Hiçbir ölüm bu kadar ölümsüz olmamıştı

AHMET AYGÜN ATA KÖŞE YAZISI

“Cehalet; tahsille tedavi edilemeyen bir hastalıktır”.

Bu söz iki tür bilgisizliğin hastalığının isabetli tanımıdır. Boş inanç ve paylaşılmayan-paylaştırılmayan bilgi… Boş inançlar çerçevesinde bilginin doğruluğu ya da yanlışlığı araştırılmaz, sorgulanmaz. Deyim yerindeyse insan beyninin devreleri yanmış, kullanılamaz duruma getirilmiştir. Eğitim düzeyi ne olursa olsun.
Paylaşılmayan-paylaştırılmayan bilgi ise bir tür bencilliktir. Zamanla hastalıklı yapıya ulaşır. Onun tek sahibi olduğunu sanma hezeyanına kapılır. Çevresindeki, ülkesindeki insanların hangi gerekçeyle olursa olsun aynı düşünceye sahip çıkması ya da süreç içinde o düşünceye teslim olması ya da önünde diz çökmesini kanıksar. Etiketler yapıştırır; onu daha çok doğruya, iyiye ve özellikle Ulus ve ülke çıkarı doğrultusunda kazanmak yerine…
“Tanrının Türk Ulusuna en büyük armağanı Atatürk’tür” demiştir Fidel Castro. Ve bu büyük Ulusun dünyanın ezilen, sömürülen Uluslarına armağanıdır; Devrimci Atatürk.
Atatürk, devrimci çözümdür. Atatürk, Türkiye’nin 200 yıllık programıdır, stratejisidir. 1876, 1908, 1920’den bugüne dek büyük devrimlerin önderliği Atatürk’le özetlenir. Türk Ulusu okul, üniversite, hastane, çarşı, tiyatro, tünel… yapsa adını koyarken ilk akla gelen Atatürk’tür.
Önce adını öğrenir çocuklarımız
Eli kalem tutup yazanda
Cahit Külebi
Atatürk, Türk Ulusunun geleneğinde, özelleştirilen değil paylaşılandır. Kendimize sunduğumuz değil herkese sunduğumuzdur. Ayrıştıran değil birleştirendir. Atatürk’ü emperyalizmin yok etmeye çalıştığını da görürsünüz; Asya’dan Güney Amerika’ya; Çin’den Maçin’e dek Önder kabullenildiğini de. Türkiye ve Türk deyince ilk akla gelen Atatürk’tür. Vatan Savaşı dendiğinde Atatürk’ün ayağa kalkışını görürsünüz. Sığınılacak ilk ve son limandır; Atatürk.
Kimisi ise Atatürk’ün yolundan yürümeye yalnız kendilerinin hakkı hezeyanındadır. Atamızın dediği gibi “naciz vücuduna” sığınır, rütbeleştirir, madalyalaştırır. Ülkemizin Ulusal günlerinde madalyalarını parlatmaktan ibarettir, Atatürkçülükleri. Devrimlerinin önünde sonunda diz çökenlerin Kemalizm’e teslim olması; takiyyedir, içten değildir, kendilerince. Atatürk’ün Devrimciliğinin bunu sağladığının farkında değillerdir; paylaşmayı bilmediklerinden “cilalı düşüncelerinde”.
Atatürk; Milli Demokratik Devrimi tamamlamak isteyenler için tarihsel birikimdir. Atatürk altında toplanılacak otağdır. Atatürk geleceğin tanımlanmasıdır. Atatürk; Vatan Bütünlüğü, Ulus Birliği için kuvvet toplamanın bayrağıdır. Atatürk; madalya değil herkesle paylaşılabilen büyük mücadelenin eşsiz kaynağıdır. Atatürk; ne kadar paylaşılırsa o kadar büyür. Atatürk; ne kadar paylaşılırsa, Türkiye’nin ufku o kadar aydınlanır.
Atatürk’ün “naçiz vücudu” değil; Devrimleridir, Ölümsüzleşen.
Geçmişten Devrimin Bayrağı, geleceğe emanettir. Ve hiçbir ölüm bu kadar ÖLÜMSÜZLEŞMEMİŞTİR…
Ya İstiklal; Ya Ölüm Tam Bağımsız Türkiye diyenlere Selam Olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir