BEŞİ BİR YERDE

AHMET AYGÜN ATA KÖŞE YAZISI

Büyük Taarruz 26 Ağustosta başlamıştı. Dedem ve babaannem Abdullahpaşa Mahallesi’nde oturuyormuş. Çerkez ve Rum çeteleri yağmaya başlamış. O sırada en büyük amcam küçük bir çocuk, oturaktaymış. Yağmanın başladığının duyulması ile babaannem alelacele boynundaki beşi bir yerdeyi oturağın içine atmış. Kapıyı kırarak girenler keçileri bile telef ederek değerli eşyaları zorla alıyormuş. Bulamayınca babaannemi hırpalayıp diğer evlere yöneliyor. Yunan ordusu kaçıyor, “Yunan geliyor ” çığlıkları duyulmaya başlıyor. Yunan kaçarken her yeri yakıp yıkıyor. Babaannem büyük amcamı kucaklarken oturağın içindeki beşi bir yerdeyi avuçlayıp koynuna sokuyor. Akçakoyun tepesine doğru vahşetten kaçmaya başlıyor, ilçe halkımızla birlikte. Yaşlı, engelli, çocuk, kadın Karadağ’a sığınıyor. Bir süre sonra babaannem üzerinden keskin bir koku geldiğini fark ediyor. Büyük amcamı kokluyor, altı temiz çıkınca kokunun oturaktan avuçladığı beşi bir yerdeden geldiğini anlıyor. Yiyecek hak getire! Karadağ’a sığınırken gelinen at arabalarının ya da sırtına binilip gelinen atlara getirilen arpalar yediriliyor. Yeni bir kaçış gerekirse yine onlara gereksinim var. Atların dışkılarındaki arpalar ayrılıp olabildiğince temizleniyor. Taşlarla ezilerek içine dağdaki otlar katılıp ekmek durumuna getiriliyor. Hasta, çocuk, bebeli kadınlar öncelikli olarak bu ekmekler yeniyor. Bekleyişte duymak istedikleri sesler, sonunda yükseliyor. “Mustafa Kemal’in Askerleri geliyor ” nidaları muştuyu veriyor. Yanmış, yakılmış, yağma edilmiş Karacabey’e bağımsız ve özgür olarak geri dönüyorlar. Büyük Taarruz zaferle sonuçlanmış. Emperyalizm ve piyonları denize dökülmüş, son artıkları temizleniyor. 1938’den 1981 yılında yaşama veda edene dek her 10 Kasım 9’u 5 geçe babaannemin göklere açılan elleriyle büyüdüm. “Hem düşmana dikildi, hem kadını insan sıfatına yükseltti” diyerek dua etti, yaşamınca. 8 Kasım 1938’de doğan babamın adına “Mustafa ” konulmasına da bu minnetle ısrar etti.
Emperyalizm ve piyonları denize dökülürken saltanat, feodalite, ortaçağ kalıntıları kalmıştı, Türkiyemizde. 23 Nisan 1920’de egemenlik saltanattan sökülüp alınmış, Ulusa verilmişti. Bağımsızlık Savaşı Milliyetçilik değerleri kutsanarak Halkla birlikte verilmişti. Şimdi yeni bir Devlet yükseliyordu; çocuğun adı konmuştu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti… Ve bu genç devlet, Devrimler kuşanmalıydı; yarınlar için.
100 yıla yakındır; Tam Bağımsızlık adına savaş veren, ezilen Uluslarca ilke olarak benimsenen Devletçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik ve Devrimcilik ilkeleşmişti. Beşi bir yerde tamamdı. Babaannemin deyimiyle “kadını insan sıfatına yükselten” Laiklik ile beşi bir yerde “Kamalizm” adını almış; 6 ilke 6 ok ile Atatürk’ümüzün kurduğu ancak “nlerden bileyim ki Chp sonsuza dek benim partim olarak kalacak ” dediği Chp’nin temeli olmuştu.
Kimileri 1930’lara kin kussa da; kimileri 1930’ların partisi değiliz dese de;k imileri Atatürk milliyetçiliğine değil Arap milliyetçiliğine sayılsa da; Kamalizm’in 6 oku binlerce yıl ezilen, sömürülen, sömürgelikten kurtulmak isteyen Ulusların ışığı olmaya devam edecektir.
“Bizim yerimiz Avrasya’dır” diyen Atamızın devrim ve ilkeleri Çin’de ders kitabı oluyorsa; Pakistan’ın, Afganistan’ın, İran’ın, Mısır’ın, Cezayir’in, Tunus’un, Irak’ın özgürlük ateşini yakıyorsa; ve dahi günümüzde Güney Amerika’da sömürülen Ulusların Liderleri “Atatürk’ün 6 oku kurtuluşumuz” diyorsa; Fidel Castro “Tanrının Türklere en büyük armağanı Atatürk’tür” deyip Havana’nın ortasına heykelini dikiyorsa; ve şimdilerde Abd kaynaklı saldırılarla savaşan Venezuella Lideri Maduro “Selam olsun Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti”ne” diyorsa… Ne kadar öngörülü bir Devrimci olduğu tartışma götürmeyecek bir gerçektir.
Karacabeyimizin emperyalist dünyanın işgalinden Kurtuluşunun 95. Yıldönümü İlçesine ve Halkımıza Kutlu olsun. Umarız ki; günümüzün saltanat artıkları ve emperyalizmin işbirlikçileri bir gün Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Demokratik Devrimlerinin altında kalacağını farkeder. Yanlışlarından dönerek Vatan Bütünlüğü, Ulus Birliği için fedai olmaya karar verir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir