Asgari Ücret ve Türkiye’nin Karnesi

Ekonomiye geçmeden hemen önce değinmek istediğim, yerel bir konu var, bu konu hakkında ben de şahsi yorumumu belirtmek isterim: Boşalan belediye başkan yardımcılığı koltuğuna kimin gelmesinden yana olduğumu, paylaşmak istiyorum. Her ne kadar kamuoyunda çeşitli isimlerin adı geçiyor olsa da, vizyonsuzluğu sebebiyle benim de sık sık eleştirdiğim belediye yönetimimize; Karacabeyce tanınmış bir aileden gelen, halk ile samimi diyaloglar kurabilecek, vizyon sahibi Ahmet Şen’in en uygun aday olduğu kanısındayım. Şen, sadece kendi parti tabanı ile değil; muhalif kanat ile de dengeli ilişkiler kurabilecek sempatik bir siyasetçi. Umarım ilçemiz için hayırlısı olur.

***

Lüksemburg merkezli Avrupa Birliğinin ekonomi ve istatistik ofisi olarak yayın yapan “EUROSTAT “; Avrupa kıtası ülkelerindeki asgari ücret rakamlarını ve bu ücretlerin euro bazlı alım güçlerine dair verileri kamuoyu ile paylaştı.

Bu verilere göre: Türkiye’nin toplam nüfusunun %42.9’u asgari ücret ile geçimini sağlıyor. Yani ülkenin neredeyse yarısına yakını asgari ücrete tabi. Dolayısıyla da bu asgari ücretli kalabalık nüfusun en temel önceliği; geçim kaygısı, kira, faturalar ve kredi kartı taksitleri… Türkiye’deki milyonların gerçek gündemi işte bu… Peki bize en yakın Avrupa ülkesi kim? “Sanki bir tek asgari ücret bizim ülkemizde mi var kardeşim?” diye soruyorsanız; alın size cevabı: Bize en yakın Avrupa birliği ülkesi olan Fransa’da bu oran %8.3 tür (ki Fransa’nın %10’nun Müslüman Asyalı ve de Kuzey Afrika kökenli, azınlık yoksul bir nüfustan oluştuğunu da unutmayalım). Fransa’yı sırasıyla %6.2 ile Yunanistan, %4.9 ile İngiltere ve onu da %3.3 ile Hollanda takip ediyor. Ayrıca yeri gelmişken belirtmeliyim ki Belçika’da bugün asgari ücretli çalışan hiç kimse bulunmuyor ! Dolayısıyla o ülkede fakirlik de yok elbette.

Bu verdiğim veriler; bugün Avrupa ülkelerindeki, asgari ücretle geçimini sağlayan nüfusun, toplam nüfus içerisindeki oranına dair verilerdir. Peki Türkiye’de bir asgari ücretlinin aldığı maaşın Türk lirası/ Avro bazındaki karşılığı ne kadardır?  Brüt 380 €’ya tekabül etmektedir. Türk lirasının alım gücü, her geçen gün tırmanışa geçen Avronun artışı ile daha da düşmektedir. Yani şuanda, bu yazıyı kaleme aldığımda 1 € = 8 TL’nin üzerindeydi, yani 8 tane Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, toplamda 1 tane Avrupa birliği vatandaşı bile edemiyor!!!

Gelin şimdi de asgari ücretin en yüksek olduğu Avrupa birliği ülkelerine birkaç örnek verelim:  Lüksemburg listenin ilk sırasında; Lüksemburg’da asgari ücret tam 2142 € yani Türk lirası ile aylık 17 bin lira ile ülke açık ara lider. Onu takip eden Hollanda’da ise asgari ücret 1636 € yani 13 bin Türk lirasından fazla. Yine nüfusu bizimkiyle aynı olan güçlü Almanya’da ise asgari ücret 1584 € yaklaşık 12.800 TL iken, her fırsatta bize rakip gösterilen Yunanistan’da bu rakam 758 € dur. Yani bizim iki katımızdan bile daha fazla kazanıyor bir Yunanlı. Çünkü Türkiye’de bu rakam üzülerek söylemek gerekirse sadece 380 € dur. Yine en düşük asgari ücrete sahip Avrupa ülkesi ise 213 € ile Arnavutluktur.

Tüm bu tablolar aslında bize birden çok gerçeği haykırmakta. İlki Türk halkı fakir, ortalama bir Avrupa Birliği vatandaşından çok daha düşük maaş ile yaşamaya muhtacız. Üstelik bu oran nüfus geneline bakıldığında o kadar yüksek ki, rakiplerimiz olan batılı yoksul ülkeler bile, bizim yakınımıza yaklaşamıyor. Çok çalışan ve az kazanan sevimli bir ülkeyiz! ( ki bunun bir de milyonlarca gençten oluşan, üniversite mezunu, çalışamayan işsiz nüfusu var, ben onları burada hiç saymadım bile!)

İşte gerçekler ve işte ekonomik verilerimiz bunlar! Belki bir başka ülkede olsa hükümeti bunaltacak bir ekonomi tablosu karşımızda ama bizde, medya sanal gündemler yaratarak bir şekilde olayı süspanse edebilmekte. Şunu da sorabilirsiniz: “Yahu bu Türkiye’nin ekonomisi hiç mi düzelmez arkadaş?” Tabi ki düzelir, tabi ki bizler de tıpkı Avrupalılar gibi, çok daha mutlu yaşayabiliriz. Sadece ve sadece devlet harcamalarımızı ve “masraf kalemlerinizi” kısmış olmamız bile, yurt içinde bölgesel kalkınma ve istihdam yaratmak için gerekli olabilecek fonu ve kaynağı oluşturmaya yetecek miktarda. Ama bizim önceliklerimiz tabii ki başka. Ben Türkiye gündeminde ekonominin pek de yer kapladığına tanık olamıyorum. Yunanistan meselesi, Libya harekatı ya da Ayasofya ile gündem sürekli meşgul edilip sanal algılar yaratılmakta.

Sizler, bu ülkenin vatandaşları olarak , siyasi tercihlerinizi yaparken; sizleri yönetmeye talip olan siyasi partilerin lütfen ekonomi politikalarını sorgulayın. Çocuklarınızın iş kaygısını ” Kim, hangi parti nasıl gidereceğini taahhüt etmekte?” bunları irdeleyin, bunlara öncelik verin. İktisat fakültesinde genç bir öğrenci iken okuduğum bir duvar yazısını hiç unutamıyorum. Bugün bile aklımdan hiç çıkmayan o yazıda “Fakirlik kader değildir” yazıyordu!!!

Üzerinden yıllar yıllar geçti ve ben , bugün bakıyorum da, yeryüzünde bir tane Türki devleti yok ki; baştakiler tok halkı da tok olsun. Bir tane Arap İslam devleti yok ki; sultanları zenginlik ve lüks içindeyken ülkesindeki halkın da karnı tok sırtı pek olsun. Kim mi müreffeh?

Yine Hristiyan batılı devletler, yine Musevi Yahudiler ve yine demokrasi ile yönetilen Avrupalılar, yine onlar yine onlar…

Demek ki fakirlik; bizlerin başa getirdiklerinin, sadece ve sadece bizlere merhameti ve Allah korkusuyla alakalı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir