Üretim için bilgi

Üretim için bilgi
İnsanlığın ilk çağlarında, meyvelerin, sebzelerin nasıl toplanacağı, hayvanların nasıl avlanacağı, daha sonraları tarımın nasıl yapılacağı bilgiyi gerektiriyordu. İnsanlar ilk bilgilerini deneme ve sınama yoluyla öğrendi.
Hayvanları ilk önce kendi eliyle avlayan insan, sonra bakırdan, tunçtan ve demirden aletler yaparak avlanmaya başladı. Madenleri işlemeyi öğrendi. Madenlerden tarım araçları yaparak tarım yapmaya başladı.
Daha sonra insanlık buhar makinesini keşfetti. Buhar makinesi ısı enerjisini mekanik enerjiye, mekanik enerji, elektrik enerjisine dönüşür hale geldi. Buhar makinesinin bulunması ve enerjilerin birbirine dönüştürülmesi sayesinde, büyük gelişmeler oldu. Buhar makinesiyle çalışan trenler yapıldı, fabrikalar kuruldu.
İnsanlık tarihini incelediğimizde şunu görüyoruz; bilgi gittikçe gelişmiş ve her yeni bilgi üretim kapılarını açmıştır. Bugün artık şunu biliyoruz, tabiattaki olayların oluş sebeplerini bilmeden üretim yapmak mümkün değildir. İnsanlık tarihini incelediğimizde şunu görüyoruz; her yeni bilgi yeni üretim olanakları demektir ve üretimin ilk şartı bilgidir.
Yaşamak için üretim yapmak zorunda olan insanlar, üretim yapabilmek için bilgi sahibi olmak zorundadırlar. İnsanlar ancak bilgilendikleri ölçüde üretim yapabilirler.
İlk çağlarda çok ilkel deneylerle başlayan bilgilenme , günümüzdeki bilgilerin temelini oluşturur. Günümüzde henüz bilmediğimiz, fakat insanların ihtiyaçlarını karşılayan sayısız ürünlerin bulunup üretilmesi biraz daha hızlanmaktadır.
Günümüzde bugünkü uygarlığın, ilimin, teknolojinin, sanatın gelişmesinde, her ırktan, her dinden insanın katkısı vardır. İlkçağda, günümüzden 2000 yıl önce eski Yunan filozoflarının, sanatçılarının, bilim adamlarının yaptıkları çalışmaları, yarattıkları eserleri; yine İslam’ın doğduğu 600 yüzyıllı yıllardan 1500’lü yıllara kadar İslam alimlerinin kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’den feyz alarak bilimde, tıpta, mimarlıkta, sanatta, astronomide yarattığı eserleri okuduğumuz orta öğretim ve yüksek öğretim kurumlarında öğrendik. Yine Avrupa’da 1500’lü yıllardan itibaren meydana gelen Rönesans ve Reform hareketleri sonucu, ilimde, sanatta, teknolojideki meydana gelen gelişmeleri biliyoruz.
Yakın geçmişte Sovyet Rusya’daki yapılan bilimsel çalışmaları ve uzay çalışmalarını biliyoruz.
Günümüzde Uzak Doğu ülkelerinde (Çin, Japonya, Kore…) ilimde, teknolojide yapılan olağanüstü gelişmeleri hayretle izliyoruz.
Yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bilgi, üretim ve teknoloji yarışında var olduğunu ilk yıllardan itibaren kanıtlamıştır. Ülkemizde Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren eğitim, bilim, sanat, sanayi ve teknolojide çok büyük gelişmeler olmuştur. Bugün yurdumuz dünyanın 17. büyük ekonomisidir. Bütün bu gelişmeleri Yüce Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne borçluyuz.
Türk Milleti olarak hedefimiz Yüce Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmaktır. Bu amaca ulaşmanın tek çaresi çok çalışmak, eğitime, öğretime önem vermek, eğitim-öğretim ve bilimin gelişmesi için her türlü fedakarlığı göstermektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir