Yüreğimden geçenler

            Bir ülkeyi
yıkmak için sadece dışarıdan saldırmak yetmeyebilir. Ulus bilincinden uzak,
bağımsızlık anlayışından yoksun içerideki manda yanlılarıyla üç beş kuruşa
kendini satabilecek iş birlikçi bulmakla da sonuç alınmayabilir.

Başka yollar araştırmak gerekiyor.

Ülkeleri yıkmak, ele geçirmek, sömürgeleştirmek onlardan
yanaymış gibi görünerek, güvenini sağlamakla herhalde daha uygun olsa gerek.
Güven sağlandıktan sonra amaca ulaşmak çok kolay. Hiç askeri güce gerek yok.
Gel, daha önceden hazırlanan kurumlara yerleş. Zaten ülke seni her şeyinle
kabule hazırdır.

Önce eğitimle işe başlarsın, misyoner okulları açarsın.

Yardım kurumları kurarsın halkı sadakaya alıştırırsın.

Ülkenin insanlarını dil, din, renk, ırk mezhep farkıyla
ayrıştırmaya kalkarsın.

Alternatifler üretiyor gibi yaparsın; mesela elektriğini,
kaldırımını yapayım, karanlıkta oturmayın, ayaklarınız çamurlanmasın dersin.
İhaleler dağıtırsın, kendi sermayeni yaratırsın.

Sana karşı gelenleri batılılaşma, çağdaşlaşma düşmanı diye
nitelendirirsin.

Yandaş tontonlarınla politikanı yüceltmeye çalışırsın.

Bu AKP’nin gerçek yüzüdür.

Ama ağına düşürmek istediğin ülke insanlarının hepsi sana
inanacak ve aldanacak kadar saf değildir. Bir gün birileri çıkar ne yaptığını,
ne yapmak istemediğini açıklayıverir.

İşte onlar da Cumhuriyet Halk Partililerdir.

                  * *
*

Sanal ticaret

Küçük bir kasabaya yabancı biri tesadüfen uğrar. Kasaba çok
güzel bir yerdir. Yabancı kasabayı oldukça beğenir. Kasabadan bir mülk almaya
karar verir. Bir emlakçıya uğrar. Emlakçının önerdiği yerlerden birini beğenir.
5000 TL kaparo verir.

Kaporayı alan emlakcı parayı aldığı gibi veresiye alışveriş
yaptığı markete koşar borcuna öder. Marketçi başka bir esnafa, o esnaf başka
bir esnafa koşar. Derken para çarşının hovarda esnafına kadar ulaşır. Hovarda
esnafta birlikte olduğu kadına borcunu götürür. Bu kadın da parayı aldığı gibi
kasabada kaldığı pansiyona borcunu götürür. Pansiyonun sahibi bizim emlakçıdır.

Parayı alır kasaya atar. Bir iki gün sonra da yabancı
gelir. Beğendiği mülkü almaktan vazgeçtiğini söyler. Kaporasını geri alır,
çeker gider.

Yabancı sayesinde kasabada birbirine borçlu kimse
kalmamıştır. 

Ne güzel değil mi?

                    *
* *

 Enflasyon

            Obama,
Putin, Tayyip şeytanın huzuruna çıkarlar. Hepsi şeytana dileklerini
söyleyeceklerdir. O da onlara dileklerinin ne zaman gerçekleşeceğini
söyleyecektir.

İlk önce Obama sorar. “Amerika ne zaman her yönden tam
olarak Dünya’nın hakimi olacaktır” der. Şeytan “50 yıl sonra”der. Obama başlar
ağlamaya “ben göremicem, ben göremicem”.

Sıra Putin’e gelir. Putin de sorar. “Rusya ne zaman eski
gücüne kavuşacak”. Şeytan cevap verir. “100 yıl sonra”. Putin ağlamaya başlar.
“Ben görmicem, ben görmicem”.

Sıra bizim Tayyip’e gelir. Tayyip’te sorar. “Türkiye’de
ekonomi ne zaman düzelecek”. Bu sefer şeytan ağlamaya başlar. “Ben görmicem,
ben görmicem”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.