Gider Harvey gelir Irma

Geçen hafta ABD’nin Teksas eyaleti kıyılarına vurarak vurduğu yerin altını üstüne getiren ve yıkıcılığı ile 4. kategoriye yükseltilen Harvey kasırgasının ardından kasırga listesine 5. kategoriden giriş yapan Irma, son on yıldır Atlantik’te görülen en büyük kasırga unvanını aldı ve huysuz kız Irma Karayipler’i yerle bir etti. Hızı saatte 300 km’yi bulan ve büyüklüğü neredeyse Fransa kadar olan kasırganın hafta sonu da Porto Riko ve ABD Virgin Adaları üzerinden geçerek Florida sahillerine ulaşması bekleniyor.
Kimsenin Irma’yı hasretle beklediği söylenmese de Irma döne döne gelecek ve yolu üzerine çıkan ne varsa yerle bir edecek.

Şu dizelerdeki gibi olmayacak yani:
“Pencerenin perdesini havalandıran rüzgâr,
Denizleri köpük köpük dalgalandıran rüzgâr.”

Bursa’nın meşhur lodosu tüm şiddetiyle esip kapıyı camı zangırdattı mı evin içinde dahi üç buçuk atıyoruz biz, kategori 5 bir kasırganın üzerimize çöktüğünü hiç düşünemiyorum.

Kategori 5 ne demek?
Kategori 5, Atlantik Okyanusu ile Pasifik Okyanusu’nun kuzeyinde oluşan kasırgaları rüzgar hızına göre ölçen Saffir-Simpson ölçeğinin en şiddetli grubuna verilen isim. Bu ölçek, mühendis Herbert Saffir ve ABD Ulusal Kasırga Merkezi’nin (NRC) eski başkanı meteoroloji uzmanı Robert Simpson tarafından 1971 yılında geliştirildi. Saatte 250 kilometrenin üzerinde hıza ulaşan rüzgarlar, Kategori 5 olarak değerlendiriliyor. Bu kategoride fırtınanın büyüklüğü, yarattığı dalga boyutu veya sel ihtimali değerlendirmeye alınmıyor. Genellikle kasırganın yarattığı bu etkiler fırtınanın kendisinden çok, daha fazla can kaybının yaşanmasına neden oluyor. Bunun örnekleri arasında 1900’deki Galveston Kasırgası, 1928 tarihli Okeechobee Kasırgası ve 2005’te New Orleans’ı vuran Katrina Kasırgası yer alıyor.
(Kaynak: bbc.com)
Kasırga isimleri de alfabetik olarak isimlendiriliyor. Harvey ve Irma’dan sonraki kasırganın adı Julia, July, Jade, Jackie, Jeremy ya da J‘li bir başka isim olacaktır.
****
İnsanlar kasırgaya karşı kendilerince önlem alıyorlar. Bu önlemlerle evlerini, arabalarını ve canlarını korumaya çalışıyorlar. Yöneticiler ona keza. Bu afeti en az zararla atlatmak için ellerindeki tüm birimleri teyakkuza geçiriyorlar.
Lakin doğanın kudreti karşısında öyle aciz ki yeryüzündeki her şey. Evmiş, arabaymış, bahçeymiş, ağaçmış, dereymiş okyanusmuş, büyükmüş küçükmüş, hiçbirinin önemi yok.
Kasırgayla birlikte o masum pamuk şekeri bulutlar, o tatlı esen rüzgâr ve o asude deniz bir anda azgın bir canavara dönüşebiliyor. Hepsi bir olup yerle göğü birbirine karıştırıyor.
İnsanların aldığı hiçbir güvenlik önlemine aldırış etmiyor. Hepsinin üzerine basıp geçiyor.
O canavar için insanoğlunun çizdiği sınırların da hiçbir önemi yok. Kasırga bir ülkeden bir diğerine geçiş yaparken pasaport-vize kontrolünden geçmiyor mesela.
Irk, dil, din, cins, kilo, boy ayrımı da yapmıyor.
Sadece insanlar değil, hayvanlar da nasibini alıyor yaşanan kâbustan. Yuvalar darmadağın oluyor, kuşlar uçamıyor, deniz canlıları bir anda kendilerini bir şehrin sokaklarında, hâttâ evlerin odalarında yüzer halde buluyor.

Dağılmayanlar da var tabi.
Teksas’ı sular altında bırakan ve en az 47 kişinin hayatını kaybettiği Harvey kasırgası felaketinde sel sularından kurtulabilmek için ateş karıncaları birbirine yapışarak hayatta kalmayı başarmışlar mesela. İnanmazsanız şu videoya bir bakın:
****
Kayıtlara bir göz attığımızda, tarihin yaşadığı en dehşet kasırga Nina Kasırgası olarak görünüyor. 2 Mayıs 2008’de Myanmar’da meydana gelen kasırga sonrası uydudan çekilen fotoğraflarda ülkenin haritasının değiştiği gözlenmiş. Ölü sayısı 80 bini aşmış, kayıplar ise 56 bin civarındaymış.

Karıncalar kadar değiliz diyor insan hasarlara ve kayıplara bakınca.
Bir yandan da afet sonrası toparlanan insanlara ve hızla günlük hayata dönüşlerine bakınca, evet insanoğlu olarak biz de hayatta kalmaya programlıyız diyor.

Lakin hayatta kalırken kendimize daha fazla yer açacağız diye doğayla oyun oynamayalım, onun dengesini bozup canını sıkmayalım.
Doğanın eli kasırga haline gelip insanoğlunun suratına tokadı aşk ediveriyor yoksa.
Tokatlardan ders alınmayınca da gidiyor Harvey, geliyor Irma, Julia, Katerina etc. etc. etc…

cananekncylmz@gmail.com'

Canan Ekinci Yılmaz

1 Nisan 1963 Karacabey doğumlu. Karacabey Lisesi mezunu. 5 Ekim 2010 itibariyle yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir