Ana Sayfa / Amaç Bursalı / Ölçülülük eğitimi
Ölçülülük eğitimi 
Son günlerde basında üst üste polisin eleştirildiği haberler okuduk.
İlki Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü binasında gözaltında bulunan Festus Okey isimli bir şahsın polis silahından çıkan bir kurşunla hayatını kaybetmesiydi. Nijerya uyruklu olan Festus Okey üzerinde satmak için kokain bulundurduğu iddiasıyla
2007-12-01, 11:25:50 Okunma: 61 0 yorum
Amaç BURSALI Ölçülülük eğitimi
Son günlerde basında üst üste polisin eleştirildiği haberler okuduk.
İlki Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü binasında gözaltında bulunan Festus Okey isimli bir şahsın polis silahından çıkan bir kurşunla hayatını kaybetmesiydi. Nijerya uyruklu olan Festus Okey üzerinde satmak için kokain bulundurduğu iddiasıyla gözaltına alınmış, gözaltındayken ölmesi üzerine de; bir polis memurunun silahını almak istediği sırada çıkan arbedede omzundan vurulduğu ve sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Sonraki haber ise İstanbul Avcılar'dan geliyordu. Konuya ilişkin açıklama yapan emniyet birimleri, bir parkta alkol alarak etrafa rahatsızlık verdiklerini belirttikleri şahıslardan birinin kendilerine mukavemet ettiğini, bu esnada şahsın kalbine aldığı bir darbe sonucu hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
En son İzmir'de alkollü olarak araç kullandığı; ancak, “Dur” ihtarına uymadığı belirtilen bir gencin polis kurÅŸunu ile ensesinden vurularak beyin ölümünün gerçekleÅŸmesi kitle iletiÅŸim araçlarında yer almıştı. Polis kaynaklarına göre ÅŸahıs “Dur ihtarı”na karşın durmamış bu nedenle de kendisine karşı silah kullanılmıştı.
Yukarıdaki olaylarda kimin suçlu veya ne kadar suçlu olduğuna ilişkin sorulacak soruların en iyi cevabı mahkemelerce yapılacak incelemelerde belirlenebilecektir elbet; ancak buradan yoruma girmeden bazı çıkarsamalarda bulunmak mümkün görünmektedir.
Öncelikle her bir olay emniyet kuvvetlerinin adli bir olay sonucu şüphelilere müdahalesini içermektedir. Birinde uyuÅŸturucu satıcısı olduÄŸu, diÄŸerinde kamuya açık alanda içki içerek etrafa rahatsızlık verdiÄŸi, sonuncusunda ise alkollü araç kullanarak polisin “Dur” ihtarına uymadığı belirtilen şüpheli profilleri bulunmaktadır. Yani ilk bakışta her bir şüpheliye yöneltilen birtakım suç fiilleri bulunmaktadır.
BU SUÇLARIN CEZASI ÖLÜM MÜDÜR?
Çok açıktır ki deÄŸildir; ancak yine maalesef ki öyle olmuÅŸtur. Mahkemeler eÄŸer bu kiÅŸileri yargılayabilseydi bir ceza alabilme ihtimalleri yüksekti belki ancak; hiçbirinin de artık yasalarda yer almayan “Ölüm cezası” almayacağı kesindi. Åžimdi tüm bu yukarıdaki olayların öznel incelemesini yargı mercilerine bıraktıktan sonra genel olarak polise yöneltilen suçlamalara iliÅŸkin bazı deÄŸerlendirmeler yapmakta fayda var.
Suç şüphesinin bulunduğu yerde emniyet görevlilerinin gerekli müdahalede bulunması beklenen ve istenen bir durumdur. Güvenlik kurumlarının varlığı olmaksızın güvenli bir yaşam da zaten günümüzde mümkün değildir. Ancak ne zaman ki güvenliği sağlayacak görevliler, hukuk kuralları ve toplum vicdanının da ötesine geçecek olayların içinde yer alırlar, o noktada kendilerine güvenliği sağlamaları için yetki veren toplum da bu durumu sorgulamaya başlar.
Emniyet teşkilatının -toplumun her alanındaki kurumlarda olduğu gibi- yüzünün yeniliğe ve gelişime dönük olduğunu/olması gerektiğini kabul etmek gerekmektedir. Ancak tüm bu ilerleme çalışmaları sonu gelmeyecek bir yoldur. Bugün itibarıyla gelinen noktadaki eleştirilere konu uygulamalar ise çok geri bir noktanın timsalidir.
Kamu görevi ifa eden emniyet birimlerinin bünyesindeki personeli daha sık eğitime tabi tutması ve bu konuda daha eleyici olması gerekmektedir. Nihayetinde güvenlik güçleri yüzlerce, binlerce başarılı görev ifa ederken bunlar basında öncelikle yer almaz ve bu başarıların üstlenilen görevin bir sonucu olduğu düşünülür. Ancak ne zaman başarısızlık ortaya çıkar; bu durum haber olur.
Emniyet teÅŸkilatının öncelikli görevi bir taraftan iÅŸini yapmak; diÄŸer bir taraftan da personelini psikolojik ve mesleki olarak eÄŸitmektir. YaÅŸanan olaylardaki polise yöneltilen eleÅŸtiri ise polisin “Ölçüsüz” güç kullanımı ve hatta daha da ötesidir. Emniyet görevlilerinin suç iÅŸlediÄŸinden şüphe duyulan ÅŸahıslara karşı yaklaşımları, sokakta kontrolünü kaybedip şüpheliye saldırmaya kalkan “Linççi vatandaÅŸ” tan farklı olmalıdır.
Bu itibarla söz konusu eleştirilerin istisnasız tüm polis mensuplarına yöneltildiği düşünülmemeli, ancak yaşanan olaylar da sıradan olaylar gibi görülmemelidir. Hukuka aykırı bir şekilde kendinden beklenmeyecek derecede acemice davranan görevlilerin hizmetin gerektirdiği standartlara kavuşturulması kurumlardan beklenebileceği gibi bu eleştirilerin öncelikle emniyet teşkilatına yöneltilmesi de doğal karşılanmalıdır.
Nasrettin Hoca fıkrası malumunuz:
Hoca bir gün oÄŸluna testi verip çeÅŸmeden su getirmesini istemiÅŸ. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat patlatıp: “Testiyi kırma ha!” diye öğütlemiÅŸ.
Bunu gören komÅŸusu “Yahu hoca, çocuk testiyi kırmadan niye tokat vuruyorsun” diye sormuÅŸ. Hoca cevap vermiÅŸ: “Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader!”
Bugün artık günümüzde ne kırılan testidir, ne yenen tokat, ne de güvenlik güçleri Nasrettin Hoca. Bu nedenle hukukun en iyi yol gösterici olduğu düşünülerek, zor bir görev yürüten güvenlik güçlerinin kurum içi eğitim ve denetimleri buna göre yapılmalıdır.
YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.