

KaplumbaÄŸalar TaÅŸ Olunca
Şahinköy Karacabey'in bir köyüdür.
Son dönemlerde doğayla kavga eden birtakım işletmelerin ısrarla vazgeçemediği, tesis kurmak için kapıdan bacadan girmeye çalıştığı bir köy.
Åžahinköylü bir ilkokul öğretmeni bana anlatan…. Bölgede yaÅŸayanlar veya çevreci örgütlerin muhalefetini basından takip edenler iyi bilir. Bu köy Karacabey Bandırma arasında yer almaktadır. Bölgedeki asfalt çalışmalarını yapan firma da aynı zamanda Åžahinköy'deki bir taÅŸ ocağını bölge halkının tüm muhalefetine karşın iÅŸletmektedir. TaÅŸ ocağı, uzun süredir çevreye yaydığı olumsuz etki nedeniyle doÄŸaya zarar verdiÄŸi için de bölge halkı tarafından defalarca idari mercilerde ÅŸikâyet konusu yapılmıştır. Ama uzun süre pek umursayan olmamıştır.
Ta ki köy kaplumbağalarının doğa gezintisinde başlarına gelenlere kadar.
Sohbet ettiÄŸimiz öğretmen, “BaÅŸlarına gelene üzüldüm ama Allah razı olsun o kaplumbaÄŸalardan. Belki ordan geçmeseler bu adamlar hiçbir bedel ödememiÅŸ olacak ve bu da bizi daha çok rahatsız edecekti.”
Herhalde kaplumbaÄŸalara ne oldu merak ediyorsunuz… Yine güzel bir günde yürüyüşe çıkan kaplumbaÄŸalar, yol çalışması yaptıktan sonra taÅŸocağı civarına park eden kamyonların, damperlerindeki atık asfaltı doÄŸaya boca ettiklerinden habersizdirler. Dahası yumuÅŸak asfaltın sonradan donduÄŸunu bilmemektedirler. Böylelikle girerler hesapsızca araziye dökülen asfaltlı bölgeye. Yaklaşık 30 kaplumbaÄŸa sertleÅŸen asfaltın içinden çıkamayıp açlıktan ve susuzluktan oracıkta ölür, 7 tane saÄŸ kalan ise UludaÄŸ Üniversitesine yetiÅŸtirilir kurtarma ümidiyle. Ama onların ömrü de çok uzun sürmez. Köylüler, çevreciler bu iÅŸe köpürür. Derken, idare firmaya cezayı basar: 73 bin YTL. Firma öder, kurtulur. Bu para ne ki, faaliyete devam…
Trajikomik bir şekilde hayatlarını kaybeden kaplumbağalar, köyde bir anda doğa için hayatlarını feda eden kahramanlar oluvermişlerdir.
Ancak acaba ölümler bir sorunun çözümüne vesile olmuş mudur, yoksa idare kış uykusuna yatmış da yeni çevre canavarları Şahinköy'e bakarak ellerini ovuşturmuşlar mıdır?
…….
Çok zaman geçmez, taşa kireç gerekir ve aynı kişiler aynı bölgeye bir de çimento fabrikası kurma çalışmalarına başlarlar. Böylelikle her şey baştan başlar. Tüm Karacabey tek yürek, 53 sivil toplum kuruluşu mücadele verir. Kuruldu, kurulacak, ÇED raporu gereki, gerekmez tartışmaları sonucunda bu mücadele kazanılır. Çimento fabrikasının bölgedeki ekolojik sistemi tahrip edeceği sonucuna varılarak, şimdilik bir nokta koyulmuş olur.
Olur mu?
Olmaz. Çünkü bu sefer de Åžahinköy'e komÅŸu Kıranlar Köyü'ne kireç fabrikası ve çimento fabrikası kurmak isteyenler ellerini ovuÅŸturmaya baÅŸlar. Hazırlıklar hızlanır. Olsun olmasın, kurulsun kurulmasın…
Biraz daha mücadele edilecek gibi. Ama sonu nereye varacak, doğanın tahrip edilmesi hep böyle kolay mı olacak?
Sanırım bizim gibi ülkelerde evet. Rantiye ve doğal yaşam koruyucuları arasında bitmez bir mücadele daha uzun süre sürüp gidecek.
***
Dün yayımlanan bir günlük gazetede MuÄŸla'da balık çiftliklerinde telef olan yüzbinlerce Çipura'nın ardından İngiliz seyahat acentalarının bu bölgedeki tatil köyleriyle anlaÅŸmalarını feshetmeye baÅŸladıkları haberleÅŸtirilmiÅŸti. Gerekçe “balık yaÅŸamayan denizde insanlarımızı yüzdüremeyiz” miÅŸ. Haklılar da, iÅŸin bir baÅŸka yönü de var. Yıllarca çevre örgütleri oralarda plansız, düzensiz ÅŸekilde kuruluverilen balık çiftliklerinin ekolojik dengeyi bozduÄŸunu bağırırken ve bunu sağır sultan duymuÅŸken; birçok önlemin gelmediÄŸi yada geç geldiÄŸi bir süreç yaÅŸanıyordu. Ve birileri diÄŸerlerinin dünyası için mücadele ederken; o diÄŸerleri film seyreder gibi onları seyrediyordu.
Şimdi merak ediyorum, acaba Muğla'daki turizm işletmeleri en keskin çevreci oluverirler mi? Ellerinde 'Balık Çiftliklerine Hayır' yazılı pankartlarla Greenpeace'e üye olup kendilerini bu çiftliklerin çitlerine zincirlerler mi?
Bir tarihte bir gezi gemisini içinde eşcinselleri taşıyor diye Kuşadası Limanına yanaştırmayan, ama sonra eşcinsellerin milyoner zenginler olduklarını öğrenince yollarına kırmızı halı seren birkısım Kuşadası esnafının neye daha çok önem verdiğini görünce, insan Muğla Turizmcilerinin kendini zincirlemesini de çok ihtimal dışı görmüyor.
Tüm bunlardan hareketle Karacabey'in birinci sınıf tarım arazilerinde kurulmak istenen fabrikalar topluma yeni çevreciler kazandırır mı derseniz, onu ben de merak ediyorum….