Aydınlık gelecek için milli eğitim; milli müfredat

AHMET AYGÜN ATA KÖŞE YAZISI

Akp iktidarı Atatürksüz (Gayri Milli) ve dinsel odaklı eğitim yönünde ısrar ettikçe bilimsel gerçeklerden ve Türkiye’nin gerçeklerinden kopmuş ve Ulusal Eğitimi çökertmiştir. Artık bir Ulusal Eğitimimiz yoktur. Eğitimin planlanması, eğitim programları, ölçme-değerlendirme işleri, sınavlar, öğretmen yetiştirme, öğretmen atamaları hepsinde yanlışlar yapılmıştır; devam etmektedir. Atasına, Vatanına, Cumhuriyetine bağlı duyarlı Ulusumuzun tepkileri çığ gibi büyüyünce, eli ayağı birbirine dolanan Akp iktidarı, panik halinde eğitimi “orasından, burasından” çekiştirmeye başlamıştır. Üst üste ve birbiriyle çelişen, “tutarsız” ve “cumhuriyeti hedefe oturtan” değişiklik yapmak eğitimde karmaşayı derinleştirmiş, derinleştirmektedir.
Akp’nin Atatürk İlke ve Devrimleri, Cumhuriyet değerleri, Laiklik ile hesaplaşma daha doğrusu Vatanı ve Ulusu emperyalizme teslim etmiş “saltanat” döneminin öcünü almaya çalışması nelere mal oldu? Dindar nesil adlı bir tasarı geliştirildi! Adı allı pullu, özü İsrailiyat… İslamda olmayan giyimde biçimcilik ile insanlar ayrıştırıldı. Önce inançlı-inançsız… Ardından o tarikat-bu cemaat… İsrailiyatta olan ve manastır rahibelerinin örtüsü, ortaçağda pislik içinde olan Batı’nın bitlerin yayılmaması için kullandığı “bone”, “İslam” kullanılarak “inanç özgürlüğü” simgesi durumuna getirildi. Yine fanatik Yahudilerin toplumdan kadını soyutlamak için kullandığı “türban” ve “çarşafımsı” giyim “İslama” eşdeğer duruma getirildi.
“Dinin gereklerini öğrenmek” İmam Hatiplere gitmekle öğrenilir düşüncesi topluma enjekte edildi. Oysa o yaşa dek insanlarımız İslam’ın koşullarını zaten öğrenmiş oluyordu. Uygulamalar için tarikat ya da cemaat adlı “din düşmanı” ve “vatan haini” oluşumların önünü açtılar. Bu oluşumlar haram-hile dinlemeden “ihalelere” sokuldu, kazandırıldı. Kendi dilini bile okuma-yazma oranında sıkıntılı olan İmam Hatipler bir başka dil “ezberletilip” ne nedir, ne değildir sorgulamalarından, gerçekleri öğrenmekten uzak tutuldular. Ne yazık ki İmam Hatipler Türkçe’yi okuma ve yazma da %56 oranında geriledi. Kendi dilini okuma yazma da bataklığa sürülen çocuklarımızın geleceği karartıldı. Bağımsızlık Savaşını planlayıp, gerçekleştirilenlere hakaret etmek, karşısına konulmak için çocuklarımız “arka bahçede ” dinini anlayamayan, ülke birliği yerine “ne idüğü belli” cemaat ve tarikatlara teslim edildi. Gençlerimiz düşleri yerine İlahiyat Fakültelerine yönlendirilerek Türkiye’nin geleceğine darbe vuruldu. İsrailiyattan devşirilen bir sürü “bi’dattan” biri olan eğitimde cinsiyet ayrımcılığına karşın İlahiyat Fakültesindeki gençlerimizin %42’si “karma eğitimden” yana.
“Laikliği anayasadan çıkarmaya çalışmak”, “Laiklik tehlikede değildir demek”, “laikliği yerle bir ederek birleştiren öğe olması gereken dini bölücülüğe alet eden uygulamalar için Akp’ye stepnelik yapmak”…Meclisteki siyasi partilerin tehlikeyi fark edemediklerinin kanıtı. Ülkenin bölünmesine hizmet eden “dincilik” adlı emperyalist empozeye direnen, bu ülkenin bütünlüğü ve birliği için mücadele eden TGB, TLB, Öncü Gençlik inanılmaz bir mücadele veriyor, kazanıyor. Halkı ayrıştırmak yerine birleştirmek için direniyor ve kazanıyor. Hukuki ve siyasi anlamda da eğitimdeki bu ülke bölücülüğüne karşı Vatan Partisi mücadele ediyor.
Çıkışın tek yolu Milli Müfredat, Milli Eğitim… Eğitim Birliği Yasası temel rehber olmalıdır. Laiklik Ulusal Egemenliğin koşuludur, eğitim bilime dayalı planlanmalıdır. Okul öncesi eğitim teşvik edilmeli, parasız olmalıdır. Eğitim, anaokulundan başlayarak kesintisiz ve zorunlu 12 yıl ve Anaokulundan üniversite sonuna dek ücretsiz olmalıdır. Ortaöğretim çok programlı biçimde düzenlenmeli ve güçlü bir rehberlik sistemi altında öğrencilerin yetenek ve eğilimleri izlenmelidir. Öğrenciler istedikleri ve başarılı olabilecekleri alanlara ait lise türlerine yönlendirilmelidir. Bütün eğitim-öğretim kademelerinde sanat ve kültür eğitimi ile spor faaliyetlerine özel önem verilmelidir. Bütün özel okul ve üniversiteler kamulaştırılmalıdır. Üniversite dahil bütün öğretim kademelerinde Türkçe öğretim yapılmalıdır. Öğretmenlik mesleği başarılı, yetenekli ve istekli gençlerimize açık tutulmalı, öğretmen yetiştirmede planlama esas alınmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir