Ormanlarımız

            Yurdumuzun
orman varlığı bakımından ve yeşil alanlar yönünden zengin bir bölgesindeyiz.
Hatta insanlarımızın fidan dikme isteklerini karşılayabilmek için İlkbahar
geldiğinde resmi kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları yer göstermede
zorlanıyor.

            Ancak şunu
belirtmeliyim ki Mart ayının son haftasında kutlanan ağaç bayramında
öğrencilerle, vatandaşlarla yüzlerce fidan dikilir. Gelecek yıl dikim yapılan
yere gidildiğinde fidanların çoğunun kuruduğu gözlemlenir. Tekrar aynı
çukurlara fidan dikimi yapılır.

            O zaman ne
yapmalıyız? Okul eğitim programlarında ve resmi faaliyetlerde, “Ağaç Bayramı”nı
Aralık ayının ilk haftasından başlatmalıyız. Fidanlar kış mevsimini kendi
topraklarında kök çalışması yaparak geçirsinler. Yerlerine uyum sağlasınlar ki
yaz mevsiminde zayıf düşmesinler, kurumasınlar.

            Karacabey
bölgemizdeki doğal ormanlar; meşe, kayın, gürgen, ıhlamur, kestane, çınar gibi
geniş yapraklı ağaçlardan oluşmaktadır. Sevindiğimiz; bugüne kadar Karacabey
bölgesindeki ormanlarda büyük yangınlara rastlanmamış olmasıdır. Son zamanlarda
özel teşebbüs ve devlet kuruluşları makilik, meralık alanları sökerek çam
bilhassa fıstık çamı dikimine yönelmiştir.

            Prof. Dr.
Necmettin Çepel bir seminerde şu bilgiyi vermişti. “Makilik alanlar ülke
topraklarının ve ekolojik dengenin sigortasıdır. Çünkü ormanlık alanda üç tür
canlı yaşarsa makilik alanda bundan on kat daha fazla canlı türü yaşar” diye
anlatmıştı. O günden sonra makilik alanlara değişik gözle baktım.

Bir de şu gözlemimi aktarayım: Mustafakemalpaşa’ya giderken
TİGEM’in giriş kapısından başlayarak fıstık çamı ekim alanı vardır. Çamların
altına baktığınızda hiç yeşillik göremezsiniz. Çünkü çam ağacı vampir bir
ağaçtır. Başka canlıların altında yaşamasına izin vermez. Devamında hemen
meşelik alan başlar. Ağaçların altı yemyeşildir. Buralarda hara koyunlarını
otlatır.

            Herhalde
devletimin mühendisleri, bürokratları makilik alanları fıstık çamı ekim alanına
çevirirken; Bu ağaçların çevreye uyumunu, toprakla bağdaşmasını, çam
fıstıklarının ekonomik getirisinin tabiattan götürdüklerinden fazla olduğunu,
fıstık çamı ağaçlarının kerestesinin kullanımını ve ekonomik değerini, yangın
tehlikesine karşı dayanıklılığını ölçmüşlerdir.

            Çam da bir
orman ağacıdır. Tabiî ki gerekli yerlere ekilmelidir. Acaba uygun olan yerlere
ceviz ve badem ekimini özendirsek nasıl olur? Ekimi devlet olarak yapsak
vatandaşlarımıza versek ve bakımını üstlendirsek daha güzel olmaz mı?

            Son on
yıldır çevremizdeki ormanlık, makilik alanlar maden yasası ile taş ocaklarının
ve mermer ocaklarının talanına uğramıştır. Ayrıca çıkarılan 2B yasası da yeşil
alanların ile ormanların kalbine hançer gibi saplanmıştır.

            Bugün
dünyamızda orman ürünlerinin altı bin çeşit iş kolunda kullanılarak insanlara
ekmek kapısı olan, toprak anamızı tutarak koruyan, havamızı temizleyen,
binlerce canlıya barınak olan bu değerlerin korunması ve çoğaltılması
gerektiğini bakalım ne zaman öğreneceğiz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir