Necip Fazıl Kısakürek (26.05.1904-25.05.1983)

Aramızdan ayrılışının 25.yılında fikrine, zikrine ve ışığına ne kadar da muhtacız…
“Surlarda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes,
Ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es.”
ANADOLU;
Anadolu… Bozkurtun bir dere kenarında gümüş sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil(işini Allah’a bırakmış) bir söğüt ağacına istihale(başkalaşma) ettiği mübarek diyar.
Anadolu… Türkün gerçek ruh muhtevasını bulur bulmaz seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vatanıyla iç içe yer yüzü vatanını kurduğu büyük mana çerçevesi.
Anadolu… Kıtalar arası tarihi hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asya’nın, Avrupa’ya bakan cumbası.
Anadolu… Putların ve salibin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekün “Hilal”e teslim eden ve onun davasını bütün dünyaya bir aksiyon halinde güden asli ve asil unsur kadrosu…
Ve nihayet Anadolu… Tarih boyunca cihanın en büyük manâ ve madde imparatorluğuna dayanak vazifesi gördükten sonra, dört asırdır öksüz, mazlum, harap ve mahrum yaşayan; bir asırdan beri de ihanetlerin en acıklısına uğrayan, derken ananevi tahammül ve tevekkülün üstünde ruh eşkiyasının çatı kurduğuna şahit olan misilsiz çile ve işkence arsası…
Halbuki Anadolu; şehitler toprağı, gaziler bucağı, veliler ocağı…
GENÇ ADAM;
Genç adam, düşün!… Evvela insanoğlunun düşünmekten büyük haysiyeti olmadığını düşün!…
Düşünmeyi düşün; düşünülecek her şey ondan sonra kuyruğa girer.
Seni karartmak isteyen tesirler, evvela senden mücerret fikir istidadını, yani varlık şiarını körletmekle işe girişti. Bunu düşün!
Beynelminel fesat erkan-ı harbiyesi; kâh emperyalist, kâh kominist, kâh liberal cepheden, fakat daima murakabesiz bir taklitçilik ve hesabı görülmemiş bir ilericilik telkiniyle yürüttüğü bu tesir, her şeyden evvel senin mutlak temele dayalı mükemmel ahlâkını didiklemeyi hedef tutar. Ondan sonra kafanı hercü merce uğratmak, senin bütün gerçek kahramanlarını düşürmek ve sahtelerini yani emirleri altındakileri yükseltmek… Bu iş için siyasi recüllerden, sözde ilim adamlarına, sanatkârlara, iş ve servet otoritelerine kadar devir, devir müstemleke şahsiyetler bulmakta hiç zorluk çekmemişlerdir. Düşün!
Sen düşünmeyi düşünmekten başlayarak düşün yeter!
“Son gün, olmasın dostum, çelengim, top arabam,
Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir