Sütçülük yerelliği koruyor

Yılmaz, sanayinin
köyden kente göç ettirdiğini söyledi ve ekledi;

Türkiye’nin sütçüsü Sütaş’ın Yönetim Kurulu Başkanı
Muharrem Yılmaz, sütçülüğün çağdaş kavramları köylere götürmenin en iyi yolu
olduğunu belirtti.

            Köylüden
günde iki kez süt topladıklarını ve bunu yaparken de verimlilik ve hijyene
dikkat ettiklerini hatırlatan Yılmaz, “Bu çağdaş kavramlar köylere gidiyor.
Sanayi köy kültürünü darmadağın edip şehirlere göç ettirirken, süt sanayi
yerelliği koruyan ve yerinde kalmasını isteyen bir kültürdür” dedi.

Gümrük Birliği’nde
taviz

4 yıldır sektörde lider olduklarını anlatan Yılmaz, “Dört
kolluya binip giderken ben alacaklı gideceğim. Çünkü gönül huzuruyla bu işi
yapıyoruz” ifadesini kullandı.

            Sektörü
zor durumda bırakan en büyük gelişmenin Gümrük Birliği’ndeki düzenleme olduğunu
vurgulayan Yılmaz şöyle konuştu: “Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girerken
verdiği en önemli tavizin ne olduğunu biliyor musunuz? Tereyağ, süt tozu ve
peynir! O dönemde gümrüksüz ve fonsuz girmesini kabul ettik. Tarım toplumu olan
bu ülkeden bu tavizi aldılar. Belki hatırlarsınız ‘Süt tozu almazsanız sizden
salça almayacağız’ diye bizi tehdit etmişlerdi.”

            Yılmaz,
halen Gümrük Birliği çerçevesinde 4 bin ton tereyağ, 2 bin ton peynir, 5 bin
ton süt tozu taahhüdü olduğunu belirtti. Şimdi ise, 18 bin ton süt tozu ithal
edildiğini kaydeden Yılmaz, “12 kilo sütten 1 kilo süt tozu çıkar. Bir başka
deyişle 18 bin ton süt tozu 216 bin ton süt demek. Bu kadar geliri Avrupa’nın
köylüsünün cebine koyuyoruz” dedi.

Üretici dışarıdan
alıyor

Yılmaz, AB’nin üreticisine destek konusunda nasıl agresif
olduğunu ise şu sözlerle açıkladı:

            “AB’nin
istikrar için müdahale stokları oluşturuyor. Eğer kendi pazarlarında ihtiyaç
varsa iç pazara veriyorlar. Eğer iç pazar doymuşsa ihracat destekleriyle
yurtdışına sattırıyorlar. O da olmazsa son kullanma tarihine yakın Afrika’ya
yardım adı altında gönderiliyor. Bu nedenle süt tozu bizim üreteceğimiz
rakamların yarısına Türkiye’ye giriyor. Bu nedenle dahilde işleme ile Türk
üretici süt tozunu dışarıdan alıyor.”

            Hükümetin
yakın zamanda bu olumsuz durumun farkına vardığını, artık 3 bin lira destek
vererek dahilde işleme yerine eşit fiyatla süt tozunu içeriden alma fırsatı
tanıdığını belirten Muharrem Yılmaz, bugün için desteğin küçük ancak yine de
önemli bir gelişme olduğunun altını çizdi.

Bakteriye
inanamadılar

Yılmaz, sütteki bakteri oranını 4-5 binlere çekmeyi
başardıklarını da anlattı. Türkiye’de en önemli sorunun sütteki bakteri oranı
olduğunu belirten Yılmaz, sayının 300 binlere kadar çıktığını, bunun da süt
fabrikalarına giremediğini vurguladı.

            AB’nin
kabul ettiği standart 100 bin bakteri ama 50 binlere indirme projeleri
bulunuyor. Ancak bu Sütaş’ı endişelendirmiyor. Zaten Sütaş’ın düşük bakteri
sayısına AB’den gelen veterinerler de inanamamış.

            Sütaş’ın
Tarım Grubu Başkanı Olgun Ergüz ise, “Laboratuvarda testler standart. Test sonrası
inandılar. Hatta ikinci gelişlerinde diğer veteriner arkadaşına ‘Gezmeye gerek
yok’ dedi ve gezmeden denetimi bitirdiler” dedi.

            Muharrem
Yılmaz da “AB bizden süt ürünlerini almıyor. Ancak işletmeleri bu şekilde
engelleyemezler. Şimdi de engellemek için ‘Çiftlikleriniz bizim
standartlarımızda değil’ demeye başladılar” diye ekledi.

Gübreden elektrik

Yılmaz, çiftlikteki inşaat bittiğinde gübreden elektrik
üretileceğini açıkladı. Karacabey ve yeni yaptıkları açılış için Başbakan
Erdoğan’dan gün bekledikleri 300 bin ton yem üretecek Aksaray yem fabrikasının
enerji ve ısınmasının bu yatırımla karşılanacağını belirten Yılmaz üç yıl
içinde yapacakları 250 milyon liralık yatırımın 10 milyon avroluk kısmının
enerji olduğunu dile getirdi.

            Yılmaz,
Karacabey ve yeni yaptıkları Aksaray yem fabrikasıyla iki olan sayıyı dörde
çıkaracaklarını belirtti ancak yenilerin yerini açıklamadı.

Keçi sütü erkek yeğen için başlamış

Muharrem Yılmaz, gelişen teknolojinin değişik ürünler
yapılmasına fırsat verdiğini söyledi. Sütü mayalamadan önce süzebilme
teknolojisi sayesinde süzme peynir üretmeye başladıklarını belirten Yılmaz,
“Son zamanlarda lor peynirine ilgi arttı. Sebebi de içinde serum proteinlerini
korumasıdır. Süzme peynirin özelliği de içinde serum proteinlerinin kalması”
diye konuştu.

            Yılmaz,
keçi sütü ve peyniri işine girme hikâyelerini ise şöyle anlattı: “Dört kardeşiz
ve üçümüzün kızı oldu. En küçük kardeşimin çocuğu ise erkek oldu. Ancak onun da
inek sütü alerjisi çıktı. Anne sütüne en yakın olan keçi sütü de erkek yeğen
sayesinde oldu. Keçi sütü sonrası peynir de geldi. Sonra bunu üretmeye karar
verdik.”

Hayvancılık servet
yaratılabilir bir iş

Türk çiftçisinin verimliliğinin düşük, maliyetlerinin çok
yüksek olduğuna dikkat çeken Yılmaz’a yatırım yapılabilir bir sektör olup
olmadığı soruldu. Yılmaz “Ölçekler uygun olsa altından kalkılabilir bir
yatırım. Örneğin 48 başlı bir çiftlik 550-750 bin lira arasında. Ziraat Bankası
yüzde 80’ine kredi veriyor. Hatta hayvancılık servet yaratılabilir bir iş”
diyerek yanıtladı.

İnek kreşi açtılar

Sütaş süt ve süt ürünlerinin yanında kreş işi de yapmaya
başladı. Yılmaz, hayvanın ilk sütünü 27 ay sonra verdiğini belirtti.

            Yılmaz,
“Ancak bu dönemde daha sağlıklı yetişmesi için iki aylıkken köylüden 2 bin
liraya yavru satın alınıyor ve 17 ay bakılıp 5 ile 5.5 bin liraya satılıyor.
Böylece inek ithal etmek zorunda kalmadan süt verimi yüksek ürünler üretiliyor.
Bugün için ayda 125 hayvana bakabiliyoruz” diye konuştu.

Şirketin diğer işi ise sperma üretimi

Yurtdışından gelen spermanın fiyatının 100 avroya kadar
çıkabildiğini kaydeden Olgun Ergüz, “Biz 4 liraya satıyoruz. Devletin Lalahan
işletmeleri bizim spermalarımızı satıyor. Burada amaç para kazanmak değil.
Kırmızı beyaz dediğimiz spermalar Anadolu’da banko satılıyor. Nedeni sıcağa soğuğa
dayanıklı olması” şeklinde sözlerini noktaladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.