Bursa-Yenişehir-Kirazlıyayla’nın sesini duyan var mı?

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu topraklar…
Bursa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri…
Kentin hava ulaşımının can damarı…
Verimli tarım arazilerine sahip ilçemiz…
Büyük çiftliklerin kurulduğu gıda ambarımız…
Bütün bu özelliklerine rağmen Yenişehir geri kaldı, geri bıraktırıldı.

                                                                                           ****

Bu da yetmedi Bursa’nın bu önemli tarım ambarına Lübnan asıllı şirket Meyra Madencilik dadandı.
Hem de salgın döneminde…

İlk yazıyı 4 Nisan 2020 yazdım bu konuda…
Başlığı şöyleydi:
Kirazlıyayla’da şirket sloganı: ‘Sen evde kal ben ağaç keseyim!”
Gerçekten de öyle yaptılar, milleti eve kapattıkları günlerde kirli sanayileri için ağaçları kestiler, iş makinalarıyla tarım alanlarını dümdüz ettiler.

                                                                                         ****

CHP, İYİ Parti, çevreciler konuyu sürekli gündemde tuttu, köy kadınları ön saflarda mücadele ederek köylerini koruma çalıştı.
Jandarma gaz sıktı, köylü kadınları gözaltına aldı, Yenişehir’den, Bursa’dan gelenleri köye sokmadı.
Davalar açıldı, mahkeme yolları tepildi ama Türkiye’de artık hukuk AKP’nin bürosu haline geldiği için sonuç alınamadı.

                                                                                         ****

Sırtını iktidara dayayan Meyra Madencilik, birkaç gün önce bir adım daha attı, sokağa çıkma yasağının olduğu dönemde köyün evlerinin önünden kanalizasyon borularının üstünden yüksek gerilim hattı geçirmek için çalışma yaptı.

Önce CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu köye giderek tepki gösterdi.
Bir evin içine dolan suyu gösterdi, “Vicdansız bunlar” dedi, öte yandan da patlayan su boruları nedeniyle “Burayı Kerbayala çevirdiler” benzetmesinde bulundu.

                                                                                        ****

Ardından İYİ Parti TBMM Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu, İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, Yenişehir İlçe Başkanı Ercan Özel ile kalabalık bir İYİ Parti heyeti giderek, köylüleri dinledi, eleştirilerde bulundu:
İnsanlarımız evlerine girip çıkmakta dahi zorlanıyor, hayvanlarını otlatmak için dışarı çıkaramıyor, traktörleriyle tarla işine gidemiyorlar. Üzülerek şahit olduk ki kanalizasyon boruları patlamış. Evleri pis sular basmış. İki gündür içme suyu sıkıntısı yaşayan evler var. İnsanlarımız abdest almak için bile su bulamadıklarını söylüyor. Yazık günah değil mi?

                                                                                       ****

İYİ Parti Bursa İl Başkanı Selçuk Türkoğlu bir başka tehlikeli noktaya dikkat çekti:
Yüksek gerilim hattının ara malzeme dahi dökülmeden kanalizasyon ve içme suyu giderlerinin hemen üstüne yapıldığını gördük. Yüksek enerji hattının insanların yaşam yerlerinin altından geçmesi önümüzdeki günlerde Kirazlıyayla’da hem güvenlik hem sağlık açısından çok önemli bir tehlikeye sebebiyet verecektir. Yol yakınken şimdiden bir kez daha uyarıyoruz.”

                                                                                      ****

Son olarak, baştan beri Kirazlıyayla işini takip eden, davada avukatlık yapan Osman Atalay Akman’ın bana gönderdiği mesajı aktarayım:
Yüksel bey merhaba. Kirazlıyayla köyünün derdi bitmeyecek galiba. Bursa olarak, Yenişehir olarak hala yapılanlara nasıl seyirci kalıyoruz anlamakta güçlük çekiyorum. Lübnan asıllı şirket Meyra, Kurşun-Bakır-Çinko zenginleştirme tesisini yapmaya devam ediyor. Ramazan mübarek ay insanlar oruç tutuyor demiyor, Korona hastalığı var demiyor, tam kapanma var demiyor, yüksek voltajı tesise getirmek amacıyla köyün altını üstüne getiriyor.
Kirazlıyayla Derneği avukatı olarak başvurmadık devlet makamı, dilekçe vermedik yer bırakmamamıza rağmen herkes kulaklarını tıkamış gözlerini kapatmış durumda.
Yüksek voltaj kablolarını köyün ortasından geçirmek ne demek? Kanalizasyon hatlarını dağıtmak ne demek? Su hatlarını koparmak ne demek? Köylüye zulüm yapılıyor.
Hukuksuz işlemleri iptal ettirmek amacıyla İstanbul Barosu avukatlarından Av. Onur Çingil öncülüğünde idare mahkemesine başvurumuzu yaptık ancak mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek amacıyla bile idarenin savunmasını 7 gün içinde alacak. Geçici yürütmeyi durdurma dahi vermedi. 5 gün de tebligat süresi etti 12 gün. Şirket 12 günde köylülerin bayramını zehir etmeye devam edecek. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz belki duyan olur.”
Olmaz Sayın Akman, olmaz!
Onlar şirketin, paranın, rantın sesini duyarlar, köylünün, çevrecinin, ağacın, kuşun, kurdun, böceğin, yeşilin sesini duymazlar!

                                                                                   ****

Bu yazının dipnotu: Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme Tesisi ve Atık Barajı projesi kapsamında yılda 30 bin ton rezervin zenginleştirilmesi planlanıyor. 10 yıl için alınan ÇED izni boyunca 300 bin ton posa çıkarılması anlamına geliyor ki, bu rakam korkunç bir çevre tahribatı yapacak gibi görünüyor. Ayrıca tesisten günlük 13 ton kurşun, 42 ton çinko, toplamda 55 ton konsantre alınması hedefleniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir