MUHALEFETE SORDUK

Malumunuz, yakın zamana kadar medyaya düşmüş olan, özellikle de yerel medyada gündem teşkil eden, Sayıştay onaylı belge ve bu belgede yer alan 52 bin küsur liralık seçim kampanyası bedelinin, belediyenin kasasından karşılandığına dair söylemler, ilçe meclisinde konunun gündeme getirilmesi, halkın haber alma hakkı ve yetkili mercilerce herhangi bir resmi açıklamanın yapılmamış olması, akıllardaki soru işaretlerini giderek artırmakta. Biz de siyasetin farklı bir kanadı olan muhalefete mikrofon uzattık. Bakalım 2019 seçiminde yer almış rakipler ve muhalefet parti ilçe başkanları bizlere ne tür açıklamalarda bulunmuş?

Sizler bu Sayıştay’ın onayladığı bu belge hakkında ne düşünüyorsunuz?

AYHAN TAYFUR

Bu konuda il başkanımız, her ne kadar gerekli açıklamayı yapmış olsa da bu seçim döneminde bir takım olanakların belediye bütçesinden yararlanılarak yapıldığını biz zaten biliyorduk. Az çok tahmin ediyorduk bunu ki, Sayıştayın bu kararı onaylamış olması, bizim iddialarımızı güçlendirmiş oldu. Tahminim odur ki çok daha fazla diyebileceğim bir tutarda kaynak aktarımı oldu o seçimlerde ama net bir belge elimizde olmadıkça kimseyi de suçlamak istemiyoruz. Biz İYİ parti olarak; kamunun yani halkın parasının bu tür seçim kampanyalarının reklamlarında harcanmasını etik bulmuyoruz. Yapılanlar yanlıştır. Genel başkanları Recep Tayyip Erdoğan tarafından, bir yandan Hz. Ömer adaletinden bahsedilirken bir yandan da halkın paralarının şahsi amaçlar uğruna harcandığını üzülerek gördük. Sayıştay bundan sonra ne yaptırım gerekiyorsa yapacaktır. Türk adaletine güveniyoruz. Her ne kadar bu tür münferit olaylar yaşanmış olsa da Türk adaleti elbette tecelli edecektir.

                                ****

FATİH KARABATI

Sayıştay’ın vermiş olduğu onay ve bu onay sonrasındaki ilk meclis toplantısında bunun önergesini biz kendisine verdik zaten. Kendisi (Ali Özkan) de bu konuyu alaycı bir tavırla karşıladı ama bir yandan da belgeyi de yalanlayamadı. Böyle bir şeyin olmadığını söyleyemedi. Sadece şunlardan bahsetti: ‘İşte bunlar ilk raporlar, bizden savunma istendi. Savunmaları vereceğiz. Nihai karar da ondan sonra açıklanacak.’ demekle yetindi. Bunları derken oldukça rahat tavırlar içerisindeydi. O (Ali Özkan) her ne kadar belgeleri bizimle paylaşmak istemese de, biz elimizden gelen baskıyı kesinlikle yapacağız, bu Sayıştay raporlarını meclis üyelerimiz vasıtasıyla talep edeceğiz. Ama bu sadece bir tek belgeden ibaret değil, biz bunun sayıca daha çok olduğuna inanıyoruz zaten. Biz o gün de şunu söyledik kendisine: Bu sadece bir tek belgeden ibaret değil, bütün Sayıştay raporlarını açıklamanızı talep ediyoruz dedik. O (Ali Özkan) da bize bunun kesin sonuçlar olmadığını ve bir ay sonraki, yani savunmalardan daha sonra netlik kazanacağını bildirdi bizlere. Bunlar tabi her şekilde bu konuyu örtbas etmeye çalışacaklardır. Biz de hukuk danışmanlarımızla birlikte, bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

KH: En nihayetinde; savunmaların sonrasında bu sonuç resmiyet kazanmış olursa, bunun hukuki yaptırımı nedir Sayın Başkan?

FATİH KARABATI: Karşılığındaki yaptırımı şu olur: Bugüne kadar devlet kasasından yapılmış tüm harcamaların, bugünkü enflasyon oranıyla çarpılarak, günümüzdeki ederi kadar, alacak olarak geri istenir. Benim hukukçu arkadaşlarımdan aldığım geri bildirim budur. Tüm seçim masraflarının kendi ceplerinden ödenmesi zorunlu kılınır.

                                ****

ZEYNEL ABİDİN KOÇAK

Öncelikle bize böyle bir imkân sunduğunuz için Meltem Gazetesi’ne teşekkür ediyoruz. Bu konuya açıklık getirmeden önce yaşanmış güzel bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum: Bizim 94 seçimlerinde Kütahya belediye başkanımız vardı. Süleyman Canan Beyden bahsediyorum. Bu şahıs belediye başkanı olduğunda yaptığı ilk iş; belediyede kendine özel bir çeşme yaptırıp vanasını, sayacını ve tüm masraflarını kendi üzerine almıştı, abdest alırken sadece bu çeşmeyi kullanıyordu. ‘Bu abdest aldığım su, benim özel kullanımımdır.’ diyerek o çeşmenin faturasını da sadece kendi cebinden ödeyen bir belediye başkanımızdı. Belediye araçlarını mesai saatlerinden kullanan, mesai saatleri dışında ise kendi şahsi aracını kullanan bir belediye başkanından bahsediyorum. Biz böyle bir siyasi anlayışın temsilcileriyiz. Bizim şu anki belediye başkanımızın böyle bir şeye tenezzül etmiş olması hiç yakışık almamıştır. Bu milletin paraları, bir siyasi parti uğruna heba edilmemelidir. Zaten tüm siyasi partilere hazineden ayrılmış bir seçim bütçesi var. Bu bütçeden karşılanmamış da neden belediyenin bütçesinden halkın parasından karşılanmıştır? Bakın bunlar görünen gerçekler. Bunlar saklanmayan gerçekler. Bir de saklananları düşünürsek vay halimize demekten kendimi alıkoyamıyorum.

KH: Siz peki, bu konuda Sayın Başkanın, medyaya herhangi bir geri bildirimde bulunmamasını, bir basın açıklaması yapmamasını, nasıl değerlendiriyorsunuz Sayın Koçak?

ZEYNEL ABİDİN KOÇAK: Ben bu suskunluktan şunu anlıyorum ki; bunların hukuk üzerinde baskı kurabilme imkanları var. Daha önce Sayıştay başkanlarının görevden aldıklarını da hatırlayın. İstedikleri kişiyi istedikleri yerlere yerleştirmişliklerine de çok tanık olduk. Yakın zamanda Genel başkanımız Sayın Temel KARAMOLLAOĞLU’nun da medyaya bu konu üzerine yaptığı bir açıklama olmuştu; ‘Eğer bir hükümet kendisini kanunun ve hukukun üzerinde görüyorsa, bundan daha büyük bir darbe aramayınız.’ demişti.

Bugün bakın, bizim belediye başkanımız da böyle bir suçlamayla karşı karşıya. En azından çıkın da bir açıklama yapın. Yaptık ya da yapmadık deyin. Kamuoyuna bir açıklamada bulunun. Gerçekten yadırganacak bir durum. Ama şunu görüyoruz ki; bu beyler davul da bizim elimizde tokmak da bizim elimizde, istediğimiz gibi çalarız, istediğimiz gibi oynarız edasındalar. Ama zamanı geldiğinde, milletimiz bunların da biletini kesecektir. Hiç kimse yerinde kalıcı değildir. Adalet er ya da geç tecelli edecektir. Benim de buna inancım tamdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir