MARZİNÇ’e direniş başladı!
Güllüce Köyü’ndeki toplantı ses getirdi:
Mustafakemalpaşa Sivil Toplum Platformu, halkı bilgilendirmek amacıyla önceki akşam Güllüce Köyü’nde toplantı düzenledi.
Toplantıya Bursa Tabipler Odası, Doğader, Şehir Plancıları Odaları Bursa Şube Başkanlığı, Bursa Mustafakemalpaşalılar Derneği, Makine Mühendisleri Odası, Bursa Yerel Gündem 21 temsilcileri, Mustafakemalpaşa Sivil Toplum Örgütleri, siyasi parti ilçe başkanları ile yöneticileri, Belediye Meclis Üyeleri, çevre köy muhtarları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Sivil Toplum Platformu Başkanı Seyit Ali Geçici’nin açılış konuşmasından sonra söz alan Bursa Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Füsun Uyanık, 1/100000 ölçekli planda Mustafakemalpaşa OSB’de kirletici vasfa haiz tesislerin kurulamayacağının altını çizdi.
Uyanık, Marzinç’in yapmak istediği tesisin plana aykırı olduğunu ve Şehir Plancıları Odası olarak ÇED raporuna itiraz ettiklerini açıkladı.
Doğa-Der Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökbayrak, hükümetin tarıma karşı bir yıldırma politikası izlediğini belirterek, verilen desteklerin kaldırılması ve girdi maliyetlerinin arttırılmasıyla çiftçiliğin engellenmeye çalışıldığını söyledi. Yine bu amaçla verimli tarım arazilerinin üzerine kirletici tesislerin kurulmasına izin verilerek, tarım arazilerinin kullanılamaz hale getirilmek istendiğine dikkat çeken Gökbayrak, “Çördük Köyü’nde de aynı senaryoyu gördük. Ancak oradaki birlik ve beraberlik sayesinde, tesisin kurulmamasını sağladık. Aynı birlik ve beraberliği bugün Güllüce köyünde de görüyorum. Bu şekilde birlik korunursa yine aynı başarıyı yakalayacağımıza inancım tamdır” şeklinde konuştu.
Bursa Makine Mühendisleri Odası Şube Sekreteri Remzi Erişler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte yaşama çeşitli endüstriyel ürünlerin girdiğini, insanların da teknolojinin nimetlerinden yararlandığını belirtti.
Yaklaşık 200 yüzyıl önce buharın itme gücünden yararlanmaya başlayan insanların son 50 yıl içerisinde uzaya gidebilecek duruma geldiğini anlatan Erişler, “Teknoloji hızla üzerinde yaşadığımız dünyayı kirletti. Artık gelişmiş ülkeler ‘şu makineyi yapalım da nasıl yaparsak yapalım’, ‘şu ürünü elde edelim de nasıl olursa olsun’ mantığını aşmış bulunmaktadırlar. Üretecekleri teknolojileri çevreye ve doğaya nasıl daha az zarar verebileceğini tartışmaktadırlar. Hatta öyle ki üretiminde minimum dahi çevreye zararı olacağını gördüklerinde kendi çevreleri kirlenmesin diye başka ülkelerde zarar veriyorlar. Örneğin Fransa’da hiç çimento fabrikası yoktur. Fransızlar Türkiye’de çimento üretip ülkelerine götürmektedirler. Hurda demir işlenmesi Avrupa’da terk edilmiştir. Oradaki fabrikalar sökülüp birer birer Türkiye’de faaliyete geçmekteler. Şu an Türkiye kendi ihtiyacının üç katı kadar demir-çelik üretmektedir ve ihracatta çok önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa’da, demir-çelik üretiminin çevreye ve insanlara verdiği zararlar tespit edilmiş, bu tür tesislerin kurulması halinde, doğabilecek zararlardan dolayı büyük bir tazminat ödemek durumunda bırakılmıştır. Bu sebeple yatırımcılar, çevre ve insan sağlığının kanunlarla korunduğu Avrupa ülkeleri yerine, Türkiye gibi bu yasaların işlemediği, gelişmekte olan ülkelerde tesisleri faaliyete geçirmişlerdir. İşte sizin köyünüzde yapılmak istenen de budur. Unutmayın buraya tesisi kurdurduğunuz takdirde tüm Mustafakemalpaşa ‘lekelenecektir’.
Kimse buraya Mustafakemalpaşa demeyecektir. Mustafakemalpaşa’dan ‘Atıkların olduğu yer’ diye bahsedilecektir. Ürettiğiniz domatesi, biberi kimse almayacaktır. Gazetelerden okuyorsunuz, Rusya biberleri, domatesleri, meyveleri almamış. Nedeni, ürünlerin üzerinde kirlilik bulunması. İşte sizin ürünleriniz de bu şekilde Pazar bulamayacak ve satamayacak duruma geleceksiniz. O yüzden Mustafakemalpaşa’nın lekelenmesine izin vermeyin” dedi.
Bursa Tabipler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Şeref Tuzcu, yapılacak tesisin insan sağlığına olan etkilerini anlatırken, “İnsanların hasta olup bize gelmelerini istemiyoruz. İnsanların koruyucu hekimlikten yararlanarak, hastalanmadan gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz. İnsan sağlığını tehdit edecek unsurların en başta engellenmesi gerekmektedir. Bu tesis kurulduğu takdirde, çok yakın bir zaman içerisinde bölgede yaşayanları etki altına alacaktır. O yüzden bu günden karşı çıkmalıyız. Siz kendiniz bu tesisin kurulup kurulmayacağına karar vereceksiniz. Ama biz Tabipler Odası olarak her zaman bunun karşısında yer alacağız” sözlerine yer verdi.
Mühendisler ve Mimarlar Odaları Birliği Sekreter Yardımcısı Gürsel Özcan, tesisin doğayı ve su kaynaklarını nasıl tüketeceği, bu aşamadan sonra neler yapılabileceği konularında bilgiler verdi.
Nilüfer Yerel Gündem 21 Genel Sekreteri Mehmet Kartal ise hükümetin bu tür politikalarını eleştirirken, yabancı firmaların Türkiye’yi yavaş yavaş ele geçirdiğini anlattı ve bunun gibi tesislerin çevreye verdiği zararlardan bahsetti.
Konuşmalardan sonra sorulara geçildi. İlginç sorulardan bir tanesi Atanur Beygiret isimli bayandan geldi.
Atanur Beygiret, “Bunları buraya kim getiriyor? Bu tesis sahipleri ellerini haritanın üstüne koyup da, ‘şuraya gidelim’ demiyorlar herhalde. Bunları getirenleri bulalım. Kimler ise hesap versinler. Yerlerini terk etmeyecekler mi? Bu tesisi de engellediğimizde yine yapacaklarını yapmayacaklar mı? Başka bir tesis daha getirmeye kalkmayacaklar mı? Aylardır bir oraya bir buraya koşturuyoruz bu tesislere karşı çıkıyoruz. Asıl olan bu tesisleri kimin ya da kimlerin buraya getirmek istedikleridir. Bu kişileri bulup, hesabını sormadıkça, sıkıntılar devam edeceklerdir” şeklindeki sorusuna yanıt bulunamadı.
Metin Arslan isimli vatandaş ise, “Ben kendimi bildim bileli, 35 yıldan beri bu Döllük Sulama Hattı ‘yapıldı, yapılacak’ diye hep söylenmiştir. Ben 54 yaşındayım. Şimdi bu sulama hattının inşaatını Bakanımız başlattı ve temelini attı. Bu sulama kanalı tarımın artırılması amacıyla buraya gelmiyor mu? Hemen Bakanın geldiği yerin beş yüz metre ilerisinde ise bu Tesis nerdeyse temel atmak üzere. Bizler anlayamıyoruz. İki projede de bunların imzası var. Biz bu çelişkiyi anlayamıyoruz. Şimdi iki projeden hangisi daha iyi. Suyu getirip tarımı canlandırma projesi mi iyi? Yoksa tesisi kurup tarımı öldürme projesi mi? Biz anlayamadık sizden anlayan varsa bizleri aydınlatsın” diyerek düşüncesini ortaya koydu.
Bu soru üzerine, ‘acaba Döllük Sulama Projesi’nde oluşturulacak barajdan buraya su mu sağlanacak?’ düşüncesi konuşulmaya başlandı.
Küçükaşık esti gürledi!
CHP eski Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık’ın konuyla ilgili sert söylemleri alkışlarla desteklendi.
Küçükaşık “Bir deli kuyuya taş atmış, biz bunu çıkaramıyor muyuz arkadaşlar? Yasal değil kandırıldık deniyor, kim kandırdı Mustafakemalpaşalıları? Eğer biri sizi aldattıysa bu işlem geçersizdir. Biz burada kime karşı durmaya çalışıyoruz. OSB Yönetimi, OSB Müteşebbis Heyeti, ‘ruhsat vermiyoruz’ derse bu iş bitiyor mu? Bitiyor. O zaman neyi düşünüyorsunuz arkadaşlar. İzni verenler, bunu iptal edecekler. Açık konuşalım Mustafakemalpaşa’daki bir bürokrat, bir kaymakam, Mustafakemalpaşa’yı yok ederek mi gidecek buradan? Ruhsat verilmezse tazminat davası açacaklarmış. Kimse bu tazminattan korkmayacak. Efendim ben yanlışlıkla imza attım, yok efendim bizi kandırdılar. Hayır çıkacaksınız bunun hesabını Mustafakemalpaşa’ya vereceksiniz. Çocuk musunuz siz? Mustafakemalpaşa’yı yönetiyorsunuz. Çıkıyorsunuz burada bizi kandırdılar diyorsunuz. Siz Mustafakemalpaşa’nın geleceğine imza attınız. En kısa zamanda OSB yönetimi bir açıklama yaparak ruhsat verilmeyeceğini kamuoyuna açıklasın. Tüm Mustafakemalpaşalılara karşın bu tesisi yine yapacaklarsa o zaman hep birlikte uğraşalım” diye konuştu.
Adı geçen bu tesisin yetkililerinin el altından birebir görüşmeler yaparak ortaya bazı söylentiler yayıldığının, kendilerinden rüşvet istendiğini belirterek belge dağıtıldığının altını çizen Küçükaşık, “Mustafakemalpaşalılar buna sesini çıkartamıyorlarsa bize yazıklar olsun!! Orada burada anlatacaklarına, kimse bunlar bize açıklasınlar. Gerçekten para isteyen varsa da gelsin Mustafakemalpaşa’ya hesap versin. Mustafakemalpaşa’yı daha fazla lekelemesinler. Biz Mustafakemalpaşalıyız, bizim adımızı parayla kimse kirletemez. Her kim para yediyse eğer, biz bunun hesabını sorarız. Kim kimi aldattıysa da o görevlerinden koltuklarından kalkarlar” sözleriyle kalabalığın takdirini topladı.
Bunun üzerine söz alan OSB Başkanı Erhan Onar’ın “Ben hayatta olduğum ve başkan olduğum sürece oraya ruhsat verilmeyecektir” sözleri büyük alkış aldı.
