

Çevrenizdeki tanıdık tanımadık herkese şöyle bir soru sorsanız:
"Daha yeşil bir şehirde yaşamak ister misiniz?"
Kuşkunuz olmasın ki alacağınız yanıt "Evet" olacaktır.
Hem de öyle bir "Evet" alırsınız ki, sanırsınız bu şehirde yaşayan herkes birer çevre ve yeşil dostudur...
Oysa gerçek hiç de öyle değil.
Sanki bu şehirde ek derslik yapacak boş alan yokmuş gibi, 10-20 yıllık ağaçlar teker teker kopartılıp atılıyor.
Karadağ'da kurulan Kireç Fabrikası'yla birlikte tam da karşımızda ağaç katliamı yapıldı. 3 kilometreyi bulan yol üzerindeki tüm ağaçların yok edilmesi kanımızı dondurdu. Karacabey Hükümet Konağı önündeki çam ve ıhlamur ağaçlarının, binanın ön yüzünü kapattığı ve kuşların uğrak yeri olduğu gerekçesiyle gelişigüzel budanarak katliam yapılması hala unutulmadı. Uçan kuşlar bile bedel ödedi.
Şimdi de Şehit Bahadır Tayfur İlköğretim Okulu'nda ek derslik yapılması adına ağaçlar kesiliyor. Hem de öğrencilerin önünde. Yeşili doğra, bina yap mantığıyla.
“Her bebek için bir fidan”, “Dünya çevre günü”, “Dünya Ormancılık Günü”nde çevre bilincine dikkat çekerek boy gösteren siyasi parti yöneticileri, daire amirleri, “Sizde bir ağaç dikin. Dikili ağacınız olsun” diyen Kaymakamımız nerede?
Üzülerek söylüyorum, bugün fidan diken eller, gün oluyor ağaç katliamı yapıyor. Oysa bir ağaç onlarca yılda meydana geliyor. Ağaçları kesmek bir insanı kesmekten farksızdır.
Doğanın insana ihtiyacı olmadığını ancak, insanın doğaya her zaman zorunluluk duyduğunu nasıl olur da görmezden gelebiliriz?
Atatürk çevreyi ve yeşili pek severdi. Bir sözünde şunu söylüyor; ''Çevreye o kadar çok ağaç dikin ki, kör bile ormanı hissetsin''. Peygamberimiz; “Bir saniye sonra kıyametin kopacağını bilseniz bile fidan ekin” diye buyurmuşlardır. Aynı şekilde Ulu Önderimiz Atatürk, ağaç kesilmesine her zaman karşı çıkmıştır.
Şimdiki yöneticilerimizin yıkarak ve keserek güzelleştirmenin doğru olacağı düşüncesini benimsemiş olmasını anlayamıyorum. Yaşamımızın bir parçası olan yeşil alanlarımızı koruyarak, çocuklarımızın geleceklerine sahip çıkmamız gerekirken, ağaca düşman yönetici görmekten bıktım, usandım.
Ek derslik için, bahçede katliam yapmak, bindiğimiz dalı kesmektir. Bu nasıl bir eğitim anlayışıdır? “Yeşili koru, fidan dik” diyen eğitimcilerimiz şimdi hangi yüzle sınıflarda ağaç sevgisi anlatacak?
Çok merak ediyorum doğrusu.
Başka çözüm yolları varken en kolayını neden seçtiniz?
Lise'de, Şehit Serkan'da, Taşlık'ta, TOKİ'de binlerce öğrenci boşluğu var. Buraları doldurmayı hiç düşünmediniz mi?
Sahi, siz tam gün eğitimi hiç aklınızdan geçirdiniz mi?