İmam böyle yaparsa

Bu gün, ilginç mi? ilginç, bir o kadar da utanmadan sürdürülen yalanlarla, cami cemaatinin canına tak ettiren talanlardan söz etmek istiyorum.
Karacabey İmaret Cami İmamı Mustafa Çolak’ın yüksek becerilerine (!) ve O’na, hemşerisi olması nedeniyle destek verdiği söylenen Müftü Hikmet Yazıcı’nın ilginç tutumlarına tepkili yüzlerce cami cemaatinin gerçek bir isyan öyküsü bu.
İnanın nereden başlayacağımı kestirmekte zorlanıyorum.
Yedi yıldır gerçekler gizlenerek sürdürülen baskı işkenceye dönüşmüş durumda.
Aslında sıkıntının, gardiyanlıktan imamlığa geçen Çolak’ın yedi yıl önce İmaret’e atanırken, Selimiyelilerin karşı çıkmasıyla başladığı anlaşılıyor.
Demek ki, İmamı sormuşlar, soruşturmuşlar biraz tanımışlar ve sanki bu günleri sezmişler.
Öncelikle bilinmesi gereken, neştersiz düzelmeyeceği düşünülen gerginliğin nasıl başladığıdır:
1999 yılında Muhtarlıkta toplanan Selimiye halkı, cemaati camiye taşıyabilmek için mezbelelik durumdaki bahçenin temizlenmesini ve çiçeklendirilmesini kararlaştırır. Bakımına ve korumasına süreklilik kazandırabilmek amacıyla kendi aralarında topladıkları parayla bahçenin bir köşesine 20 metrekarelik çay ocağı yapılır. İşletmeciliği de camiye göz-kulak olsun diye mahallenin sevilen isimlerinden Ali Şirem’e verilir. Şirem, bahçenin bakımı, tuvaletlerin temizlenmesi, caminin korunması görevlerini beş, altı yıl boyunca severek ve kusursuzca yerine getirir.
Uzatmayalım, cami dolup, taşmaya başlar.
Buraya kadar iyi, güzel de, Mustafa Çolak’ın 2006 yılında İmaret’e imam olarak atanmasıyla Selimiye’ye ateş düşer.

İmama yakışıyor mu?
İmam Mustafa Çolak atandıktan sonra Selimiye’nin kışlaya dönüştüğünü iddia eden yüzlerce cami cemaati öfke kusmaya başladı.
Neden acaba?
Anlatalım: Geçen hafta Selimiye Mahallesi’ndeki İmaret Camisine davet edildim. Gittim. Yaşları 40 ile 80 arasındaki cami cemaatinin içtenliği, dürüstlüğü yüzlerinden okunuyor. Başladılar anlatmaya. Tümü de İmam Mustafa Çolak’tan yakındı.
Önce en yaşlıları konuştu: “Evladım, hoş geldin, iyi ki geldin. Halimizden kimse anlamıyor. Derdimizi kimselere anlatamıyoruz. Şu bizim İmam var ya, ağaçları kesiyor, gülleri tekmeliyor. Çiçek ektirmiyor, zeytinleri sulatmıyor. Laf söyletmiyor. “Sen, bu caminin cemaati değilsin. Sen, Tatarlar Camisi cemaatisin, ne işin var burada?” diyerek hemen azarlıyor.
İmaret’in karşısında oturan bir başkası: “Caminin yan kapısını neden açmıyorsun” dediğimde, İmamdan aldığım cevap, “Zor geliyorsa, git evinde kıl namazını.”
İmamın hiç mi iyi yanı yok? sorusunu yönelttiğimde, yakınmalar daha da arttı:
“İbrahim Bey, yalan konuşan bir imamın arkasında namaz kılınmaz. Bu yüzden başka camiye gidiyorum.”
“Ramazan’da, “İmama yardım yapılacak” diye bir bayan makbuzsuz para topladı. Doğru mudur bu?”
“İmam bana ne dedi biliyor musunuz? “ Siz beni istemiyorsunuz ama giderken, bir kaçınızı da götüreceğim.”
Hikmet Yazıcı Karacabey Müftülüğüne atanırken, “Hemşerim geliyor, şimdi gönderin de göreyim.”
İmamı Vakıflar Bölge Müdürlüğüne şikayet edeceğini söyleyenlere, “Orası ayrı bir cumhuriyettir. Siz oraya giremezsiniz.”
Böyle esip, gürlüyor İmam. Yardım yapılması için Karacabey Ziraat Bankası’nda açılan hesap numarası ilanını cami duvarından Vakıfların uyarısı üzerine indiriyor.
Selimiyeliler, en fazla da, “Cami cemaati, Çay Ocağı yüzünden kaçıyor” diye Ali Şirem’in İmam tarafından şikayet edilmesine içerliyor. “Bu kadar da kuyruklu yalan olmaz” diyor.
Gel de, kaygılanma. Gel de, 57 ağaçtan toplanan zeytinlerin nereye gittiğini sorma. Gel de, camideki kumbarada toplanan yardım paralarının tutanaklarını isteme.
Gel de, “Çay Ocağı bahane mi? Minareye kılıf şahane mi? “ diye düşünme.
Müftülükten umudunu kesen Selimiyeliler, geçen hafta 43 imzalı şikayet dilekçesini Karacabey Kaymakamlığı ile AKP İlçe Başkanlığına da verdi.
Müftü, Çay Ocağının kapanmayacağını söylese de, İmama toz kondurmuyor ve topu Vakıflar’a atmış gibi görünüyor.
Bir şey çıkar mı? Sanmıyorum!
İçi dolar dolu ayakkabı kutuları, sıra, sıra para sayma makineleri, rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarına baktıkça, AKP Milletvekili Önder Matlı’nın da bildiğini bildiğim İmaret’teki oyunlarla ilgili, gel de, endişelenme!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir