TEMEL ÇİFTÇİ -KÖYLÜ -HAYVANCILIK YAPAN YA KOLONLAR!

AHMET AYGÜN ATA KÖŞE YAZISI

Bir ülke ekonomisinin temeli tarımdır; yani çiftçi, köylü ve hayvancılık yapandır. Peki kolonlar kimlerdir? İşçi ve memur. İşte bu bağlamda Tek çözüm özel sektör değil, çözüm Devletçiliktir.

Hükümet Devletçilik kapsamında önlemler almalıdır. Bu süreçte ekonomide büyük bir daralma yaşanacak, salgının ilk dönemindeyiz ve önümüzdeki dönemde yaygınlaştığında öncelikli olarak çalışanlar etkilenecek. Türkiye’de 16 milyondan fazla işçi statüsünde çalışan insan var. İşsizlikte artış yaşanacağı herkesçe kabul edilmektedir. Ancak iktidarın ve muhalefetin çözüm sunabildiklerini ne görüyoruz ne duyabiliyoruz. İktidar günü birlik, belli grup ve zümreleri kayırma peşinde. Muhalefette yalnızca bir takım rakamlarla eleştiri ve iktidarı sallama peşinde. Çözüm sundular mı hiç? Evet sundular. İktidarın ve daha önceki iktidarların söylediklerini yani.  Nato ile ilişkilerimizi düzeltelim, AB ile yeniden ekonomik ilişki kuralım. El insaf! Eleştirdiğin iktidarda, ondan önce bir bölümünde yer aldığınız iktidarlarda aynı haltı yedi. Nush ile de uslanmıyorsunuz, tekdir ile de, kötekle de!

İşçi içinde aynı görüşteler. İktidar işçi haklarını budamaya çalışmakta, muhalefet çözüm yerine ülke çıkarlarını ve gerçeklerini değil bugün yerin dibine geçen sosyal demokrasi ve liberal çözümler ile köle yaratma peşinde. Gerçekten İşçinin yanındaysanız yönettiğiniz belediyelerde taşeronluğa son verin! Hizmetleri şirketleştirmekten vazgeçin! Yapamazsınız değil mi? Aynı sistemin uygulayıcısı, şak deyin tak yaparızcılarısınız, milim farkınız yok!

Örneğin; İşyerlerinden işçiler izne çıkarıldığında ücretsiz izin olmak yerine işveren tarafından karşılanan ücretli olması gerektiğini,

İşsizlik sigortası fonunda 131 milyar liralık bir kaynak var, bu kaynağın işten çıkarılan işçiler için kullanılması gerektiğini,

Kısa çalışma uygulaması giderek yaygınlaşıyor bu sürelerin kısaltılması ve ödeme sürelerinin uzatılması gerektiğini…

Gerçekten savunuyor musunuz? İktidar Kamu ve Halk yararına noktasına bile dokunmadan yapabilir mi?

Yaşamak istiyorsak kamuculuğu öne çıkmak zorundayız. Amerika ‘da, İsveç’te, Fransa’da, İtalya’da, İspanya’da ve daha nice bize iyi örnek diye gösterdiğiniz ülkelere bakınız. Dinimizden deyip taptığınız ülkelere bakınız!

Birbirlerinin maske ve tıbbi malzemesini çalıyor!

Amerika ‘da kamu doktorları malzeme yok diye eylem yaptı!

Fransa ‘da 877 yaşlının huzurevinde ölümü saklandı !

İsveç’te kamuya ait yatak sayısı 4.478. Özel hastaneler koronavirüs hastası almıyor. Doktor ve hemşirelerde maske ve koruyucu giysi yok. 3-4 hemşire, 2 doktor koronavirüsten öldü.

İtalya’da huzurevinde ölen yaşlılara günler sonra ulaştılar.

Halkımıza yalan söyleyen kitle var. İspanya, Almanya, Fransa dayanışma hesap numaraları açtı. Fransa’da yiyecek sıkıntısı çekenler camlarına beyaz bez asarak yardım istiyor.

İngiltere ‘de Boşbakan “sürü bağışıklığı” dedi. Kendisi bile hastaneye düştü. Bunun dedesi de böyleydi!

Fransa, İtalya’nın; İtalya Sırbistan’ın tıbbi malzemesini çalıyor!

Kanada, Fransa ‘ya gidecek 10 bin maskeye el koyuyor!

Amerika, Kanada’ya gidecek 100 bin maskeye!

AK Parti hükümeti ne yapmalı? Ha yapmadı diyelim tepesi takla oluvereceği bu sürecin sonunda, yaşamın getireceği gerçeklerin önünde diz çökmek zorunda kalacağı;

“Sağlık hizmetlerinde çözümün özel sektör değil çözüm Devletçilik olacağını, sağlık hizmetlerini özel sektör sağlarsa gelen kişiyi hasta olarak değil müşteri olarak gördüğünü, sağlık hizmetlerini devlet sağlarsa hasta olmamamız için çalışılması gerektiğini, kamu kaynaklarını asgari ölçüde harcayarak bizi tedavi etmeye çalışılması gerektiğini ÖĞRETİRLER.

İşçilerin derhal ve behemahal 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren işsiz kalanlarına işsizlik aylığı bağlamalıdır.

Kriz sonucunda ücretli izine çıkarılanların işten çıkarılmasına engel olmalıdır.

İşçinin, eş ve çocuklarının sağlık hizmetinden katkı payı, ilaç parası, muayene ücreti kısacası hiçbir kesinti yapmamalıdır.

3 milyon kaçak işçinin olduğu ülkemizde derhal ve behemehal SURİYE İLE BARIŞ VE İŞBİRLİĞİ SAĞLAYARAK ÜLKEMİZDE BULUNAN SURİYELİLERİ ülkesine göndermelidir.

Anne ve babası işçi olan üniversite öğrencilerinden yurt ücreti almamalıdır. İşçi ailelerinin okuyan çocuklarına burs arttırılmalıdır. Yandaş ve yan gelip yatanlara vermek yerine üretenin çocuklarına vermelidir.

Dinci ve dindar görünümlü vakıfların tüm varlıklarına el konulmalıdır. Milyarlarca liralık bu haram-çalıntı birikim fabrikaların tam kapasite çalışabilmesi için hammadde sağlamaya, hammaddeyi sağlayan çiftçi, Köylü ve hayvancılıkla uğraşanlara karşılıksız verilmelidir.

LÜTFEN SOSYAL YARDIMLAŞMA VAKFINDAN YARDIM ETTİĞİNİZ AİLELERİN;

Parti mahalle temsilcilerince,

Falancaya yakınlıklarıyla,

Filanca tarikat ve cemaatlerle,

İLİŞKİSİ OLUP OLMADIĞINI İYİ ARAŞTIRINIZ!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.