“Eğitim ve sağlıkta tek çözüm kamulaştırma”
Karacabey Vatan Partisi İlçe Başkanı Rıfat Narhın yazılı bir açıklama yaptı. Narhın açıklamasında, “Üzülerek görüyoruz ki; iktidar ve muhalefet çene yarışında. İktidarın yaşanan krize gerçek, kalıcı ve tam anlamıyla halkımız için çözümleri yok. Muhalefette çözümü olmadığı gibi muhalefet etmek adına akıl dışı söylem ve eylemlerde bulunmaktadır. Yaşanan ekonomik ve covid19 krizinde birleştiricilik yerine ayrıştırıcılığı seçiyorlar. Türkiye Cumhuriyetinin sorunları onların atışma alanı değildir. Ortak nokta, Türkiye Cumhuriyeti, Türk Ulusudur. Bir dayanışmayı bile beceremeyen iktidar ve muhalefet partilerinin Türkiye Cumhuriyetinin hükümeti olabilme özelliği yoktur, kalmamıştır” dedi.
Vatan Partisi’nin krizin çözüm yolları ile ilgili 37 maddelik bir açıklamada bulunduğunu belirten Narhın, “Vatan Partisi olarak Sayın Cumhurbaşkanı, Sendikalar, İşçi sınıfımız ve Türk Ulusuna önerimiz ve çağrımızdır! Kamuyu ve toplumu hiçe sayan, özel çıkarı, şahısların köşe dönmesini esas alan programlar, bütün dünyada iflas etmektedir. Liberal ekonominin merkezlerinden, İtalya, İspanya, Almanya, Fransa ve Amerika’da kamuculuk sesleri yükselmektedir. Küresel virüs salgınını da, salgın öncesi başlayan ve salgınla daha da derinleşen ekonomik sorunlardan çıkmanın yolu, devletçilik, kamuculuk ve toplumculuktur. Vatan Partisi olarak başta Sayın Cumhurbaşkanına, Ak Parti iktidarına, TBMM’deki partilere (Hdp hariç), sendikalarımıza, işverenlere, işçi sınıfımıza ve Türk Milletine önerilerimiz ve çağrılarımız şunlardır;
Kamu sektörü ve özel sektörde işten çıkarmalar yasaklanmalı, zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında tüm işler en az 15 gün süreyle durdurulmalıdır. 1 Ocak 2020 tarihinden bu yana işsiz kalan tüm işçilere işsizlik ödeneği verilmelidir. Koronavirüs ve ekonomi krizinin yakıcı çözümler beklediği bugünkü koşullarda, kaynakların Kanal İstanbul’a ayrılması, çok yanlış bir tercihtir ve uygulanma şansı bulunmuyor.
İnsan sağlığı para kazanma aracı olamaz, olmamalı. Özel sağlık sistemi terk edilmeli, şirketlerin ve vakıfların elindeki sağlık birimleri kamuya aktarılmalıdır. Genel Sağlık Sigortası uygulamasına son verilmeli, devlet hastanelerinin herkese parasız sağlık hizmeti verebilmesi sağlanmalıdır. Yurttaşlardan randevu, muayene, tedavi ve ilaç için katkı payı alınmasına son verilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumumuz bünyesinde ulusal ilaç fabrikası bir an önce yeniden açılmalı ve genişletilmelidir. İnsanları birbiriyle yarıştıran “performans sistemine” son verilmeli, kolektif emek ve kolektif verimlilik bütün kamu kurumlarında hayata geçirilmelidir. Her ne kadar pandemi sürecinde sağlıkta performans uygulaması geçici olarak askıya alınmış olsa da en ön cephede savaşan sağlık çalışanlarımızın pandemi sonrasında da bu baskıdan uzak çalışması önemlidir. Bu nedenle sağlıkta performans uygulamasına kalıcı olarak son verilmelidir. Sağlık çalışanlarına düşünülen iyileştirme ve döner sermaye olanakları, ayrımsız bütün sağlık çalışanlarını kapsamalıdır.
Hastanelerde 696 Sayılı Kararname kapsamında çalışanlar, öncesinde olduğu gibi, salgına karşı mücadelede de diğer personel ile omuz omuza çalışmaktalar. Sağlık sektöründeki “en alttakiler” uygulaması artık son bulmalıdır.
Virüsle mücadelenin bir dönemi kapsayacağı dikkate alınırsa, uzmanlaşma ve başarı için, ihtiyaç duyulan her yerde yalnızca korona hastalarını tedavi edecek “Pandemi Hastaneleri” belirlenmelidir. Böylece, kronik hastalar ve acil tedavi gerektiren diğer sorunlar için öbür hastanelerden yararlanma da sürebilecektir. Böylece diğer hastalara ve sağlık çalışanlarına Covid-19 bulaşma riski düşürülecektir” diye konuştu.
Narhın eğitimle ilgili olarak da şu çözümleri açıkladı; “Belirginleşerek önümüze gelen, salgın sırasında da ertelenemez olan diğer sorun, eğitimdeki çok başlılıktır. Eğitim milli bir görevdir, silahlı kuvvetler kadar önemlidir. Eğitim ve öğretim özel amaçlara ve özel çıkara terk edilemez. Bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesi şarttır, hızlı bir programla uygulanmalıdır.
Öğretmenler arasında hukuka, Türk Milletine ve insanlığa yakışmayacak çifte muamele söz konusudur. Virüs salgını yüzünden tatil edilen okullardaki kadrolu öğretmenlerin ücretleri devam ederken, “ücretli öğretmenlerin” ücretleri devam etsin mi etmesin mi tartışması bile yapılabilmiştir. 83 bin ücretli öğretmenin karşılaştığı bu durum, eğitim sistemimizdeki faciayı göstermektedir. Ücretli öğretmenler kadroya geçirilmeli, bütün öğretmenler aynı statüye ve haklara kavuşturulmalıdır. Yeni atamaların tamamı artık kadroya yapılmalıdır.”
Narhın çözümün kamuculuk, halkçılık olduğunu belirterek açıklamasına son verdi.
