Açılımlar
Birileri, bir süredir açılımdan dem vuruyor. Açılımdan bahsediyorlar ama, merd-i merdane açılıma bir isim koyamıyor. Açılım aşağı, açılım yukarı gidiyor.
Açılım duyurusu, 6 ay kadar önce en yükseklerden 864 rakımlı tepeden yarım ağızla geldi:
-Tarihi fırsatı yakalamaya bu günkü kadar hiç yakın olunmamış idi. Çok kısa bir süre sonunda barış sağlanacak.
Bu söz, basında ve kamuoyunda geniş yankı buldu. Sözün sahibine soruldu.
-Nedir bu tarihi fırsat, biraz açabilir misiniz?
Fakat bir açıklama gelmedi. Vecize gibi ortalıkta bir süre dolaştı durdu. Tam unutulmaya başlanmıştı ki, Polis Akademisinde bir toplantı yapılıverdi. İçişleri Bakanı’nın başkanlığında üç beş bürokrat ve değerli (!) bir düzine kadar gazeteci.
Önce, açılıma bir isim arandı. Adı ne olmalı idi. Bulundu: (KÜRT AÇILIMI)’nda karar kılındı. İçişleri Bakanı ve değerli (!) gazetecilerin ifadelerinden sonra, Cumhurbaşkanı ve Başbakan da cesaret bulup (KÜRT AÇILIMI) sözcüğünü telaffuz etmeye başladılar.
DTP’lilerin randevu taleplerinedaha önce defalarca; DTP’nin PKK’yı terör örgütü
olarak ilan etmediği gerekçesi ile Başbakan’ca geri çevrilmişti. Açılım sözünden sonra hemen bir araya gelindi ve görüş alış verişinde bulunuldu. Basın mensuplarına samimi pozlar verildi. Zannettik ki, DTP terör örgütü PKK’yı lanetledi. Yok öyle bir şey. DTP aynı yerinde, politikası sabit.
Tabii, bu arada bazı KÜRT BİLGELERİ; açılımın başarıya ulaşması için İmralı’dakinin de muhatap alınmasını dillendirmeye başladılar.
İşin içine, İmralı sakininin de karıştırılmaya çalışılması, kamuoyunda geniş tepkilere yolaçtı. Projenin mimarları da, “KÜRT AÇILIMI”nı “DEMOKRATİK AÇILIM”a çevirme telaşına düştüler. Hükümet yanlısı köşe yazarları, “KÜRT AÇILIMI” sözünün kullanılmamasını öngörüyorlar.
Projenin yürütmeni İçişleri Bakanı, CHP ve MHP’nin dışında, ilgili ilgisiz bir çok kişi ve kuruluş ile temaslar yapıyor ama bir açıklama yok. Görüşülen kişi ve kuruluşlar da, kendilerine bir bilgi verilmediğini çağrıştıran açıklamalarda bulunuyorlar. Fakat ortada net bir bilgi yok.
Diğer cenahtan bazı söylentiler: Abdullah Öcalan 15 Ağustos 2009 tarihinde “YOL HARİTASINI” açıklayacak.
Bazı çevreler, Öcalan’nın yol haritasını merakla bekliyorlar. Açıklama 15 Ağustos’a yetişmiyor. Ama olsun. 15 Ağustos, PKK’nın Eruh ve Şemdinli’deki karakol baskınlarının yıl dönümü. Adamların nirengi noktaları halen yerli yerinde.
Adına ister “KÜRT AÇILIMI” ister “DEMOKRATİK AÇILIM” densin, henüz havanda su döğülürken, bir de bakıyorsunuz bir açılım daha.”ERMENİ AÇILIMI”.
Daha altı ay önceydi, BARAK OBAMA’nın tavsiyesi veya talimatı üzerine Ermenistan sınır kapısının açılmasına karar verildi. Azerbaycan cephesinden gelen sert açıklamalar ve Türk
kamuoyundan gelen sert eleştiriler neticesinde geri adım atıldı. Başbakan Erdoğan bizzat, Bakü’ye giderek Azeri yetkililere; Karabağ’da ki işgale son verilmeden Ermenistan sınır kapısının açılmasının söz konusu olamayacağı konusunda teminat vermiştir.
Şimdi bu “ERMENİSTAN AÇILIMI” nereden çıktı? Bu kez bir de protokolün paraf edilmesi meselesi var. Ermeniler de aynı yerinde duruyor, hiçbir tezlerinden vazgeçmiyor. Biz ise, Karabağ’da ki işgale son verilmediği halde sınır kapısını açmakla kalmıyoruz, bir dizi teminat veriyoruz. Peki Başbakan Erdoğan’ın, Azeriler nezdindeki inandırıcılığı ne olacak? Dış politika, iç politikaya benzemez. Ben gömleği değiştirdim diyemezsiniz ki!
Görünen o ki, AKP Hükümeti yoğun dış baskılar ve Türk kamuoyunun hassasiyeti arasında sıkışıp kalmıştır. Son Ermeni açılımı ile Azerbaycan’ın baskısı eklenince, Hükümet daha da bunalacak.
Aslında yaşananlar yeni bir şey değil. Batılılar,Osmanlı’ya da aynı çalımları yapmışlardır. Zayıf Padişah ve Sadrazamlara ufacık bir kıyak yaptıklarında, semeresini kat be kat almanın yollarını aramışlardır.
Batının felsefesi yine aynı felsefe. Osmanlı devrinde Fransızlar ve İngilizler vardı. Şimdi ise, Fransız ve İngilizlerin içinde bulunduğu Avrupa Birliği ve 1948 den sonra hayatımıza giren ABD var. Bu ikili, dünyada ki güçsüz iktidarları köşeye sıkıştırıp, istediklerini yaptırırlar.
Yedirdikleri bir zeytin tanesinden, bir tulum yağ çıkarmanın hesabını yaparlar.Yedin ise zeytini, çıkaracaksın bir tulum yağı.Başka çaresi yok.
