İYİ Parti İlçe Başkanı Fatih Karabatı ile röportajım…

Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, bu görüşme benim Fatih Bey ile telefonla yaptığım görüşmelerin haricinde, yüz yüze tanışma imkânı bulduğum bir röportaj oldu. Kendisini gayet iyi ifade edebilen ve ne istediğini bilen bir siyasetçi gördüm karşımda. Karacabey için çok güzel hayalleri olan ve bu bağlamda ekibini de özenle seçmiş, medyanın ve gençlerin öneminin farkında bir karaktere sahip olduğunu, satır aralarında okumak mümkün. Hatta öyle söylemeliyim ki röportaj, anlatmak istediklerine yetmedi bile. Halkın çıkar ve menfaatlerini hiç kimseye peşkeş çektirmeyecek kadar da ilkeli bir duruşu olduğuna tanık oldum. O tepeden değil, tabandan gelen bir isim. Egolarını çoktan bir köşeye bırakmış bile, Öyle zannediyorum ki; ben birkaç yıl sonraki bir belediye başkan adayı ile tanışmış oldum.

Kenan Haluk: Fatih başkanım her şeyden önce şunu sormak isterim. Siyasetçi kimliğinizden öte, sade bir vatandaş olarak, siz Karacabey de yaşamaktan mutlu musunuz? Karacabey’de belediyecilik hizmetlerini vatandaşın tam anlamıyla alabildiğini düşünüyor musunuz?

Fatih Karabatı: Buraya gelip bizi ziyaret ettiğiniz için çok memnun oldum, sizle sohbet etme imkânı bulup Meltem Gazetesi okurlarına ulaşabildiğimiz için de ayrıca mutluyum. Sade bir vatandaş olarak mutlu olduğumu söylemem mümkün değil, gerek halkın içinde aldığımız geri bildirimler gerekse sosyal medyada tanık olduğumuz aksaklıklar gösteriyor ki; Karacabey de belediyecilik adına ciddi bir yönetim boşluğu var. Sokaklarda başıboş gezen köpeklerinden, yollarının halinden, altyapı sorunlarının varlığından… tüm bunlar bize gösteriyor ki Karacabey’in çözülmeyi bekleyen sorunları var ve hala çözüm bulunmuş değil, örneğin Atatürk parkında sayın başkan bir kapalı spor salonu yapmayı planladı. Yeşil alanı yok etti orda, zaten dikkat ederseniz yeşil alanlarımızın giderek daha çok betonarmeye dönüştüğüne tanık oluyoruz ve bu da artık nefes alınamaz bir Karacabey’e dönüşmeye başladığımızın da göstergesi ve tabi bizim her zaman bahsettiğimiz bir de Boğaz’ımız var turizm potansiyeli oldukça yüksek, tanıtımlar ve ciddi yatırımlar ile ilçeye istihdam sağlayabilecek ciddi potansiyeli olan bir yer burası… Ee tabi ilçe olarak biz bu hizmetten mustaribiz. Sayın başkan tabi bu süreçlerde bizim taleplerimize az da olsa karşılık verebiliyor hatta geçen bir söyleşide de kendisine bahsettim, zamanında Karacabey için üçlü olsun güçlü olsun demiştiniz ama demek ki bir kopukluk var, demek ki devlet kanalında bir kopukluk var ki; hizmet alamıyoruz. Karacabey’in hakkettiği gerçek hizmet anlayışını da umarım en yakın zamanda bizim kadrolarımızla gerçekleştirmeyi planlıyoruz

KH: Sayın başkan içinde bulunduğumuz bu süreçte Ali Başkan ikinci yılını geride bıraktı, sosyal medyaya da düşen bir video yayınladı ‘iki yıl boyunca yaptığımız ve yapmaya da devam ettiğimiz hizmetleri iki dakika da anlatmaya çalışacağız’ dediği bu videoyu siz nasıl buldunuz? Tüm bunlara rağmen başarılı olmadığını düşünüyor musunuz?

FK: Tabi o videoyu sizin gibi bende izledim, çok da güldük orada paylaştığı, başkanın saydıklarının birçoğu var olan şeylerdi yani var olanları tekrar yenilemekle, geçiştirmiş Başkan anlaşılan iki dakikalık videoya pek bir şey anlatamamış. Başkan anlatsaydı tabi daha uzun bir video olurdu (gülüyor). O var olanları saydığı için tabi iki dakikalık bir video ile geçiştirmiş, ben halkın nezdinde de komik hatta ironi olarak algılandığını düşünüyorum. Ve biz bunun farkındayız biz açıkçası, yaptığı hizmetleri taktir ederiz ama İYİ Parti olarak hizmet getirme gayreti ile yola çıkmış ve halkta karşılığı olan partiyiz. İYİ Partinin sahada büyük bir kitlesi var, %19 gibi bir kitlemiz var, bir önce ki seçimlerde de hatırlarsanız dört puan gibi bir farkla kaybettik bu açığımızı da en kısa zamanda kapatıp başkanın da en kısa sürede en güçlü rakibi olacağız.

KH: Sayın başkan yeri gelmişken İYİ Parti için şunları söyleyebiliriz yeni kurulmuş bir parti olmanıza rağmen, bir taban oluşturabildiniz, halkta karşılık bulabildiniz, özellikle köylüden, köylerden ve çiftçiden sizlere rağbet var, hatta son seçim sonuçlarına baktığımızda ilk seçiminiz olmasına rağmen Karacabey’in bazı köylerinde açık ara farkla birinci parti olduğunuz yerler dahi var. Şimdi sorum şu 2023 de İYİ Parti bizler için neyi öngörüyor?

FK: Bu geçen seçimlerde şuna tanık olduk ki bizim tarım kesiminde, özellikle çiftçilikle geçinen köylerimizde (mahallelerimiz de) seçmenimiz, partimizin alt tabanı olarak bize ciddi bir teveccüh gösteriyor buna tanık olduk. Bu bizim açımızdan sevindirici fakat merkez mahallelerimizden ve en büyük mahallelerimizden biri olan Gazi mahallesi, Emir sultan ve Yeni mahallede yani daha çok taşra kesiminde, özellikle yardıma muhtaç ve belediyenin hayır hasanet adı altında ulaşabildiği bir kitle, ciddi bir yardıma muhtaç ve yoksul kesim var… Üzülüyorum ki; maalesef halkta buna muhtaç, ki yani yirmi çuval kömüre, bir poşet makarnaya muhtaç insanlar var bugün, ki bu bizi ziyadesiyle üzüyor. Açık olalım, halkımızın artık şunu anlamasını istiyoruz, şu gerçeği görmesini arzu ediyoruz, aldığınız yardımlarla artık geçinebilir bir hale geldiğinizi, görmelerini ve kendilerini bu hale getiren insanlara, bu yönetim anlayışına artık bir dur demelerini istiyoruz. Biz istiyoruz ki; halk şunları talep etsin, ben yardım almayayım, yardıma muhtaç olmayayım, kendim kazanabileyim, geçimim ve yaşam kalitem artsın. Oyumu, reyimi geçim kaygısıyla değil, kendi özgür irademle verebileyim. Biz bunu demelerini istiyoruz. Bu yüzden biz İYİ Parti olarak, halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz, siyasetimiz de halkın çıkarlarının yanında olduğumuzu, başkasının cebinde ki paranın onlara bir faydası olmadığını ısrarla anlatmaya devam edeceğiz.

KH: Belki de siyasetin son on sekiz yılını özetleyecek olursak, geldiğimiz nokta seçim dönemlerinde dağıtılan kumanyalarla, oyunun rengini belirleyen bir seçmen kitlesi gerçeği duruyor karşımızda duruyor. Fatih başkanım, sizi daha çok çiftçinin sorunlarını dinlerken, kalabalığın ortasında görüyoruz. Kendinizde bir çiftçi çocuğusunuz. Bir Karacabeyli olarak, Sizi, Fatih KARABATI’yı ; siyasi hayatınız boyunca, halkın çıkar ve menfaatlerini her şeyin önünde tutabilecek, bir lider olarak görebilecek miyiz?

FK: Tabi ki… bu dün neyse yarında aynısı olacak, biz bu büyükşehir yasası gelmeden önce, halka bu mevcut sıkıntılarla karşılaşacaklarını söylemiştik. Bu bizim için oldukça açıktı ama halka bunu ne derece anlatabildik orası tartışılır. Bakın biz referandumda bunu başardık aslında: %52’ye, %48 gibi bir oranla bunu ortaya koyduk ama Türkiye genelinde ki durum, tabi böyle bir tabloyu ortaya koydu. Ee görüyoruz ki, şu an köylünün envanterinde olan emlak, gayrimenkul, araç gereçler köylünün elinden alındı, yetmedi muhtarları da birer maaşlı memur haline getirdiler, artık hizmet üretebilecek durumları kalmadı onlarında, daha da doğrusu muhtarların yaptırım güçleri azaldı.

KH: Yani daha doğrusu eskiye oranla muhtarlar daha bir pasif konuma getirildi?

FK: Tabi ki daha pasifize edildi muhtarlar, burada önemli olan nokta şu; köylü bu hizmetler elinden alındığını öğrenmeye başladıkça yani bir yanlışın içerisinde olduğunu yeni yeni fark etti. Şimdi demek isteğim şu; biz bu süreci, başından beri söylediğimiz için köylülerimize, bugünde nasıl topraklarınız, envanterleriniz alınacak diyorsak yine aynı şekilde diğer mahallerimizde olan, vatandaşlarımıza da söylüyoruz ki, diyoruz ki: böyle bir iktidarla bir dönem daha geçirirsek, değil eviniz kuracak bir çadırınız bile kalmayacak.

Tarımın daha çok can bulduğu, ova mahallerimizde eksiklikler daha fazla büyük, dağ yörelerimizde ise, onlar daha çok kuru bakliyatla kendilerini biraz daha tutabiliyorlar, ama bunu nereye kadar tutabilirler tabi orası meçhul! Bir de buralarda TEKNOSAB sebebiyle yerler değerlendi ve köylülerimiz topraklarını devrettiler, onlar için büyük paralar evet ama yatırımcılar için bunlar ne ki? Küçük paralara bu topraklar el değiştirdi. Benim şu an bildiğim birkaç tane köy var, inanın köylerinde kendilerine dair hiçbir şey kalmadı ellerinde…! Hepsi büyük yatırımcılar tarafından ellerinden alındı ama dediğim gibi insan elindekinin kıymetini kaybetmeden anlayamıyor. Her zaman destek olmaya çalışacağız biz İYİ Parti olarak köylümüzün yanındayız…

KH: Sayın başkan TEKSOSAB iddia edildiği gibi aktif hale gelirse, buraya ciddi bir nüfus yönelimi olacak, bu sebeple Karacabey; bunların bir kısmının ikamet etmek isteyeceği bir cazibe merkezine dönüşecek, şimdi sorum şu; Karacabey ne tarafa doğru genişleyecek, Karacabey’in alt yapısı bir 50 bin nüfusu daha kaldırabilecek düzeyde mi? Sizce sayın Belediye Başkanın böyle bir gelecek öngörüsü ve çözüm planı var mı?

FK: Sayın Başkan zaman içerisinde 150 bin kişilik bir istihdam sağlayacağını söylemişti, ama hala daha kurulan bir şey yok, sizin de dediğiniz gibi, böyle bir şeyin olması da mümkün değil. Biz Karacabeyliler, üç tarafı dereyle çevrili bir ada vasfında olan bir yörede yaşıyoruz. O yüzden dolayı Karacabey’in genişlemesi çok zor. Zaten sayın Başkanın bir alt yapı çalışması olduğunu da düşünmüyorum. Bu havza bunun dışına genişleyemez, Bandırma asfaltı üzerinde bulunan birkaç ada parsele imar verildi bu süreçte, ama zannetmiyorum ki; yani bunun dışında da bir başka yerleşim yeri açılabilsin. Kentsel dönüşümle oluşturulabilecek kadar oluşturup daha sonrasının devam ettirilemeyeceğini düşünüyorum, Karacabey zaten buna müsait değil, taşıyamaz.

KH: Fatih başkan, tarımın başkenti olan bir yerdeyiz, ya da ben Karacabey’i öyle görüyorum, siz mevcut AK Parti kadrolarıyla birlikte, tarımın gidişatını nasıl görüyorsunuz?

FK: Biz onu, geçen yıl söylenenlere bakıldığın da çok net gördük, bunlar sadece siyaset yapma adına yapılmış göz boyama manevraları. Bakın, sayın Mustafa Esgin ve sayın Ali Özkan hatırlarsanız geçen yıl birtakım açıklamalarda bulunmuştu; ’çiftçinin yanındayız, biz olamasaydık üretici mahvolur falan,’ hatta Tamek fabrikasıyla da anlaşma yaptılar, günlük 2 bin ton kapasiteli falan filan… tüm bunlar işin magazinsel kısmıydı, medyada bir algı yaratma operasyonuydu, buna biz güldük (!) çünkü o zaman için TAMEK AŞ’nin, Tarım Kredi Kooperatifleriyle anlaşması vardı, bu süreç öyle zannediyorum ki 17 Ağustostu, fakat Eylül 1 veya 5 arası domates almaya başlandı malum içeride çünkü bir merdiven altı firma daha var, bizler takipçisi olduk bu konunun, ve sonunda şöyle bir açıklama yaptılar; ‘biz olmasaydık çiftçi batardı diye’ evet doğru ama bunlar olduğu sürece çiftçi batacak !! Çünkü bunlar programın içinde değiller işin medyatik kısımdalar…

KH: Yani her şey şov mu?

FK: ŞOV! Bakarsanız zaten Ali Başkanın gittiği tarlalarda hep aynıdır, hep belirli tarlalara gider, birkaç tarlanın dışına çıkmaz, onlarda kendi yönetimindeki arkadaşlarındır.

KH: Bunu ilk kez duyuyoruz, yani siz belli günlerde, belli yerlerde bulunup, fotoğraflar çekilerek instagram’ dan paylaşımlar yapıldığına dair…

FK: Tabi tabi çünkü arşiv asla yanılmaz, aynı arazilerde boy fotoğraf vermiş olduğunu sizler de görebilirsiniz…

KH: Sizler İYİ Parti olarak, Karacabey’in bu köylerine gidiyorsunuz, köy kahvelerinde oturup halkı dinliyorsunuz, sizler nelerle karşılaşıyorsunuz? Halkın sizlere olan ilgisi ve teveccühü nasıl?

FK: Biz bunu dün de fark ettik, önceki günlerde de … Malumunuz üzere, yakın zamana kadar dünya kadınlar günüydü, kadınların bize karşı çok mütevazi ve ilgilerinin yoğun olduğuna bir kez daha tanık olduk, kadınlar biz erkeklere göre daha çok daha cesurdur biliyorsunuz, dilleri daha serttir, sevmiyorlarsa ne işiniz var burada diye açıkça diyebilirler, biz yaklaşık 150 esnafımızı ziyaret ettik, bir tane bile bayan esnafımız kalkıp da demedi ki bize ‘niye buradasınız veya hadi oradan…’ Kırsal bölgelerimize yaptığımız ziyaretlerimizde de gördük ki; bizim gerçekten iktidarın bir alternatifi olduğumuzun, sağ seçmenin özellikle de merkez sağı toplayabilen bir parti olduğumuzun herkes bilincinde, fakat ben şunu da gördüm; seçmenler arasında sessiz bir çoğunluk var, sessiz bir yığın var yani, benim daha önce AK Parti sempatizanı olduğunu bildiğim ve tanıdığım insanlarda, tekrar mı AK Parti dediğimde, sessiz kalıp da susan bir kitle var. Biz bunu 99 seçimlerinde de gördük ve o yüzden dolayı bizim halk nezdindeki duruşumuzu gerçekten takdire şayandır diye düşünüyorum. Ben o yüzden de çok kararlıyım 2023 genel seçimlerde, 2024 yerel seçimlerinde, Karacabey’de; ama olası ittifakla -tabi şartlar o zaman ne gösterir tabi bilemeyiz-, ama olmayan bir ittifakla, biz Karacabey’de, belediyeyi alacağımızı düşünüyoruz…

KH: Sayın Başkan oldukça girift ne yaptığını bilen bir ilçe başkanıyla İYİ Parti belli ki yoluna devam ediyor, şimdiden kestirmek zor ama öyle zannediyorum ki; belediye başkan adaylığına da ismi geçecek en güçlü adaylardan birisi yine sizsiniz, yarın belki koltukta sizleri göreceğiz, ben bir vatandaş olarak, sizlere ulaşmakta güçlük mü çekeceğim, halk, esnaf, çiftçi; başkanı seçimden seçime mi görebilecek?

FK: Biz; kendi işyerimizde de ilçe teşkilatımızda da kapımızı hiç kapatmadık ve herkesin 7/24 herkesin ulaşabileceği bir telefon numaram var, 27 yıldır değiştirmediğim bir telefon numaram var, ayrıca sadece Karacabey’de değil, Ege’sinden, İç Anadolu’ya kadar yurdun birçok yerinde de ticaret yapıyorum ben, o yüzden biz halkla hep iç içe olan bir siyasetçi olacağız, zaten birileri bulup tepeden getirmedi bizi, tabandan geldik bizler. Benim 20 yıla yakın bir siyasetle uğramışlığım var.

Hatta şöyle de bir hatıram var, başkan olduktan sonra ben yine normal eş-dost ve ahbaplarımla oturup kalkan biri olarak, bir yemek sırasında yan masada oturan bir arkadaşımız da demişti:’ Fatih başkanım ben çok korkmuştum sen değişeceksin diye ama buradasın yine aynı, içimizdesin (gülüyor…)

Biz yine halkın içinde olacağız, bizi tanıyanlar tabandan tanır. Ben öyle Karacabey’in zenginleriyle değil de halkın içinden insanlar ile oturup beraber yemek yemeyi yeğlerim. Ya çiftçidir ya esnaftır ya da işçidir… Halktan kendimi soyutlamadım. Gidip şehir dışında olayım, şehir dışında yaşayayım yok, öyle insanlardan kendimi uzaklaştıracak hiçbir düşüncem yok, her şeyden önce her daim halkımızın içinde olacağımızı bilmelerini isteriz, bizim amacımız bu…

KH: Halkla iç içe olan ve gerçekten çok çalışkan bir genel başkanınız var, sn. Meral AKŞENER. İYİ parti anladığım kadarıyla Türkiye’yi yönetmeye ciddi ciddi kararlı bir parti, bizlerde tabi tarafsız olmaya çalışan yazılı medya kuruluşları olarak, sizlere mikrofon uzatarak sesinizi halkımıza duyurmaya çalışıyoruz. Siz 18 yıldır iktidarda olan AK Parti politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz…?

FK: Öncelikle genel başkanımız, gerçekten yeni bir iktidarı başlatabileceğimiz ve yepyeni bir süreci başlatabilecek bir noktada, yani sadece bir genel başkan olmaktan öte değişik bir vizyon içerisinde, her daim halkın içinde, halkın sesi diyerek, her hafta farklı bir vatandaşımızı ‘halkın meclisi’ diyerek kürsüden konuşturan bir genel başkan. E tabi halkımızın nezdinde bunun bir karşılık bulduğu da aşikâr, Son yapılan anketlerde bakarsanız, METROPOL ’dü sanırım, muhalefetin en güçlü genel başkanı kimdir diye sorulduğunda Meral Akşener isminin %49,4 ile açık ara önde olduğunu görüyoruz. O yüzden biz iktidara talibiz, genel başkanımıza bu konuda siyasette daha önce de kadın olarak var mıydınız diyenlere, Tansu Çillerin yanında İç İşleri Bakanlığı yapmış, bir kadın olarak bunu çok rahat yönetebileceğini düşünüyorum,

İktidarın politikalarında ise; her zamanki gibi ilk geldikleri gibi olmadığını, halkı fakirleştirdiklerini görüyoruz, tabi ben bunun; halkın içinden kopmakla alakalı olduğunu düşünüyorum, halktan ne kadar koparsanız halkın kesesinden bi haber olursunuz, aynı şey baba-oğul ve eşler arasındaki ilişkiler gibidir araya soğukluk girmeye başlandığında o artık inceldiği yerden kopar. Düşünsenize AK Parti milletvekili bile bugün normal bir Bakan’a ulaşmıyor, düşünsenize biri seçilmiş biri atanmış… Fakat Bakan’a ulaşamıyorlar, yok bakın danışmanına oradan oraya… sinsile çok büyüdü. Yani bu sinsileye uymak zorunda kalıyoruz. Ben öyle inanıyorum ki; Recep Tayyip Erdoğan’a da bunların net bir bilgiyle ulaştığını da düşünmüyorum zaten. Bir şey söylediğin zaman bir uçtan bir uca düz gitmesi mümkün değil yani mutlaka evreleri olacaktır, bu evreleri yaşayan bir iktidar var şu anda, tabi bunu da halka yansıması olumsuz etkilere sebep oluyor. Hatta malumunuz geçenlerde İbrahim Kalın’ ın bir açıklaması vardı, işte Cep Telefonundan bahsetti, çiftçinin birinin cep telefonundan bahsetti, bu tür söylemleri olan bir hükümetten bir aş beklemek bence çok yanlış, o yüzden biz halkımızın yanında olacağız, önemli olan vatandaşın, kendi aşını kendi elde bilmesidir. Üretebilen ekebilen bir Türkiye diyoruz biz, bunların toplamını başarabildikten sonra halk zaten kendi kendine yetebilecek bir hale gelecek, bu hükümet zaten bir garabet hükümetidir, gittiğinde de çok büyük bir yıkımla gidecek, biz iktidar olduğumuzda tabi öyle bir fırsat verilirse, tüm bunları düzeltmek bizim birkaç yılımızı alacaktır, ama ben inanıyorum ki halkla iç içe olduktan sonra başarılamayacak hiç bir şey yoktur.  Çünkü sapanla direnle savaşmış bir halkız, çok dirayetli bir halkız, sabırla bekleriz sonuna kadar sesimizi çıkartmayız ama biz bunu İstanbul seçimlerinde gördük.

Yani biz şimdi İstanbul’u yaklaşık 25 yıldan fazladır yöneten bir iktidarı yıkarak, seçimleri 10 bin oyla aldık, sonra bu iş olmaz dendi, aslında 1 oyla bile geçse yeni iktidar, iktidarlığını kazanmış sayılır ama onlar 10 bin oy farkını kabul etmedi ama sonrasında 800 bin oyla, çok ciddi bir farkla eze eze bunu elde ettik. Buradan da ne çıkartıyoruz, Halk demek ki bu işin bilincinde,

KH: Başa getiren indirmeyi de bilir diyorsunuz…?

FK: Kesinlikle, halkımız her şeyin bilincinde… Zamanı geldiğinde de yine aynı düşünce ve feraset ile Türk halkı kararını verecektir.

KH: Sayın Başkan hepimizin bildiği bir siyasi terminoloji var malumunuz ‘İstanbul giderse iktidar gider’ denilir. Hatırlayın bunu ANAP ta da yaşadık , önceki hükümetlerde de çok kudretli başbakanların olduğu zamanlarda da bu sonuç hiç değişmedi , anladığım kadarıyla kum saati tersine akmaya başlıyor, öyle zannediyorum ki sizler ve kadrolarınız da bunun farkındasınız, ve bugün ilçe meclisinde Ali Özkan’a karşı en sert muhalefeti yapan da sizsiniz, malumunuz Sayıştay’a gitmiş olan davada da işin peşini bırakmadınız, orada son durum nedir ? Bir de bu seçim hazırlıklarına tam olarak ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz?

FK: Şimdi ben onların deyimiyle, milletimizin de bildiği gibi, İstanbul’u alan iktidarı alırdı ama onlar bunu değiştirdi, Bursa’yı alana çevirdiler, malumunuz Nagehan Alçı söylemişti bu sözü, Onun da kime yakın bir gazeteci olduğunu zaten hepimiz biliyoruz (gülüyor…) Bakın Kenan Bey, Bursa kurulduğundan beri hiçbir sol partinin yönetiminde olmamıştır, hiç olmadı… O yüzden bu tür söylemler, tabi onların kendi garabetidir diyelim, ama İstanbul bizim için kesinlikle bir vizyondur. Dünya genelinde de 159 ülkenin toplam nüfusundan daha kalabalık bir nüfusa sahip bir ildir İstanbul. Yani gerçek anlamda bir metropoldür. Bu bizim için gurur verici bir olaydır. Zaten bu süreci Ekrem İmamoğlu trendiyle birlikte hep birlikte gördük ve de yaşadık. O yüzden İstanbul’u aldığınızda siz iktidarı aldınız demektir bu.  İş buraya gelince …

KH: Yani karizmatik bir liderle bu süreci tamamladık diyorsunuz, peki Karacabey için de böyle karizmatik bir lider ile burada da bu fırtına estirilir mi?

FK: Burada da niye olmasın, biz en iyi aday ile çıkacağız, ben kendim de potansiyel bir adayım fakat önemli olan halkın teveccühü tabi, daha 2 buçuk 3 yılımız var. Biz de bu süreci halkımızla beraber paylaşarak, halkın içinde olarak geçireceğiz. Az önce dediğiniz gibi ‘sadece seçim zamanı mı?’ diye sordunuz, hayır! siz de fark ettiniz partimiz açık ve iki tane de arkadaşımız, bende dahil olmak üzere gün boyu hep partideler, o yüzden biz her daim halkla beraberiz vatandaşlarımızla iç içeyiz, onların bize getirdikleri şikayetleri de, onlar adına meclise taşıyoruz, getirmeye de devam edeceğiz zaten…

Yine Sayıştay raporlarını sordunuz, davanın hala takipçisiyiz, bu devam etmekte olan bir dava süreci, o süreç bittikten sonra biz zaten kendi davamızı açacağız, yani bu sürecin de takipçisi olacağız öyle ben yaptım oldu; o bitti artık… Yani tek taraflı maç dönemi kapandı bizim için, artık şartlar eşit ve çift kale maç yapacağız, yani düne kadar Karacabey’de gündemi onlar belirlerdi şimdi ise artık gündemi biz belirliyoruz, süreç artık bundan sonra onların değil, bizim lehimize dönmeye başlıyor.

KH: Sayın başkan bu son sorumu samimiyetinize dayanarak soruyorum, mecliste neler oluyor bu Sayıştay’a akseden bu meselelerden başka da var mı? Çünkü malum onlar basına bir şeyin yansımamasına özellikle çok dikkat ediyorlar?

FK: Bu Sayıştay raporlarını biz istedik, fakat bunlar böyle bir şey mümkün değil diyerek, bizi aklı sıra geçiştirmeye çalıştılar, fakat biz bu belgelere ulaştığımızda, belediyede bu 6 kişi, daire başkanları bunlar, ki yeri gelmişken söylemeliyim; bu arkadaşlar için de üzüldük tabi, Sayıştay raporlarından dolayı mahkemeye verildiler, yani Ali Özkan’ın nezdinde,

Bize gelen belgelere baktığımızda, biz kuruldaki arkadaşlarımızla beraber baktığımızda gördük ki: bu tutar sadece 57 milyar ile sınırlı bi vurgun değil, bu vurgun çok daha büyük, çok daha fazlası var ama bunların içinde kalem hatası olan var, yapılan mevzuattan kaynaklı hata olanlar var, ama dediğim gibi mevcut iktidar bunları bizim incelememize fırsat vermediği için, bizde şu an için onların dediklerini dinliyoruz. Halka anlattıkları Sümen altı, ama bizde yok öyle bir şey, onların bu olayın üstünü örtmelerine asla izin vermeyeceğiz, bu sürecin sıkı takipçisi olacağız, Sayıştay’ın davayı sonlandırmasını ve raporlarını bekliyoruz, ama bu dava şu kadarını söylemeliyim ki; sonuçlandıktan sonra eğer tatmin olamazsak kendimizde karşı dava açacağız.

KH: Şu an için net bir tarih veremiyorsunuz?

FK: Yok hayır davanın henüz için hukuki süreci devam ediyor, biz de bizzat takipçisi konumundayız. İYİ Parti Karacabey ilçe başkanı olarak, ben bu davanın Sümen altı ettirmeyeceğimi tüm halkımıza buradan bildirmek isterim.

KH: Fatih Başkanım zaman ayırdınız, bizleri kırmadınız, Meltem Gazetesi okurları ve takipçilerimize son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

FK: Ben sizinle böyle samimi bir röportaj yapmaktan çok memnun oldum, bana bu imkânı sundunuz, bizlere; gençlere ulaşmak ve okurlarınıza sesimizi ve politikalarımızı duyurma imkânı verdiniz, daha sık bir araya gelelim, herkese saygılarımı sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir