıkan bu gösteride Pınar Ayhan ve ekibi Mustafa Kemâl’i odağa alarak onun yaşam öyküsünden az bilinen kesitleri, doğru bilinen yanlışları, çok iyi bilinen ama üzerine çok fazla düşünülmeyenleri, yani tarihin sakladıklarını anlatacak, izleyenleri adeta zamanda yolculuğa çıkartacaktı.
Çıkarttı da…

Pınar Ayhan‘ın tüm bedeniyle canlandırdığı sahnelerde, sahnede kaldığı üç saat boyunca sesinin ve enerjisinin bir an bile düşmemesi, müzisyenlerin profesyonelliği, sesçisinden ışıkçısına tüm ekibin emeği bizi bizden aldı, uzak diyarlara taşıdı.

Doğumundan vefatına kadar olan yılları, çocukluğunu, gençliğini, ilk aşkını, hayatına dokunan insanları, o yıllarda Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü karmaşayı, devletin gittikçe zayıflayışını ve 1. Dünya Savaşı’na birlikte girdiği Almanlar’ın hezimete uğramasıyla Osmanlı Devleti’nin de yenilgiyi kabullenişini ve sarayı kurtarmak için Anadolu’yu feda edişini, Mustafa Kemâl’in bu yenilgiyi kabul etmeyerek 1918 yılında “Onlar için her şey bitmiş olabilir ama bizim için yeni başlıyor. Harbi Kebir bitmiştir evet, ama Harbi Sagir yeni başlıyor.”  deyişini, Mustafa Kemâl ve arkadaşlarının vatan için verdikleri mücadelenin önünün kesilmesi için İngilizler eliyle İstanbul’un kendisini nasıl vatan haini ilan edildiğini, İstanbul Boğazı’nın yabancı devlet gemileriyle dolduğunu gördüğünde “Biz bunun için mi Çanakkale’de öldük, bunun için mi Çanakkale geçilmez dedik. Olsun, yine de geldikleri gibi giderler” deyişini, kağnının kamyonu yendiği savaşın ardından arkadaşları ile birlikte naçar ve aç bir milletten nasıl bir ulus devlet yarattığını, sona eren Kurtuluş Savaşı’nın ardından savaşa ekonomi, eğitim, sosyal ve kültürel anlamda nasıl devam ettiğini, ileri görüşlülüğünü, hedefe kitlenen azmini, tükenmez enerjisini, coşkun heyecanını ve sonra yavaş yavaş azalan enerjisi ve tükenen bedeni ile hayata veda edişini izledik gözyaşları içinde.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Zübeyde Hanımdı,
Ali Rıza Beydi,
Selanikti,
Şemsi Efendiydi,
Hasan Beydi,
Hüseyin Beydi,
Matematik Öğretmeni Mustafaydı,
Kolağası Tevfikti,
Eleniydi,
Yüzbaşı Nuriydi,
Okuduğu Binlerce Kitaptı, 
Silah arkadaşlarıydı,
ATATÜRK Türk Milletiydi.

Nazilli Basma Fabrikası’nın kuruluşuna, burada olmaz denilen Atatürk Orman Çiftliği’ni kurmak için yaptığı çalışmalarda çiftçilerin yol göstermesiyle toprağa gömdüğü testinin sızdırdığı suya, içinde büyüdüğümüz medeni hayatı inşa etmek için yaptığı tüm devrimlere sevindik bir yandan da.
Lider sıfatını, insanlar sizin doğru kararlar aldığınıza inanırlarsa kazanırsınız.
Atatürk bizim önderimizdi, liderimizdi, çünkü kararları ve söylemleri hep çağı yakalamaküzerineydi, hep isabetliydi.

Gösteri boyu bir gözüm ağlarken bir diğeri gururla baktı o günlere. Henüz iki nesil arkamda duran ve o günleri bizzat yaşamış ailem canlandı içimde. Seres’den Selanik’e, Selanik’ten Bursa’ya uzanan yolculuğu gördüm Pınar Ayhan’ın anlattıkları birlikte. Muhacirliği, yokluğu, korkuyu, acıyı, mücadeleyi, yeniden dirilişi yaşadım.
Ve yine bir gözüm o günlerle gururlanırken bir gözüm hüzünle bakıyordu içinde yaşadığımız şu günlere.
Suçluluk vardı içimde, bize teslim edilen ülkenin medeniyetini koruyamamış olmanın ezikliği vardı.
Şimdi bir avuçtuk yine geçmiş o günlerdeki gibi. Günün kaderini değiştiren şeyin azınlığın kahramanlığı olduğunu unutmamalı ve umutsuzluğa kapılmamalıydık yine de.
Atatürk bizim bütünümüzdü, bu bütünü bozmamalı, bu bütünü bozdurmamalıydık.

Pınar Ayhan kimdir?
1990 yılında orkestra solistliği ile profesyonel müzisyenliğe başlayan Pınar Ayhan, 1994 yılında, TRT’de yapım ve yönetimini İsmail Güngör’ün, sunuculuğunu ise Ömer Önder’in üstlendiği “Kokteyl” programında, program solisti olarak yer aldı. 1995’te TRT’de “Dünden Bugüne Jazz” programında solistlik yaptı ve “Stüdyo Gençlik” programını sundu. 1996 yılında TRT’de “Bilim ve Teknik” programının sunuculuğunu yapan sanatçı, aynı zamanda TRT Çok Sesli Gençlik Korosu’nda alto olarak koristlik yaptı. Pınar Ayhan, 2000 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Grup S.O.S. eşliğinde, sözleri kendisine ve Orkun Yazgan’a, bestesi Dr. Sühan Ayhan’a ait “Yorgunum Anla” adlı şarkıyla Türkiye birinciliğini kazandı. Sanatçı, ilk kez yarı Türkçe, yarı İngilizce olarak seslendirilen bu şarkıyla 45. Eurovision Şarkı Yarışmasında ülkemizi Stockholm’de başarıyla temsil etti

ODZ perde önü ve perde arkası
​Yapım ve yönetimi Baha Müzik Yapım Organizasyon’a, fikir ve projesi Pınar Ayhan’a ait olan “Orada Duruverseydi Zaman-Kemâl”in dönem araştırma ve metin yazarlığını Banu Mertyürek Güler, proje koordinatörlüğünü Ayşe Karakoç, sahne yönetmenliğini Lale Sabuncuoğlu, yapımcılığını Sühan Ayhan gerçekleştirmiş. Kostüm danışmanlığını Esra Başıbüyük’ün yaptığı bu gösterinin afiş ve posterlerinde kullanılan resim ise ressam Nevin Keskin Dalyan tarafından bu projeye özel olarak yaratılmış.
Bu projede, sahnede Pınar Ayhan’a 6 kişilik bir orkestra eşlik ediyor. Orkestra Evren Kalaycıoğlu (Piyano ve orkestra şefi), Özge Erdem (Keman), Aslı Gültekin (Viyolonsel), Erdinç Aktuğ (Perküsyon), Mustafa Cihan Aslan (Klarnet), Metin Altun ( Bağlama) gibi deneyimli müzisyenlerden oluşuyor. Ses, ışık ve teknik yapım Sis Production tarafından gerçekleştiriliyor.

Zaman durmaz, sen de durma Pınar
“Orada dursaydı zaman” diyorsun ya Pınar, zaman dursun ve ilk on yılın coşkusunda kalalım isterdim ben de senin gibi. Lakin Atam hiç istemezdi zaman dursun. “Hayat kısa, biraz hayal, biraz aşk ve sonra Allahaısmarladık…” dediği gibi, bilirdi ki zaman akar, ömür biter.
Zaman durmaz, sen de durma Pınar.
Durma ve o muazzam etkili anlatıcılığın ile Atam’ı anlatmak için vatanın en ücra köşelerine git. Git ve bilinmeyenleri anlat, yanlış bilinenleri anlat, doğruları anlat. Anlat ki Mustafa Kemâl’i öğrensin bilmeyenler, unutanlar hatırlasın, yanlış anlayanlar doğru anlasın.
Çalıkuşu Feride ol, Refet Angın ol, Semiha Es ol, Mualla Eyüboğlu ol, Halide Edip Adıvar ol, Sabiha Gökçen ol, Kara Fatma ol, Afet İnan ol, Müzeyyen Senar ol, Safiye Ayla ol, Leyla Gencer ol, Cumhuriyet için çalışan tüm o kadınlar ol.
Ben ol, biz ol, hepimiz ol, ol ve anlat…

Gözün arkada kalmasın
ÇEK’in Kır Çiçekleri gibi çiçekler yetişiyor bir yandan da.
Onlar devam edecektir Atatürk’ün açtığı yolu aydınlatmaya…

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR