Alevilik-2

Alevilik-2
Ben babamdan ileri, çocuğumdan geriyim.” Hz.Ali(k.v.)
Bekri : Allah ve Resulünün aşkıyla sermest olmuş(Ebu Bekr: Sermest’lerin Babası).
Sıddık : Sözünde sadık, sözünün eri, doğru. Allah ve Resulüne tastik ve sadakatte en ileri giden. Hz. Ebu Bekir Sıddık(r.a.)
Bir mü’minin sıddıklar arasına katılması için, kalbinde ne mal sevgisi kalacak, ne çocuk sevgisi, ne de kadın sevgisi. Aşkullah ve Aşk-ı Resulullah ile Din-i Ahmediyye uğrunda evvela malını, sonra canını verecek. Malına kıyamayan, canına hiç kıyamaz.
Bekriyye : Sıddıkiyye. Hz. Ebu Bekir Sıddık(r.a.). Hz. Peygamber(s.a.v.) Efendimizin dört yarından biridir. Yar-ı gar-ı Refik diye anılır. Adı Abdullah olup, sonradan Sıddık ve Atik lakaplarını aldı. Kureyşidir. Hz.Aişe validemizin pederi muhteremleridir. İslamı ilk önce kabul edenlerden olup, malını ve canını Allah yoluna ve Resulullah aşkına feda edenlerdendir. Hal-i hayatında Allahü Teala’nın rıza-i şeriflerini kazanmış ve kendi de Hak’tan razı olmuş, cennetle müjdelenmiştir. Aşere-i Mübeşşere’dendir. Sultan-ı Enbiya Efendimizin Halifesi ve Tarikat-ı Sıddıkiyye’nin Piri’dir. Yoluna tabi olanları hidayete eriştiren Mürşid’dir. 63 yaşında, hicretin 13. senesi, şehiden zehirlenerek irtihal eylemiştir. Hilafeti 42 aydır. Hz. Resulullah(s.a.v.)’ın ayağı ucunda Medine-i Münevvere’de medfundur. “Kim ona Sıddık demezse, Allah dünya ile ahirette onun sözüne doğruluk vermez. -Hz.İmam-ı Muhammed Bakır(r.a.).-”
Hz.Selman-ı Farisi(r.a.) Mürşid-i Ekremleridir.
Hz.İmam-ı Cafer-i Sadık(r.a.) ulum-i zahirde ve batında derya.
Hz.Pir Sultanü’l-Arifin Beyazid Bistami Veli (k.s.)
Hz.Şeyh Ebu’l Hasen’i Harakani(k.s.)
Hace Yusuf-ı Hemedani(k.s.)
Hace Ahmet Yesevi(k.s.)
Hace Hünkar Bektaş-ı Veli(k.s.)
Hace Abdulhalık Gucduvani(k.s.)
Hace Muhammed Baba Semasi(k.s.)
Hace Seyyid Emir Külâl(k.s.)
Hace Şah-ı Muhammed Behaeddin Nakşibendi(k.s.)
Hace Alaeddin-i Buhari(k.s.)
Mevlana Sadeddin Kaşgari(k.s.)
Hace Abdullah Taşkend-i Semerkandi(k.s.)
Mevlana N.Abdurrahman Molla Cami(k.s.)
İmam-ı Rabbani(k.s.)
Şeyh Muhammed Murad-ı Buhari(k.s.)
Şeyh Şemseddin Can-ı Canan(k.s.)
Hz.Ziyaeddin Mevlana Halid…….. gibi pek çok zevat-ı kutsi, bu tarikatten gelmişlerdir.
Bektaşiyye : Yesevi, Hz.Hacı Hünkar Muhammed Bektaş-ı Veli(k.s.). (Nişabur 646-Kırşehir 738) Bütün tarikatlarda olduğu gibi derviş, eline, beline ve diline sahip olmakla görevlidir.
Hacı Bektaş-ı Veli(k.s.) Hazretleri, “Makalât” adlı eserinde beyan ederler:
İmam-ı Cafer-i Sadık mezhebi pak efendimiz buyurdu kim: Tarikat-ı Naciye’de 3 sünnet, 7 farz vardır. Her mürid ve her âşık ve her sadık ve her ârif ve her talip bilmek gerektir:
3 Sünnet :
1-Zikr-i Yezdan-ı Hak’kı dilinden düşürmeye ve gönülden ve kalbinden Rabbül Alâ’yı unutmayıp daim zikir ede.
2-Bir karındaşı ile adaveti(düşmanlığı) var ise kalbinden gidere.
3-Mürid-i Talip olan kahrına ve her haline teslim ve razı ola.
7 Farz :
1-Mürid-i Talip olan kimse her varlığı hak bile, erenler sırrını izhar etmeye.
2-Sırdar ola, yani sırrı velâyeti saklayıcı ola. Gördüğün görmeye, örtücü ola ve görmediğin söylemeye ve hiçbir vecd ile faş(açıklama) etmeye.
3-Yezdan-ı Hak’kı tefekkür eyleye. Zira her fesat Yezdan-ı Hak’kı unutmakla olur. Yezdan-ı Hak’kı unutmayan, bende-i erenlerdendir. Ol kişi ki; bende-i velayette kul iken, sultan olur.
4-Uğrun dirlik etmektir, ve çok sakına. Mürşid-mürebbi hakkını hak etmiş ola. Ve muradını Mürşit ve mürebbi kademinde bula. Hicap duymaksızın ana ayan ve beyan kılına.
5-Rehber hakkını ceme götüre. Bi-dirig(Tereddüt duymadan, esirgemeden) erenler meydanına götüre.
6-Halifeden el tutup, erenler meydanında Pir’ler mukabelesine, yed’ullah ile(el ele, el Hak’ka) ikrar edip tevbe kıla.
7-Tac ile vasl’a urunup, mürşid-i üstaza özünü getirip, kendi bildiğini terk ede. Yol ehline paymal kıla(Kendi bildiklerini ayaklar altına alma).
Prof.Dr.Esat Çoşan’ın Türkçeleştirdiği, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin “Makalât” adlı eserinden sadeleştirilerek alınmıştır.
Kimisi bilmez, öğretirsin…
Kimisi bildiğini bilmez, eğitirsin…
Kimisi bilmediğini bilmez, ve en çok bildiğini iddia eder, işte onun için yapılacak hiçbir şey yoktur.
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin, gaflet ehli için veciz bir sözü vardır. “Ne aradığını bilmeyen, bulduğunun farkında olamaz” ve yine merhum Turgut Koca Baba’nın bir yakıştırması vardır, “Her insan Cenabı Hak ile müşerref olur, ancak tanımadığı için farkında olamaz(Mürg-i Dil, S.81).
Tac marifet tacıdır, sanma gayrı tac ola,
Taklid ile tok olan, hakikatte aç ola,
Düşe düşüp aldanma, kendin hayrete salma,
Senden özke ne vardır, ta’bire muhtaç ola,
Sana Alem görünen, hakikatte Allah’dır,
Allah birdir va’llahi, sanma ki birkaç ola,
Bir ağaçtır bu alem, meyvesi olmuş Âdem,
Maksud olan meyvedir, sanma ki ağaç ola,
Bu Âdem meyvesinin, çekirdeği sözündür,
Sözsüz bu Âdem, alem bir anda târâc ola,
Bu sözlerin meali, kişi kendin bilmektir,
Kendi kendin bilene, hakikat Mir’ac ola,
Hak denilen özündür, özündeki sözündür,
Gaybi özün bilene, rububiyet tac ola.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir