Tezcan: Toprak reformu çiftçiyi bitirir!

MHP İlçe Başkanı İsmail Tezcan, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı kanununda yapılan değişikliği sert bir dille eleştirerek,
arazisinin bir bölümünü satarak borcunu ödeyen çiftçinin bundan sonraki süreçte borç batağından kurtulamayacağını kaydetti.

Karacabey Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı İsmail Tezcan, arazilerin miras yoluyla bölünmesini engelleyen kanunun, çiftçinin arazisinin tümünü satmak zorunda bırakacağına vurgu yaptı.
Yapılan kanun değişikliğinin, yoksullaştırılan çiftçinin arazisini elinden almayı amaçladığını ileri süren MHP İlçe Başkanı İsmail Tezcan, arazisinin bir bölümünü satarak borcunu ödeyen çiftçinin bundan sonraki süreçte borç batağından kurtulamayacağını söyledi.
Çiftçileri temsil eden kuruluşlara birlik çağrısı yapan MHP İlçe Başkanı İsmail Tezcan, “Çiftçimiz, uygulanan yanlış politikalar sonucunda, artan maliyetlerle birlikte üretim yapamaz hale geldi. Amaç eve bir ekmek götürmek olunca, köyler boşaldı, çiftçimiz vasıfsız ve ucuz işçi olarak, şehirlerin kenar mahallelerinde ikamet etmeye başladı.
Çiftçiliğe devam edenler ise borçların altından kalkamayınca, ‘5, 10 dönüm tarla satayım da kurtulayım’ yada ‘Çocuğuma düğün yapayım’ diyerek arazilerinin bir bölümünü satmaya kalkınca, ‘Satışlar yasaklandı. Artık parça yer satamazsın’ şokuyla karşılaşmaya başladı.
Parça arazilerin satışlarını yasaklayan kanun, 15.05.2014 tarih ve 29001 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni sistem ile tarım arazileri, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ile yeter gelirli arazi büyüklüğü biçiminde sınıflandırılarak, devir, ifraz ve bölünmelerin önlenmesi amaçlanmış görünmekle birlikte, özellikle küçük tarım arazilerinin tamamı üzerinden el değiştirme sağlanarak, büyük endüstri çiftlikleri oluşumunun önü açıldı. Daha net olarak ifade edersek, Filistin topraklarının Yahudilere satılması ile oluşan çiftliklerin benzerlerinin, ülkemizde de oluşturulmasının önü açılmış oldu. Çünkü yabancılara toprak satışının da önü 2011 yılında onaylanan tapu kanunu ile açılmıştı. Kişiler 300 dönüme kadar arazi alabilirken, şirketler sınırsız olarak arazi alabilir hale getirildi. Şuana kadar, Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 17’sinin yabancılara satıldığı iddia edilmektedir.
Benjamin Franklin, ‘Komşunu sev ama aradaki bahçe duvarını asla kaldırma’ demiştir. Yabancıya toprak satışı basit bir mülk satışı değildir. Ekonomik, politik yönden çok önemli sakınca ve tehlikeleri vardır. Toprak, temel ekonomik kaynaktır. Yerine yenisi konamayan kıt bir üretim faktörüdür. Millî servetin bir elemanıdır. Demek ki biz yabancıya toprak satınca, ülkenin temel ekonomik kaynağını, üretim faktörünü, millî servetini satmış oluyoruz. Öyleyse yabancıya toprak satışı bir millî servet kaybıdır. Şöyle ki, nasıl yabancıya satılan işletmelerimiz başka ülkelerin millî servetine ekleniyorsa, toprak satışı yoluyla da bir üretim faktörü olan topraklarımız, yabancı devletlerin millî servetine eklenmiş oluyor. Buna karşılık Türk Devleti üretim faktörü ve millî servet açısından aynı derecede fakirleşmiş oluyor.
Yoksullaştırılan çiftçilerin elindeki araziyi almanın en kolay yolunu da 6537 sayılı kanunu çıkarmakla buldular. 5 dönümü satarak ihtiyacını gören köylüm, şimdi arazisinin tümünü satmak zorunda kalacaktır.
Sivil toplum kuruluşlarımız, sulama birliklerimiz, Ticaret Odamız ve Borsamız, ve çiftçilerimizi temsil eden kuruluşlar nerededir? Herkes sıranın kendilerine ne zaman geleceğini mi bekliyor?” ifadelerine yer verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.