Açma-Kangren olur

Başbakan, Kızılcahamam’daki AKP kampında yaptığı konuşmasında Eflatun’dan alıntı yaparak “Korkaklar hiçbir zaman, zafer anıtı dikememişlerdir” ifadesi ile, kendisinin korkmadan, Türkiye’nin birçok sorununu, açılım yaparak çözdüğünü söylemektedir. Gerçek böyle midir?
            Masada yemek yemeyenler, yere yaydıkları yemek çarşafının üzerine koydukları bir sininin etrafına toplanarak, yemeklerini ortadaki kaptan çalakaşık yerler. Başbakan’da açmayı çok seviyor ya, açtı çarşafı. Kendi tabiriyle, “Türkiye’de 36 etnik grup var” dedi. Topladı etnik grupları açtığı çarşafın etrafına, şimdi “Kürt açılımını konuşacağız” dedi. Diğer etnik gruplar itiraz etti, “Biz de varız” diye.
            Başbakan döndü, “Demokratik açılım olsun” dedi. (Oysa felsefesi “Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır” diyen kişidir.) Oradan bir etnik grup bu söze istinaden “Demokrasi, demokrasi diyorsun, Türkiye’de ne demokrasi kaldı, ne hukuk, hepsini birbirine karıştırdınız. Sade vatandaş bile telefonda konuşmaya korkar hale geldi. Dikta rejimine doğru gidiliyor. Her yerde tek seçici, ambargocu oldunuz. Bazı basını okumayınız dediniz, muhalefet liderlerini de dinlemeyiniz dediniz. Baktı ki Başbakan bu etnik çok konuşacak sözünü kesti ve “Milli birlik ve kardeşlik projesi olsun” dedi.
            Talimat gelmişti, konuyu çözün diye. Cumhurbaşkanı birden “Büyük fırsat geçti, biz çözemezsek başkaları çözer” dedi. Başbakan da düğmeye bastı.
            Mecliste görüşmeler yapıldı. Hükümet öneriler getirdi. Dağ fare doğurdu. Hükümetin getirdiği bu önerilerle konu çözülebilir mi? PKK ve sözcüsü DTP tatmin olur mu? Sadece tüpten macunun bir bölümünü çıkarttılar, ucu açık, gelecek karanlık. Tüpün içindeki macunun hangi malzemelerden olduğu belli değil. Türkiye’yi etnik araştırmaya dönük olmaz inşallah. Ancak, bu açılım PKK ve sözcüsü DTP’nin ateşe körük sıkmasını hızlandırır.
            DTP Milletvekili Aysel Tuğluk yerel seçimlerden sonra aldıkları belediyeler için “Kürdistan’ın sınırları belli olmuştur” dedi. Verebilecek misiniz?
            “Ana dilde eğitim istiyoruz” diyorlar. Yapabilecek misiniz?
            “Yerel yönetimlere geniş haklar verilsin” diyorlar. Evet diyebiliyor musunuz?
            “Emniyet teşkilatlarımızı biz kuralım” diyorlar. Kurdurabilecek misiniz?
            Diyarbakır’da, Dicle-Fırat barış ve diyalog grubu üyeleri, ellerinde Şeyh Sait’in ve ayaklanmaya öncülük edenlerin fotoğrafları ile “Kürdistan’a özgürlük” duası yaptı. Özgürlük verebilecek misiniz?
            Otuzbin kişinin katili Öcalan’a, yargılanmanız bitti cezanızı çekiyorsunuz. Avukatların ile görüşmene gerek yok. Avukatların aracılığı ile PKK’yı yönlendiriyorsun, Türkiye’yi yönlendirmeye çalışıyorsun. Yol haritaları çiziyorsun, Avukatların ile görüşmeni yasaklıyorum diyebiliyor musunuz?
            DTP Eşbaşkanı Fatma Kurtalan, “Kürt sorununun çözümünde, kandilin ve İmralı’daki Öcalan’ın görüşleri de dikkate alınmaktadır. Aksi halde soruna çözüm gelmez” diyor. Hükümet olarak muhatap alabilecek misiniz?
            DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, “Bizim sınır ve Bayrak sorunumuz yok” diyor. Bayrağımız diyebiliyor mu? Kongrelerinde Türk Bayrağı asabiliyorlar mı? İstiklal Marşı söylüyorlar mı? Siz hükümet olarak Türk Bayrağı astırabiliyor musunuz?
            Silopi’den gelenlerin ve karşılayanların arasında birtek Türk Bayrağı var mıydı? Üç renkli sözde bez parçaları ile terörist elbiselerine mi Başbakan ne güzel tablo demişti. Bundan sonra gelen olursa, ve Türkiye aynı manzara ile karşılaşırsa Başbakan, ne güzel tablo diyebilecek mi?
            Dünyadaki terör uzmanları ile Antalya’da Polis Akademisi’nde, dünya terör örgütleri konferansı yapıldı. PKK konu dahi edilmiyor. Sıkıntılarımızı, problemlerimizi, PKK’nın silah temin yolları, eroin kaçakçılığı, para kaynakları nedir? Neden konuşulmuyor, tedbir alınması istenilmiyor. Türkiye için artık PKK terör örgütü değil midir? Konferans için yapılan masrafa yazık değil midir?
            Başbakan, açılım, açılım diyor. Açılan her konu açıldıkça yara oluyor. Türkiye yaralanıyor. Siz bir gün o koltuktan ayrılacaksınız ama, Türkiye’ye açılan, yaralar kangren olacak, çözümü de çok zor olacak. İşte Pazar günü (22.11.2009) İzmir, Pazartesi (23.11.2009) Hakkari ve Şanlıurfa Viran şehirdeki olaylar. Türkiye’nin her tarafı yanıyor. Açılımın semeresini görüyor musunuz? PKK yanlıları konuşmaları ile toplumu kaşımaya başladı.
            Başbakan demogajiyi ve hamaseti çok seviyor. Her şeyi en doğru bilen ve uygulayan sadece kendisi. Çözüm için Türkiye devleti suçlu, kandildekiler suçsuz gibi bir hava yaratıyor. Açılımla her şey süt-liman olacak zannediyor. Muhalefete “Şehit cenazeleri istiyorsunuz” ne demek. Kim cenaze ister, kim anaların ağlamasını ister? Bir atasözümüz vardır. “Lafla peynir gemisi yürümez” hatırlatırım.
            Kandildekilere ve onların sözcüsü DTP’ye çözüm istiyorsanız, silahları bırakın, gelin konuşalım, demenizi bekliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.