Türk aydınlanmasına giden yol!

Bugün size Türk siyasetinin yeni yüzlerinden biri olan Burak Dalgın’ın bir kitabından söz edeceğim.

Ali Babacan liderliğinde kurulan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak da görev yapan Dalgın Bursa Muradiye doğumlu genç bir siyasetçi…

 **** 
Bu sütunlarda kendisini konuk etmemin nedeni siyaset değil, yazdığı ‘İstanbulin’ adlı yapıt…

Burak Dalgın yazdığı kitabı imzaladı, ulaştırdı, bana sadece okumak düştü.

Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan kitabın alt başlığı “Türk Modernleşmesinin Doğum Hikayeleri!

Mustafa Kemal Atatürk öncülüğündeki Türk devrimlerinin kökenini anlamak, öğrenmek istiyorsanız, işte bu kitabı okumalısınız.

 **** 
Az buçuk tarih okuyanlar bilir ki, Osmanlı’nın çöküşü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ufukta belirişinin temelleri 19. Yüzyılda atıldı.

1808 Senedi İttifak, 1839 Tanzimat, 1856 Islahat Fermanı, 1876 ilk anayasa deneyimi ve bütün bunların sonucunda önce 1908 devrimi, ardından 1923 Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu…

Bütün bunların 19. Yüzyılda olması bir tesadüf değil…

Sanayi devrimi ve onun getirdiği aydınlanma trenini kaçıran Osmanlı İmparatorluğu, o yüzyıldaki hamlelerle Batılılaşmaya, modernleşmeye adım atmaya çalıştı.
 **** 
Burak Dalgın, mezun olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nin kuruluş yılıyla Osmanlı Bankası’nın aynı yıl yani 1863 yılında kurulduğunu fark edince, 19 yüzyılı daha derinlemesine incelemeye, okumaya, düşünmeye başladığını anlatıyor yapıtın girişinde…

“Düşündükçe ve okudukça pek çok kurumun macerasının 19. Yüzyıl ortasında başladığını fark ettim: Posta idaresinden polis teşkilatına; Darüşafaka’dan Galatasaray Lisesi’ne; Danıştay’dan Yargıtay’a liste hayli uzun…

Bu kurumsallaşma hamlesi elbette ki tesadüfi değildi. Bir yandan dünyadaki teknolojik, ekonomik ve siyasi değişim, öte yandan buna ayak uydurmaya çalışan imparatorluk yöneticilerinin gayretleri.”
(Sayfa-11).
 **** 
Kitabın içinde dönemin ulusal, uluslararası pek çok kahramanı var.

Karl Marks da var, Mustafa Reşit Paşa da… İkinci Abdülhamit de var, Napoleon da…

Her bir ana aktörü öykü tadında anlatmış, toplamda 19. Yüzyılın fotoğrafını sunmuş yazar Burak Dalgın…

Dili bir edebiyatçı tadında, içerik son derece nesnel, okunmaktan öte 19 yüzyılı anlamak için başucu kitabı olmaya aday bir yapıt…
 **** 
Edebiyat diline bir örnek vereyim.

Mustafa Reşit Paşa’nın Tanzimat ilanını (Hıfzı Topuz’un Abdülmecit kitabını hararetle öneririm) şöyle anlatıyor Burak Dalgın:

Bugün devasa bir geminin dümeni kırılacak, bugün beş asırlık koca bir çınar kökünden sökülüp yepyeni bir toprağa dikilecekti. Bugün, aleme nizam vermiş Osmanlı, kendini tanzim etmeye başlayacaktı.”
(Sayfa-17).
 **** 
Tanzimat Türk modernleşmesinin uzun yolculuğunun başlangıç adımıdır.

Burak Dalgın yapıtın daha başında bunu ifade ederken, padişahın yetkilerinin kısıtlanması ve kişi hukukunun korunmasıyla ilgili Tanzimat Fermanı’nda yer alan ifadeyi bugüne şöyle çevirdi:

Bundan böyle suç işleyenlerin durumları şeriat yasaları gereğince açıkça incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında açık veya gizli idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır. Hiç kimse başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır. Herkes malına mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır. Birinin suçluluğunun saptanması halinde mirasçıların o işle ilgileri bulunmayacağından suçlunun malları elinden alınıp varisleri miras hakkından yoksun bırakılmayacaktır.”
  **** 
Burak Dalgın, Osmanlı’da hükümdarın rızasıyla yapılan bu iyileştirmenin önemini anlatmak için İngiltere ve Fransa örneğini verdi:

Hükümdarın mahkemelerin üstünlüğünü tanıması yani mutlak otoritesinin sınırlandırılması çok büyük bir adımdı. Öyle ki hep sindire sindire tekamül etmiş İngiltere’de bile bu hak kolay elde edilmemişti. Bir buçuk asır önce 1689’da ilan edilen Haklar Beyannamesi (Bill Of Right) ancak Kral 11. James’in bir iç savaşla tahtan indirilmesiyle kazanılmıştı. Fransa’daki geçiş daha da kanlı olmuş, mutlak haklarından feragat etmemekte direnen Bourbon hanedanı kırk sene önceki ihtilali kebir ile hem tahtlarını hem de kellelerini kaybetmişti. Bu ferman sayesinde Devlet-i Aliye iç savaş yaşamadan hanedanın hukukuna saygısızlık etmeden bu zor işin altından kalkılıyordu.”
 **** 
Daha fazla sözü uzatmayayım, 19. Yüzyılın ana aktörlerini ve Türk aydınlanmasının kaynaklarını anlamak isteyenler bu kitabı mutlaka okumalı diyerek bu yazıyı bitireyim.

 **** 
Bu yazının dipnotu: Kitapta Bursa’nın anlatıldığı ‘Dibace’ bölümü belki özel ve ayrı bir yazıyı daha hak ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir