Neo-Heredotes

Neo-Heredotes
 Heredot, tarihi kitaplaştıran bilim adamı. Onun yolundan giden Cevdet Bey’inde adı özdeşleşip Heredot Cevdet olmuştu. Bugün “Heredot” lakabına soyunan çok kişi var. Ama yöntem farklı. Heredot çarpıtmadan bilimsel bir yolla işini yapmıştı.
Bugünkülerse demogojiyi kullanıyor. Bunu Yavuz Selim’de tarih yazmanlarına yaptırmıştı. Tahta çıktığında kardeşlerini öldürmesini tarihe, “Kardeşlerini cennetin kayığına bindirmiştir”, kuzenlerinin gözlerini korlamasını da kuzenlerinin “Gönül gözünü açmıştır” diye yazdırdı. Bu yüzden bilimsel tarih onu “Yavuz” sıfatıyla taşıdı. Tarihin bu sıfatlandırma yönünü severim; Büyük Önder Atatürk, Büyük İskender, Kazıklı Voyvoda, Hain Vahdettin…
Tarihi silip kafalarına göre yazmaya çalışanlar Vahdettin’in bu sıfatını beğenmiyorlarmış. Okulundaki kompozisyon yarışmasını kazanmış 5. sınıf öğrencisi bir çocuğa soruşturma açtılar, yazısında “Hain Vahdettin” ifadesi var diye. Nutuk (SÖYLEV) ‘ta Vahdettin’i soysuz diye de yazdı ATATÜRK. Vahdettin’in soysuzluğu tarihçiler öyle yazdı diye değil.
Vatanı işgal edip, evleri yakan, anamıza, bacımıza tecavüz eden, bebeğinden dedesine katleden Yunan Ordusunu “Hilafet Ordusu” diye adlandırılmasından, “Padişahın emri olmadan işgal kuvvetlerine karşı çıkan başta M. Kemal olmak üzere herkesi idam” ettirmek için fetva yayınlatmasından, işbirlikçi olmasından, koltuk sevdasından vs…
Nereye kadar gidecek ki bu yeni Heredotlar. Bilimsel adıyla Neo-Heredotlar.Neo latincede yeni demek.Bize neleri kaybettireceklerini sanıyorlar.Tarihi iyi bilmiş bir nesil olsaydık bugün “Ermeni Soykırımı Yalanı” olmazdı. Topraklarımız sözde Suriye, Kürdistan, Ermenistan, Gürcistan haritalarında gösteriliyor olmazdı. Başmüttefikimiz bu oyuna alet olmazdı.
Türk milleti sabırlıdır ama çizme aşılıyor. Atatürk’ün düşüncelerini ve eserlerine saldırılıyor. Unutmasınlar ki büyük insanlar ölümsüzlüklerini ardından yetişen nesillerle sağlarlar ve onların ölüleri dirilerinden daha marjinal bir potansiyele sahiptir. Menderes’in sonunu unutmayalım. Atayı 10 Kasım 1938’de kaybettik yanılgısına düşmeyin. Kasım ayının önemli bir günü de 24. günüdür: Öğretmenler Günü. Her neslin mimarı öğretmenler. “Kurtuluş Savaşı’nın asıl savaşçılarıdır, öğretmenler.” demişti Atam. Bu kutsal görevin askerlerinin bugün mesleklerine verebilecekleri en güzel ödül özeleştiri olsa gerek; bu yazı da öğretmenlere “Teşekkür”lerimin yanında sunduğum çiçek bu olsun.
“Geleceğin kalbi geçmiştedir” der bir İtalyan özdeyişi. Bu sözü ve bugünle yarını düne bakarak yargılamayı bir tarih öğretmenim öğretmişti, 10 yıl önce. Bugün Atatürk’ün eserlerini emanet ettiği “Devrimci Gençlik” nerede? Türkiye Cumhuriyeti bir asrı bitirirken, Kemalist yeni nesillerin yeşerişleri özlemle gözleniyor, gerçek Neo-Heredotlarında. Güzel günler elbette gelecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir