Ene’l Hak

Ene’l Hak
Ene : Ben.
“Sen sen oldun, ben ben oldum, ne sen umdun, ne ben umdum,
Sen ben olaydın, ben sen olaydım, hem sen umaydın, hem ben umaydım.”
Hz.Şeyh Süleyman Veliyüddin-i Cerrahi(k.s.)
“Her kim, her şeyin Allah’ü Tealâ’dan geldiğini idrak ederse ve amel etmeye yegane tevfik verenin O olduğuna inanırsa benlikten kurtulur.” Hz.Sultan Abdulkadir-i Geylani(k.s.)
Hz.Şeyh Ebû’l Vefa(k.s.)’ya sordular : Hallac-ı Mansur Ene’l-Hak dedi, ne buyurursunuz?
-Ene’l batın mı deseydi? buyurdular.
Firavun; Nisbiyet ile(Kendi kuvvet ve kudretini Allah’a nisbet ederek) “Ben sizin Allah’ınızım” dedi. Nefsinin zebunu olup, küfür ve şirk bataklığına saplandı. Halka kendini ilah seçti, kendisine ise; hayal ve vehminde yaşattığı kuvvet ve kudretini ilah olarak gösterdi. Ve müşrik oldu.
Hallac-ı Mansur : Fenafillah(Allah’ta yok olma)-Bekabillah(Allah ile baki olma) mertebeleri ile şereflenerek, halkı(ne olduğunu) ve Hakk’ı kendi nefsine ispat etti.
Firavun’a; “Allah isen, helak et de görelim” dediler. Firavun zindandan bir esir çıkartıp katletti, ve işte “Helak ettim” dedi. Katil ve cani oldu.
Hallac-ı Mansur’a, aynı soruyu sordular. Hallac; “Öldürdüm” dedi. “Fakat biz görmedik, sen kimi öldürdün” dediler. Hallac; “Benim öldürmüş olduğum enaniyet ve nefsimdir” buyurdu. Naci ve Hadi oldu.
Firavun’a; “Allah isen, dirilt” dediler. Firavun zindandan bir mahkum çıkartıp azat etti. “O zindanda iken özgür olmadığı için ölüydü, şimdi özgür oldu, hayatın içinde dirildi” dedi. Bu eylemi ile kazıp ve fasık oldu.
Hallac’a aynı soruyu sordular; “İhya ettim” dedi. “Kimi” diye sordular, Hallac; “Gönlümü” dedi. Gerçek ve Münir oldu. Böylece “Nefsi mürde, gönlü zinde” oldu.
Neticede; Firavun “Ben Allah’ım” dedi. Erbab-ı delalet oldu. Mansur “Ben Hakk’ım” dedi. Erbab-ı Tevhid oldu. Çünkü Firavun’un dilinden “şeytan”, Mansur’un dilinden “Rahman” konuştu…
Çün sana gönlüm müptela düştü,
Derd-ü gam bana aşina düştü,
Zühd-ü takvaya yar idim evvel,
Aşkla benden hep cüda düştü,
Vaiz eder gel aşk-ı terk eyle,
Nideyim sabrı bi-vefa düştü,
Nice terk etsün aşk-ı şol aşık,
Ana karşu sen meh-lika düştü,
Vechini görsem dağılır aklım,
Zülfün ona çün mükteda düştü,
Kim seni buldu, kendi yoğ oldu,
Vaslına ey dost, can baha düştü,
Aşka uşşakın davet etmişsin,
Can kulağına ol sada düştü,
Bu Niyazi’nin hiç vücudunda,
Zerre kalmadı, hep bekâ düştü.
Hz.Niyazi Mısri(k.s.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir