Çok Mübarek Bir Aydayız

Mübarek Ramazan Ayı’nın içindeyiz, mübarek diyorum ama Ramazan’ın kapitalist sistem için ne kadar önemli bir pazar olduğunu öyle zannediyorum ki hepimiz gayet iyi biliyoruz. 

Modern Emperyalizm yanlış bilinenin aksine insanları köle olarak kullanmaz. 20 yy kapitalizmi; fiziki sömürüyü ve köleliği, para ile satın alma alışkanlığını savunuyorken, içinde bulunduğumuz bu yüzyıl; “cebinden parasını al ve aptallaştır” doktrini üzerine kurulmuştur. 

Hani şu Keyifli Ramazan sofraları reklamlarını hepiniz hatırlarsınız, içinde herkesin mutluluktan 32 dişini gösterdiği şu uzun mu uzun , neşeli mi neşeli sofraların kurulduğu reklam filmlerini,,

Oysa evlerimizdeki bu televizyon ekranlarında, bir yandan bereket ayı propagandası yapılıyorken bir yandan da o ürünün reklam maliyetleri de eklenerek market raflarında, sırf bu ay için özellikle uygulanan, özel gıda zamlarına tanık olurduk hep.. Bereket Ayı adı altında yurdum insanı bir yandan alışveriş yapmaya teşvik ediliyorken, bir yandan da her şeye umarsızca zamlar yapılmasına tanık oluyorduk.., neyseki son bir kaç yıldır bu fırsatçılığa kayıtsız kalmayan bir Cumhurbaşkanımız var…Burası önemli..

Karacabey için ise bence Belediye Başkanımız Sayın Ali Özkan’ın öyle zannediyorum ki; bu zamana kadar yaptığı yapacağı en önemli ve en kıymetli hizmet olan “Aşevi” ile; yardıma muhtaç vatandaşlarımızın önüne, en azından bir tas sıcak çorba koyuluyor olması, sizce de bu dünyalık en büyük hayır-hasanet değil mi?

Sosyal belediyecilik anlayışının temelinde dinimizin yardımlaşma ve paylaşma emirlerinin bizzat devlet eliyle yapılıyor olması yatmıyor mu aslında..Gerek Ankara’da gerek se İzmir’de, Büyükşehir belediyelerinin, birbirlerine destek olan binlerce vatandaş ile yoksulların iftar sofralarını bereketlendirmesine hangi vicdan kayıtsız kalabilir ki,,

Şunu üzülerek söylemek isterim ki dünya üzerinde, vatandaş olarak “GSMH” bireysel zenginlik ve sosyal sorumluluk projelerinde Avrupalı hristiyan devletlerin çok çok gerisindeyiz. Üstelik dini inanışlarında zekat ve filtre gibi herhangi bir dini yükümlülükleri olmadığı halde, onlar bizden çok daha fazla paylaşıyor, yine devletleri alt tabaka ve yoksul kesimin çıkarlarına çok daha fazla hassasiyet gösteriyor. Özellikle de bunu kiliseler eliyle yapıyorlar. Ne enteresan değil mi? tıpkı üstad Mehmet Akif’in de dediği gibi “Dinleri var işlerimiz gibi, işleri var bizim dinimiz gibi..”

Değinmeden geçemeyeceğim bir başka konu ise, gerek ilçemiz gerekse ülkemiz siyasetçilerinin, içinde Kadir gecesinin saklı olduğu bu mübarek ayın faziletlerinin bilinçi ile kullandıkları üslup ve sergiledikleri eylemlerinde; çok daha yapıcı, kutuplaştırma ve ötekileştirmelerden uzak, çok daha fazla milli ve de manevi birlikteliğimizi öne çıkartacak eylem ve de söylemlerde bulunmalarını canı yürekten temenni ediyorum.

Çünkü biliyorum ki ve sizler de çok iyi biliniz ki değerli dostlar; tıpkı Koca Yunus’un da dediği gibi; “bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz.”

Kalın sağlıcakla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir