Müze yağmacıları

Tarih boyunca savaşların ve ayaklanmaların en sessiz kurbanları müzeler, kütüphaneler ve tarihi eserler olmuştur.
Bunun en son ve vahşi örneğini ABD’nin Irak işgali sırasında görmüştük. Kütüphaneleriyle övünen Amerikalılar Bağdat başta olmak üzere tarihi kentlerdeki kütüphaneleri ve müzeleri yağmalamışlar, götüremediklerini ise tahrip etmişlerdi.
Kendi tarihi eserlerine sahip çıkamayan ülkelerin bu eserlere sahip çıkamadıklarını yaşayarak görüyoruz. Günümüzde Batı kütüphanelerinde bizim ülkemizden daha çok yazma eserimiz var. Batı ülkelerindeki müzelerinin en değerli parçalarını ülkemizden kaçırılan, ya da değersiz diye verilen eserler oluşturuyor. Berlin ve Londra’daki müzelerde bizden kaçırılan koskoca tapınaklar bütünüyle sergileniyor.
Ören yerlerimizde, müzelerimizde Osmanlı arşivlerindeki acı manzaraları görünce insan acı acı düşünmeden edemiyor. Acaba yurt dışına kaçırılan eserlerimiz oralarda daha mı iyi korunuyor?
Geçtiğimiz hafta terör örgütü yandaşlarının Ayn El Arap (Kobani) olaylarını protesto gerekçesiyle başlattığı isyan girişiminin acı tablosu bütünüyle ortaya çıkmadı. İnsan kaybının 40’a yaklaştığı biliniyor. Yakılıp yıkılan işyerleri, parti binaları, okul ve resmi binalar dışında Türk Bayrağı ile Atatürk heykellerine yapılan çirkin saldırıları biliyoruz.
Son olarak en utanç verici haber Diyarbakır’dan geldi. Ziya Gökalp müzesi olarak düzenlenen tarihi Diyarbakır evinin de olaylar sırasında yakılıp yağmalandığı yeni ortaya çıktı. Gazeteler bu haberi görmek istemese de gelen haberler şöyle:
Diyarbakır’da IŞİD’in Kobani’ye saldırılarını protesto gösterilerinde çıkan ve 12 kişinin ölümü ile kentte sokağa çıkma yasağına kadar giden olayların başladığı 6 Ekim gecesi merkez Sur İlçesi’nde bulunan Ziya Gökalp’in doğduğu ve daha sonra müze haline getirilen evi de hedef oldu. Ziya Gökalp Müzesi, yüzleri maske ile kapalı göstericiler tarafından Molotof kokteyli atılıp yakılırken içindeki 20 tarihi eser çalındı, eşyalar tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildi.
Görgü tanıkları, Molotofların neden olduğu yangının müzenin etrafını sardığını yangın sırasında göstericilerin ellerinde bazı heykellerin bulunduğunu bu heykelleri de yere atarak kırdıklarını söyledi. Yangın sırasında itfaiyeyi defalarca aradıklarını ancak itfaiyenin olaylar nedeniyle bölgeye gelemediğini belirten görgü tanıkları, yangına kendilerinin müdahale ettiğini belirtti.
İsmini vermek istenmeyen bir kişi şunları anlattı: “Cadde başında olaylar sürüyordu. Balkonlardan olayları olup biteni izliyorduk. Bu sırada müzeden gürültüler geldi. Bir grubun müzenin içinde olduğunu gördük. Her şeyi yerlere atıp parçalıyorlardı. Birden içeriden bir alev yükseldiğini gördük. Göstericilerde ellerinde heykel türü şeyleri alarak çıktı. Bazılarını yerlere attılar. Alevler daha yeni başlamıştı. Herkes itfaiyeyi aradı. Ama itfaiye olaylar nedeniyle gelemiyordu. Biz de bütün komşular toplandık kova ve hortumlarla kendi çabamızla söndürmeye çalıştık. Ama yetişemiyorduk. Yangın bir anda büyüdü ve yandaki apartmanlara da sıçramaya başladı. Herkes seferber oldu ama söndüremedik.”
Olayın ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, yaptığı açıklamada müzeden 20 tarihi eserin çalındığını çok sayıda tarihi kitabın da yakıldığı belirtmiş.
Demek bir ülke işgalcilerin postalları altında çiğnenmeden de yağmalanabiliyormuş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.