Ana Sayfa / / Bu nasıl dostluk?
Bu nasıl dostluk? 
Bu nasıl dostluk? Osmanlı imparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı sonunda yenilgiye uğramış ve Mondros Ateşkes Atlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Mondros Mütarekesinden sonra galip devletler, tek taraflı hazırladıkları Sevr anlaşma metnini mağlup devletlere imzalamaları için dayatmışlardır.
2007-04-04, 11:25:50 Okunma: 138 0 yorum
Bu nasıl dostluk? Osmanlı imparatorluÄŸu, Birinci Dünya Savaşı sonunda yenilgiye uÄŸramış ve Mondros AteÅŸkes AtlaÅŸmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Mondros Mütarekesinden sonra galip devletler, tek taraflı hazırladıkları Sevr anlaÅŸma metnini maÄŸlup devletlere imzalamaları için dayatmışlardır. Sevr'in özünde, Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun dağılması ve toprak paylaşılması vardı. Türk Ulusu esareti reddetti. SavaÅŸa devam dedi. Bunun üzerine galip devletlerden İtalya Antalya yöresini, Fransa Gaziantep-Adana-MaraÅŸ yöresini, İngilizler ise Urfa yöresini iÅŸgal etti. İngilizlerin teÅŸvikiyle Yunanlılar ise 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'e çıktılar. Zafer sarhoÅŸluÄŸu ile ne yaptıklarını bilmez halde, Ankara baÄŸlarına kadar bütün Batı Anadolu'yu iÅŸgal ettiler. Türk Ulusu'nun azimli mücadelesi neticesinde, önce İngilizler daha sonra da Fransızlar iÅŸgal ettikleri bölgelerden çıkarıldı. İtalyanlar silahlı bir mücadeleyi göze alamadılar ve kendileri Anadolu'yu terk ettiler. Yunanlılar, Batlıların tahriki ve desteÄŸi ile Ankara baÄŸlarına kadar geldiler. Ama sonrasında öyle bir hüsrana uÄŸradılar ki kaçarken, Afyondan İzmir'e dokuz günde ulaÅŸtılar. Ancak denize dökülmekten kurtulamadılar. Sevr ile Türk yurdu doÄŸu ve GüneydoÄŸuda bölünmeye maruz bırakılmak istenmiÅŸtir. Kimler Tarafından? İngilizler ve ABD tarafından. İngilizler, Irak'ın kuzeyi ile Türkiye'nin GüneydoÄŸusu, İran'ın batısı ve Suriye'nin doÄŸusunda bir Kürt Devleti kurulması için olanca gücü ile mücadele etmiÅŸtir. ABD de DoÄŸu Anadolu'nun bir bölümünü içine alan topraklar üzerinde Ermenistan'ın kurulmasına çalışmıştır. Bu arada yurdun düşman istilasından kurtarılmasından sonra İsviçre'nin Lozan ÅŸehrinde bir barış konferansı toplanmıştır. Konferansın baÅŸ mimarı yine İngiltere'dir. Türk Delegasyonu'nun önündeki en büyük engel İngiliz delegasyonudur. Çünkü İngilizlerin endiÅŸesi, Petrol Bölgelerinin Türklerin eline geçmesidir. ABD ise 1923 yılında imzalanan Lozan Barış AntlaÅŸması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletini senatolarında resmen kabul etmemiÅŸlerdir. Her nasılsa 1948 yılından bu yana Türkiye'nin dostudur! Zaman Zaman da müttefikidir! AKP iktidarı zamanında da “Stratejik Ortağıdır!” 1918 yılından bu yana ABD ile İngiltere'nin Büyük Ermenistan ve Kürdistan Devleti'nin kurulması vazgeçilmez emelleridir. 1918 yılından bu yana plan ve programlarından sapmadan hedeflerine doÄŸru ilerlemektedirler. Dostluk, müttefiklik ve hatta stratejik ortaklık mavalları siyasilerimizin iktidarı ele geçirmek ve iktidara geldiklerinde de düşmemek için Türk Ulusu'nu oyalama yalanlarıdır. Ermeniler ve Kürtler, hamilerinin yardımları ile dünya kamuoyunda strateji üretmektedirler. Politikalarına taraftar toplamaktalar. Sözde Ermeni soykırımı tasarılarını 18 ülke parlamentolarından geçirdi. Kuzey Irakta birkaç baldırı çıplak, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, gün geçmiyor ki hakaret etmesin. Türkiye sınırları içerisinde terörist faaliyet gösterdikten sonra Kuzey Irak topraklarında eline kolunu sallayarak dolaÅŸmasına göz yumulmakta ve hatta cesaret verilmektedir. 1980 yılından sonra Türkiye'yi yönetenler ne yapıyor? Ellerinde bir AB sazı, çal babam çal. Arada bir “Türkiye Cumhuriyeti üniter devlettir, kimse bölemez” de. İyi tamam da yol alınmıyor. Kendimize söylüyoruz, kendimiz dinliyoruz. Bir süre önce DTP Batman İl BaÅŸkanı, “Kerkük'e yapılan saldırıyı Diyarbakır'a yapılmış bir saldırıyı da Kerkük'e yapılmış sayarız” dedi. Bu söz siyasi netice almaya yönelik bir söylemdir. Yenilip yutulacak gibi deÄŸil. Kerkük ile Diyarbakır arasında organik baÄŸ oluÅŸturulmaya doÄŸru adım atıldığını gösteriyor. İktidar Partisine bakıyorum, GüneydoÄŸu Anadolu ve Kuzey Irak konusunda bir Politika yok. Veya var da kendisinde saklı. Oy kaygısı ile mi nedir? Bir giriÅŸimde veya en azından bir söylemde bulunamıyor. CHP'nin ayakları suya ermiÅŸ, biraz da geçmiÅŸteki hatalarından deneyim saÄŸlamış. Konuya akılcı yaklaşıyor. Tehlikenin farkındalar. Medyanın ise büyük bir bölümü “Gün bugündür, doldur çarığını doldur” havasında. Kamuoyunu aydınlatmak şöyle dursun, ufkunu karartmakla meÅŸgul. Türkiye, en kritik bir dönemde, en zayıf kadrolarca yönetilmeye çalışılmaktadır. Onun için yapılacak seçimlerde, konulara vakıf, mesuliyetine müdrik, karizması derin bir iktidarın sandıktan çıkarılması gerekmektedir. Bu görev de, erzak torbası bağımlısı seçmenin dışındaki yurttaÅŸa düşmektedir.
YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.